Tarih: 29.01.2026 17:56

Çiftçi: Bağımlılık bir bataklıktır, ciddi halk sağlığı problemidir

Facebook Twitter Linked-in

Bağımlılığın davranışsal ve kimyasal olmak üzere iki ana başlık altında ele alınması gerektiğini ifade eden Çiftçi, teknoloji ve kumar bağımlılığının davranışsal, tütün, alkol ve madde bağımlılığının ise kimyasal bağımlılık kapsamında değerlendirildiğini son dönemde özellikle sanal kumarın yaygınlaşmasıyla bağımlılık yaşının düştüğünü ve yetişkinlerde de ciddi bir artış yaşandığını bu sürecin çoğu zaman aileler tarafından geç fark edildiğine dikkat çekti.

Davranışsal ve kimyasal bağımlılıkların birbirini tetikleyen bir süreç olduğuna işaret eden Çiftçi, bağımlılığın her türüyle mücadelenin erken farkındalık ve profesyonel destekle mümkün olduğunu ifade etti.

Son yıllarda sanal ortamlar üzerinden yaygınlaşan kumar ve teknoloji bağımlılığının, kimyasal bağımlılıklar kadar yıkıcı sonuçlar doğurduğunu vurgulayan Çiftçi, konuya ilişkin İLKHA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

“Çeşitli bağımlılıklar ile ilgili çalışmalar yürütüyoruz”

Bağımlı olup YEDAM’a başvuran kişiler için klinik psikologlar ile çalışıldığı ile ilgili açıklamalarda bulunan Çiftçi, “Bağımlılık halk sağlığı problemidir, bir hastalıktır, beyin hastalığıdır. Bağımlılık 5 türde, birbirini tetikleyen ve birbiriyle ilintili bir süreçtir. Yeşilay olarak teknoloji, tütün, alkol, kumar ve madde bağımlılığı ile ilgili çalışmalar yürütüyoruz. Bunların tümü de bir halk sağlığı problemidir. Bağımlılığı biz ikiye ayırıyoruz: davranışsal bağımlılık ve kimyasal bağımlılık. Davranışsal bağımlılık teknoloji bağımlılığı ve kumar bağımlılığıdır. Kimyasal bağımlılık ise tütün bağımlılığı, madde bağımlılığı ve alkol bağımlılığıdır. Son süreçlerde madde bağımlılığı ile birlikte kumar bağımlılığı, yani sanal kumar bağımlılığıyla ilgili bir de teknoloji bağımlılığı gündemdedir malumunuz. Madde bağımlılığı, insanın fiziksel olarak beynin karar alma mekanizmasının çürümesi; fiziksel olarak yoksunluk, zihinsel ve ruhsal olarak çöküntülerin yaşanmasıyla ortaya çıkıyor. Bunun tedavisiyle birlikte büyük bir süreç başlıyor. Biz de madde bağımlısı olan kişilere YEDAM, Yeşilay Danışmanlık Merkezi dediğimiz 115 hattımızla, gizlilik ve ücretsiz olmak üzere, klinik psikologlarımızın terapileri ile danışanları, hastaları tedavi ediyoruz. Tabii bunun yanında diğer başlıklarda da kumar bağımlılığına da teknoloji bağımlılığına da tütün ve alkol bağımlılığına da 115 üzerinden tedavi veriyoruz. Malumunuz madde bağımlılığı ve diğer bağımlılıklar da ‘bir defadan bir şey olmaz’ diyerek başlıyor ve bu ‘bir şey olmaz’ hikâyelerinin yüzde 95’inin arkasında çoğunlukla arkadaş ilişkisi ve çevre faktörü var. Danışanların öykülerinde genelde bu sonuçlar ortaya çıkıyor.” ifadelerini kullandı.

“Çevremizi doğru analiz etmemiz lazım”

Bağımlılıkların tümünün halk sağlığı problemi olduğunu dile getiren Çiftçi, “Bu kumar bağımlılığı ve diğer başlıklardaki bağımlılıklarda ‘bir kereden bir şey olmaz’ı reddetmemiz lazım. Hayır dememiz lazım. Çünkü bağımlılık illeti bir bataklıktır. “Ben bağımlı olmam, bir defa ile bir şey olmaz” demekle bağımlılık başlıyor ve kısır döngü beraberinde geliyor. Madde bağımlılığı da böyle, kimyasal bağımlılık da davranışsal bağımlılık da böyle. Ne yapmamız gerekiyor? Çevremizi doğru analiz etmemiz lazım. Bize zararlı alışkanlıkları teklif eden ortamlardan uzak durmamız lazım. Hayır dememiz lazım ve o çevreyi terk etmemiz lazım. Bu alışkanlıkları bize iten insanların iyi niyetli olmadığını bilmemiz lazım, arkadaşımız da olsa. Çünkü o girdaba, o çukura düştüğümüz zaman tehlikenin belki o an farkına varmıyoruz ama zaman içinde nasıl büyük bir tahribatın, nasıl büyük bir psikolojik travmanın içine girdiğimizi sonradan fark ediyoruz. Son zamanlarda sinsi bir şekilde yayılan sanal bağımlılık, yani kumar bağımlılığı ve internet bağımlılığı, teknoloji bağımlılığı gün yüzüne çıktı.” şeklinde konuştu.

“Kazanayım derken daha çok kaybediyor”

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte sanal bağımlılıkların artık yanı başımızda olduğunu belirten Çiftçi, “Sanal bağımlılıkta da kumar bağımlılığında da kişi önceden kumarhanelerde masa kurulurdu, masalarda oynanırdı; iddia bayileri vardı, şu anda da var; at yarışları vardı. Ama şu an teknolojinin ve internetin gelişmesiyle bunlar hemen yanı başımızda; telefonda, tablette, akıllı saatte oynanmaya başladı. Zamanı yok, mekânı yok. Gece üçte de oynanıyor, ikide de oynanıyor, sabah dörtte de oynanabiliyor. Sınır yok. Bir gizlilik var. Kişi hissettirmeden, fark ettirmeden, önceden bir oyun merakıyla başlıyor. Sonra bunu bir ticarete dönüştürüyor. Yüz lira koyuyor, bin lira kazanıyor ilk aşamada. Daha sonra bu girdap oluşuyor. Bu girdapla birlikte kişi bunu saklayabiliyor. Ailesi de, çevresi de fark etmiyor; yani kişinin böyle bir bağımlılık illetine bulaştığını. Çünkü zamanla kurtulmak istiyor, kurtulamıyor. Bu defa kaybettikçe kazanayım mantığıyla, kazanayım derken daha çok kaybedip daha çok birikimini, ailesinin, çevresinin ve kendisinin birikimini heba etmeye başlıyor.” diye konuştu.

“Aileler teknolojiyle zaman geçiren çocukları kontrol etsin”

Kumar oyunlarının ve bağımlılığının çok masumane göründüğünü fakat temele inildiğinde çok büyük sorun olduğunu vurgulayan Çiftçi, “Daha sonra bir tükenmişlik başlıyor. Artık her şeyini kaybediyor ve kişinin ailesi de, çevresi de, bitiş aşamasından sonra kişinin kumar bağımlısı olduğunu fark ediyor. O zaman da doğal olarak tükenmişlik ortaya çıkıyor. Onun için sinsi dediğimiz bu. Çünkü telefon ile kişi arasında yaklaşık 15–20 santimlik bir mesafede gizliliği olan, kimseye fark ettirmeden, kimseye hissettirmeden böyle bir şekilde yayılıyor. Ama kimyasal bağımlılıkta bu hissetme olabiliyor. Kişinin fiziksel olarak dönüşümü; göz kızarıklıkları, çukurluklar, diş çürümeleri, halsizlik, yorgunluk, uykusuzluk veya çok uyuma gibi belirtiler kendini hissettiriyor. Ama kumar bağımlılığında, teknoloji bağımlılığında bu tür şeyler olmuyor. Onun için çok sinsi, çok tehlikeli. Son süreçte de zaten kumar bir ticari şeydir. Masa hep kazanır, oynayan kazanmaz. Öyle bir dünya yok. “Ben kumar oynayayım, kazanayım” diyen insan hemen hemen hiç yoktur. Sistemi kuran, masayı kuran kazanır. Yetişkinlerde de var bu. Bakın, biz üç yıldır yaklaşık 400 kişi bağımlılıktan Yeşilay Danışmanlık Merkezimiz olan YEDAM’a başvuru yapmış. 400’e yakın başvurunun içinden 100’e yakını kumar bağımlılığından başvuru yapmış. Bu 100’e yakın kumar bağımlısının içinden de 100 kişiden 80’i bu illetten kurtarılmıştır YEDAM’ımızda, yani klinik psikologlarımız tarafından. Bunların yaş aralığı da genel merkezimizin açıkladığı üzere; yüzde 41’i 30–40 yaş aralığı, yüzde 36’sı 20–30 yaş aralığı, yüzde 15’i de 40–50 yaş aralığıdır. Gençlerden daha çok yetişkinlere gidiyor bu kumar bağımlılığı. Çok masumane şans oyunları gibi dönüyor, çok masumane görünüyor ama aslında büyük bir tuzak. Ailelerimizi, yetişkinleri, gençlerimizi bu illete bulaştırmamamız lazım. Gençlerimizin teknolojide ve internette nasıl zaman geçirdiğini ebeveynlerin bilmesi, kontrol etmesi lazım. Düzenli olmasa da ara ara zaman geçirdiği alanı kontrol etmeleri lazım. Çünkü kişi kendini çok iyi gizleyebiliyor. Bu tür problemi olan kişileri de gizlilik esaslı ve ücretsiz olarak çalıştığımız YEDAM 115’i arayarak, bu bağımlılık illetinden kurtarabiliriz. Yeter ki 115’i arasınlar. Buradan da kamuoyuna ricamız: çevrenizde madde, teknoloji, kumar, alkol ve tütün bağımlısı olan kişilerin 115’i aramalarıyla, gizlilik esaslı ve ücretsiz olarak Yeşilay’ın böyle bir hizmeti olduğunu bilmeleri ve buraya yönlendirmeleridir.” dedi. (İLKHA)




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —