Menü Doğunun Nabzı Gazetesi  & Haber Portalı
Tarih: 13.03.2026 15:34
Dünya Kudüs Günü’nde Van’dan vahdet çağrısı

Dünya Kudüs Günü’nde Van’dan vahdet çağrısı

Facebook Twitter Linked-in

Her yıl Ramazan ayının son cuma gününde çeşitli etkinliklerle idrak edilen "Dünya Kudüs Günü" dolayısıyla Van’da da basın açıklaması düzenlendi. 

Van Filistin’e Destek Platformu üye ve gönüllüleri, cuma namazına müteakiben Yukarı Nurşin Camii’nde bir araya geldi.

Basın açıklamasını okuyan Van Filistin’e Destek Platformu Dönem Sözcüsü Ahmet Faruk Çevik, başta Kudüs ve Mescid-i Aksa olmak üzere İslam aleminde zulüm altındaki halkalın özgürlüğü için vahdetin şart olduğuna dikkat çekti.

Tüm insanlığın vicdan durağı olan Kudüs, Mescid-i Aksa ve Gazze’de yaşanan soykırıma dur demek için bir araya geldiklerini belirten Çevik, “Bu beldeleri elde etme adına,  siyonist yayılmacılığın küresel barışı nasıl bir uçuruma sürüklediğine dikkat çekmek ve İslam coğrafyasının dört bir yanında yakılan fitne ateşine karşı vahdeti haykırmak için toplanmış bulunmaktayız. Kudüs, yalnızca Filistin halkının değil, bütün Müslümanların ve bütün insanlığın ortak mirasıdır. Mescid-i Aksa ise Müslümanların ilk kıblesi ve mukaddes mabetlerinden biridir. Ancak bugün Kudüs, Mescid-i Aksa ve Gazze; siyonist işgal rejiminin sistematik saldırıları ve yayılmacı politikaları altında ağır bir kuşatma yaşamaktadır. israilin Gazze’de başlattığı ve bugün Lübnan’a, Suriye’ye, Yemen’e ve İran’a yaydığı çatışma süreci, asla bir 'güvenlik' meselesi değildir. Bu, 'Arz-ı Mev'ud' hezeyanıyla bölge ülkelerini zayıflatma, parçalama ve köleleştirme operasyonudur. siyonist akıl, kendi güvenliğini komşu ülkelerin yıkımında aramakta, attığı her adımda dünya barışının altına dinamit döşemektedir. Bu saldırganlık, 'israilin güvenliği' bahanesi altında bütün bölgeyi dizayn etmeyi hedefleyen emperyal bir projeye dönüşmüş ve dünya barışını doğrudan tehdit eden bir boyuta ulaşmıştır. Şurası açıktır ki mesele sadece Filistin meselesi değildir. Asıl mesele İslam coğrafyasının tüm direniş hatlarını kırmayı hedeflemektedir.” dedi.

“Gazze, tarihin en büyük toplu mezarlığına dönüştürülmüştür”

Gazze, Lübnan, Suriye, Yemen ve son olarak İran’ın küresel şer odaklarının hedef tahtasına oturtulduğunu söyleyen Çevik,  “Bugün Orta Doğu, modern dünyanın gözleri önünde sistematik bir yok etme operasyonuna sahne olmaktadır. Sadece sınırların değil, vicdanların da tarumar edildiği bu süreçte; Gazze ve Kudüs’e sahip olma adına Lübnan, Suriye, Yemen ve İran, küresel şer odaklarının hedef tahtasına oturtulmuştur. Müslümanların ilk kıblesi Kudüs, siyonist işgalin pençesinde kimliksizleştirilmeye çalışılırken; israilin başlattığı saldırılarla Gazze, tarihin en büyük toplu mezarlığına dönüştürülmüştür. Bu, sadece bir toprak kavgası değil, bir inancın ve halkın kökünü kazıma girişimidir. Gazze’de taş üstünde taş bırakmayan, Kudüs’ün mahremiyetini çiğneyen bu terör mekanizmasının lokomotifi olan Amerika ve israil ikilisinin bölgedeki yayılmacı emelleri, bölgedeki kaosun ana kaynağıdır. Çocukların açlıktan öldüğü, salgın hastalıkların pençesinde kıvranan bir halk, küresel güçlerin bölgedeki hakimiyet savaşlarına kurban edilmektedir. Emperyalist güçler ve onların bölgedeki karakolu olan israil, bugün İran’ı doğrudan hedef alarak bölgesel bir savaşı tetiklemekten, bölgeyi topyekûn bir yangın yerine çevirmekten çekinmemektedir.” ifadelerini kullandı.

“Üçüncü dünya savaşı riski artıyor”

İşgal rejimi ve ABD’nin hukuk tanımayan uygulamalarının dünya barışını tehdit ettiğine vurgu yapan Çevik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dünya da şunu çok iyi bilmelidir ki, bu yangın bölgeyle sınırlı kalmayacak kendilerine de sıçrayacaktır. Amerika ve israil ikilisi, uluslararası hukuku ayaklar altına alarak dünyayı bir 'orman kanunu' düzenine sürüklemektedir. BM kararlarını hiçe sayan, okulları, hastaneleri ve mülteci kamplarını vuran bu saldırganlık; küresel enerji hatlarını tehdit etmekte, dünya ekonomisini telafisi güç krizlere sürüklemekte, Üçüncü Dünya Savaşı riskini her geçen gün daha gerçekçi bir tehdit haline getirmektedir. Ancak bu saldırganlığın arkasında yalnızca israil ve Amerika yoktur, İngiltere de vardır. Özellikle Amerika ve İngiltere’nin siyasi, diplomatik, lojistik ve askeri desteğiyle yürütülen bu süreç, Filistin’deki zulmün sürmesine zemin hazırlamaktadır. Tarih bize bir kez daha göstermiştir ki; 'Küfür tek bir millettir.' Bu şer ittifakının içinde Amerika ön plana çıksa da israilin arkasındaki en büyük destekçilerden biri İngiltere’dir.

“Mezhebi ve siyasi ayrılıklar, siyonist kurşunlardan daha yıkıcıdır”

İslam aleminde yaşanan mezhebi ve siyasi ayrılıkların sona ermesi gerektiğinin altını çizen Çevik, “Gazze’de dökülen kan ile Yemen’de açlıktan can veren çocuğun feryadı birdir. Gazze’nin okullarında bombalanan çocuklarla Tahran’ın okullarında bombalanan kız çocukları birdir. Zulme sessiz kalmayın. İşgale karşı sesinizi yükseltin. Mazlumların yanında durun. Bunun için; vahdet şarttır… Mezhebi ve siyasi ayrılıklar, siyonist kurşunlardan daha yıkıcıdır. Tek yürek ve tek bilek olma vaktidir. Kudüs’ü savunmak, sadece Filistinlilerin değil, 'Lailaheillallah' diyen her ferdin boynunun borcudur. Şu bilinmelidir ki, Kudüs ve Aksa özgürleşmeden, ne bölgeye ne de dünyaya huzur gelmeyecektir. Çünkü; Bugün Kudüs’te ve Mescid-i Aksa’da süren işgal ve baskı politikaları; Orta Doğu’da kalıcı istikrarsızlığa neden olmakta, bölgesel çatışmaları derinleştirmekte, uluslararası gerilimleri artırmakta ve dünya barışını tehdit eden krizleri büyütmektedir. Gazze’de yaşanan insanlık dramı,  Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınlar, Kudüs’te yürütülen demografik ve siyasi değişim politikaları; yalnızca Filistin halkının değil, bütün dünyanın vicdanını yaralamaktadır. Bu nedenle bugün çok açık bir gerçek vardır:  Kudüs’te adalet sağlanmadan dünya barışının kalıcı olması mümkün değildir.” şeklinde konuştu.

“Küresel barışın anahtarı Kudüs ve Aksa’ın özgürlüğünden geçmektedir”

İslam alemine çağrıda bulunan Çevik, sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Kudüs’ün özgürlüğü yalnızca Filistin’in meselesi değil, insanlığın ortak barış meselesidir. Mescid-i Aksa’nın özgürlüğü yalnızca Müslümanların meselesi değil, insanlık onurunun ve uluslararası adaletin meselesidir. Bizler inanıyoruz ki;  Kudüs’te zülüm bittiğinde, Mescid-i Aksa özgürlüğüne kavuştuğunda, Filistin halkı kendi topraklarında özgürce yaşayabildiğinde; yalnızca Orta Doğu’da değil, dünya genelinde barışın önü açılacaktır. Bu nedenle bugün Dünya Kudüs Günü vesilesiyle çağrımız şudur: Kudüs özgür olmalıdır. Mescid-i Aksa özgür olmalıdır. Filistin özgür olmalıdır. Çünkü biliyoruz ki; Küresel barışın anahtarı Kudüs ve Aksa’nın özgürlüğünden geçmektedir. Van Filistine Destek Platformu olarak diyoruz ki; Kudüs sadece bir şehir değil, bir imandır; Mescid-i Aksa sadece bir cami değil, bir davadır. Siyonizm ve emperyalizmin bu topraklardan sökülüp atılması için tek çare, ümmetin vahdetidir. Bizler, haksızlık karşısında susan dilsiz şeytanlar olmayacağız! Kudüs’ün özgürlüğü, insanlığın özgürlüğüdür. siyonist işgal ve onun İngiliz-Amerikan destekli ortakları, tarihin çöplüğüne gömülene dek mücadelemiz sürecektir. Zulüm ilelebet devam etmez, zalimlerin sonu yakındır inşallah.”            

Program yapılan dua ile sona erdi. (İLKHA)




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —