Gelişen teknoloji ile küresel bir köy haline gelen dünyada, insanlığın ortaya koyduğu buluşlarla her ne kadar birçok işte kolaylık sağlasa da maalesef birçok şeyde olduğu gibi kimi olumsuzlukları da beraberinde getiriyor.
Teknoloji çağının en etkili araçlarından biri olan yapay zekâ, toplumun neredeyse her alanına dokunarak günlük yaşamda önemli bir yer edinmektedir. Doğru kullanıldığında ciddi fayda sağlayan yapa zekâ, mutlak doğru olarak kabul edildiğinde ise ciddi sorunlara sebep olabiliyor.
"Fikir edinmek için kullanılmalı, mutlak doğru kabul edilmemeli"
Yapay zekânın ödev hazırlığında kullanılmasına ilişkin İLKHA muhabirine konuşan Eğitimci Yazar Erkan Haras, ""Yapay zekânın belirli bir yere kullanılmasından yanayım. Ödev yapan öğrenci, birçok kaynak araştıracak, ansiklopedi karıştıracak. Yapa zekâ, öğrencinin araştıracağı kitapları öğrencinin önüne getiriyor. Öğrenci buradan aldığı bilgiyi birebir kullanması, ödevi yapay zekâya yaptırmak anlamına gelir. Ben yapa zekânın bir konu üzerinde fikir edinmek için kullanılmasından yanayım. Örneğin; su ile ilgili bir araştırma yapmak isteyen öğrenci, bunu yapa zekâya sorabilir ve yapay zekâ, H2O'dan tutun su savaşlarına kadar birçok bilgiyi önüne getirir. Öğrenci, yapay zekânın kendisine sunduğu bilgileri birebir kopyalayıp yapıştırırsa ve bunu hocasına götürürse ödev yapmış sayılmaz. Yapay zekâ öğrenciye bir fikir sunuyor, yol açıyor. Bu yolda belki de kaynak kitaplar önerecektir. Öğrenci bu kaynakları karıştıracak. Öğrenci yapay zekânın sunduğu bilgilerin üzerine ne katabileceğini düşünmeli, bulmalıdır. Ödevi yüzde 100 yapay zekâ ile yapamaz. Onun için yapay zekânın hem iyi hem kötü yönü var. Güzel olması bize bilgi sunması, kötü olması da tembelliğe alıştırmasıdır." diye konuştu.
"Yapay zekânın önerileriyle kişisel bilgi harmanlandığında güzel sonuçlar ortaya çıkar"
Yapay zekâdan önce ödevlerin kütüphanelerde yapılan araştırmalarla hazırlandığını hatırlatan Haras, "Kütüphanelerde devasa kitapları yığar, oradan araştırma yaparak üzerinde incelemeler yapardık. Şimdi buna gerek kalmadı. Çünkü yapay zekâ bunu sunuyor. Maalesef ödevi tamamen yapay zekâya göre hazırlaması ödev sayılmaz. Öğrenci, yapacağı araştırma ile ilgili 10-15 günlük bir planlama yapacak ve ulaşmak istediği kaynaklardan elde edeceği veriler ışığında ödev yapmayı hedefleyecek. Bu hedefini yapay zekâ ile 3 güne düşürebilir. 3 günün sonunda kendi çabasıyla da bir şeyler ortaya koymaya çalışırsa güzel sonuç elde edebilir. Ancak o kadar tembel bir nesil yetişiyor ki ortamda bir şey tartışıldığında, 'Bunu yapay zekâya soralım' diyen biri mutlaka oluyor. Buradan aldığı bilgileri de kesin bilgi olarak kabul ediyor. Yapay zekâ size yüklenmiş dosyaların içerisindeki bilgileri sunabilir. Yüklenmemiş olan bilgileri sunamaz." şeklinde konuştu.
"Sırtını tamamen yapay zekâya yaslamış öğrenciler ortaya çıktı"
Yol tarifinden yemeğe kadar her şeyin yapay zekâya sorulduğunu belirten Haras, son olarak şu ifadeleri kullandı:
"Öğrenci, bir paragraftaki yanlışlık oranını bile yapay zekâya soruyor. Bu öğrencileri sadece yapay zekâdan oluşan bir beden olarak ortada görüyoruz. Kendi fikirleri yok. Yapay zekânın olumsuz yönlerinden birisi, kendisine ait bir fikri olmayan, tamamen yapay zekânın dediğini doğru kabul eden bir neslin yetişmesidir. Bir öğrenci yapay zekâyı kullanacaksa, araştıracağı ödeve ilişkin soruları soracak ama birebir yapay zekânın kölesi olmayacak. Kendisine göre de fikirleri olacak. Ancak yapay zekâ ile çalışanların çoğunun kendisine göre bir fikri yok. Tamamen yapay zekâya göre çalıştıkları için 'Tembelizm' akımı ortaya çıkıyor. Sırtını tamamen yapay zekâya yaslamış öğrenciler ortaya çıktı. Ben buna karşıyım. Birebir model almamalı, kendi, fikirlerini, araştırmalarını da ortaya koymalıdır." (İLKHA)