Dünya Müslüman Âlimler Birliği tarafından İslam Âlimleri Vakfı'nın desteğiyle gerçekleştirilen,50'den fazla ülkeden 150'i aşkın âlimin katıldığı "İslami ve İnsani Bir Sorumluluk: Gazze" konferansının sonuç bildirgesi Ayasofya Camii'nde okundu.
22-29 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilen konferans kapsamında, Gazze ve Filistin davası için yapılması gerekenler tüm yönleriyle gerçekleştirilen oturumlarla tartışıldı.
Prof. Dr. Ali Erbaş
"Bir avuç azgın topluluk tüm dünyayı topyekûn felakete sürüklüyor"
Cuma namazı sonrasında Ayasofya Meydanı'nda yüzlerce âlimin katılımıyla gerçekleştirilen basın açıklaması öncesinde konuşan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, "Kurulduğu günden beri gerçekleştirdiği cinayetlere sessiz kalınmasından cesaret alan Filistin'deki işgalci siyonist rejim, kirli emelleri uğruna Gazze'de tam anlamıyla bir soykırım yapıyor. Bu alçakça saldırı ve soykırım karşısında bazı dünya devletleri, adeta siyonist işgalci tarafından esir alınmışçasına doğrudan ya da dolaylı olarak katillere destek oluyor. Bir avuç azgın ve sapkın topluluk tüm dünyayı topyekûn bir felakete sürüklüyor. Bu korkunç zulüm ve insanlık dışı işgale karşı, iman dolu yüreğinden başka hiçbir imkânı kalmayan Filistin'in, Gazze'nin cesur ve onurlu halkı büyük bir direniş gösteriyor. Onların bu asil mücadelesini her bakımdan desteklemek ve soykırımı durdurmak için mücadele etmek, dini, ırkı, mezhebi, kültürü ne olursa olsun her insan için bir vicdan ve ahlak meselesidir. Her devlet için hukuk ve meşruiyet meselesidir. Her Müslüman için iman ve kulluk meselesidir." dedi.
"Bir olursak zalimler kirli emellerine asla ulaşamayacaktır "
Erbaş, "Bizim inancımızda, zulüm ve haksızlığa duyarsız kalmak, zalimlere ve hainlere ses çıkarmamak, doğrudan ya da dolaylı şekilde zalimlere, işgalcilere, katillere destek olmak, onların destekçilerine destek olmak haramdır, yasaktır. Bu yüzden herkesin yapabileceği bir şey var. Ulusal ve uluslararası boyutta işgalci siyonistlerin mallarını boykota devam. Evet, boykota devam… Milletimiz asırlar boyu hep mazlumun yanında zalimin karşısında yer almıştır. Tarihimiz bunun örnekleriyle doludur. Allah'ın inayetiyle zalimler kirli emellerine asla ulaşamayacaktır. Yeter ki bütün Müslümanlar, bütün vicdanlı insanlar bir olsun, beraber olsun. İşte o zaman zalimler mazlum yüreklerin karşısında hüsrana uğrayacaktır. Bu zulme sessiz kalan da maşeri vicdanda mahkûm olacaktır. Hesap gününde pişman olacaktır." diye konuştu.
Hac suresinin, "Kendilerine savaş açılan Müslümanlara, zulme uğramış olmalarından dolayı karşılık verme izni verilmiştir. Şüphesiz Allah'ın onlara yardım etmeye gücü yeter." Mealindeki 22'inci ayet ve Enfal suresinin, "Allah'ın ve sizin düşmanlarınızı ve onların gerisinde olup sizin bilmediğiniz, fakat Allah'ın bildiklerini korkutup caydırmak üzere, onlara karşı elinizden geldiği kadar güç ve savaş atları hazırlayın" mealinde 60'ıncı ayetiyle başlayan bildiriyi, âlimler adına İslam Âlimleri Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu okudu.
Gazze ümmet ve bütün insanlık düzeyinde dini ve insanî bir sorumluluktur
Gazze'de aralıksız devam eden katliamlar, insana ve kutsallara karşı işlenen ağır ihlaller, yaşanan katliamlara karşı ABD başta olmak üzere, uluslararası sessizlik ve bazı bölgesel tarafların iş birliği eşliğinde işgalin toprakları yutma, "Büyük İsrail" projesini inşa etme girişimleri karşısında, İstanbul'da yüksek düzeyli bir konferans gerçekleştirildiğini hatırlatan Hacımüftüoğlu, Gazze meselesinin artık yalnızca yerel bir mesele değil, ümmet ve bütün insanlık düzeyinde dini ve insanî bir sorumluluk olduğunu ifade ederek, saldırıların derhal durdurulması ve insani yardım koridorlarının açılması için kapsamlı bir seferberlik çağrısında bulundu.
İnsani bir "Hılfu'l Fudul" kurulması çağrısı
Soykırım suçlarıyla mücadele etmek ve siyonist yayılmacılığın önünü kesmek amacıyla, İslami-insani bir ittifakın oluşturulmasının zaruret haline geldiğini vurgulayan Hacımüftüoğlu, bunun için tarihi 'Hılfu'l-Fudûl' ruhunun, çağdaş bir 'İnsani Hılfu'l-Fudûl' olarak yeniden ihyâ edilmesi, saldırıların durdurulması ve suçluların yargı önüne çıkarılması yönünde etkin bir adım atılması gerektiğini ifade etti.
Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu
Devlet başkanlarıyla temas kuracak daimi bir heyet kurulacak
Konferansın "İstanbul Bildirisi" ile sona erdiğini söyleyen Hacımüftüoğlu, "Bildiride, Gazze'deki Filistinli kardeşlerimize karşı işlenen siyonist katliamların durdurulması amacıyla küresel bir hukukî ve parlamenter ittifakın kurulması çağrısı yapılmaktadır. Bunun ancak İslâm birliği ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da ifade ettiği üzere; Kudüs İttifakı'nın tesisiyle mümkün olacağı vurgulanmıştır. Ayrıca, devlet başkanlarıyla doğrudan temas kuracak resmî heyetlerin oluşturulması ve sürecin takibini yapacak daimî bir komite kurulması karara bağlanmıştır. Konferansa katılan âlimler olarak, Gazze'ye Ayasofya'dan şu mesajları gönderiyoruz… Hepimiz sizinleyiz. Direnişe de şu selâmı iletmektedir. Cihadınız, sabrınız ve meşru mücadeleniz bizim için bir izzet kaynağıdır. Zaferiniz, hak, adalet ve hürriyetin zaferidir. Bugün biz, 'İslami ve İnsani Bir Sorumluluk: Gazze' konferansının kapanışını ilan etmiyoruz… Bilakis, bu konferansın çalışmasının başlangıcını ilan ediyoruz. Zira konferans boyunca gerçekleştirilen 18 ilmi müzakere ve çalıştayda alınan önemli kararların hayata geçirilmesi, bu konferansın asıl hedefini teşkil etmektedir. Bu müzakere ve çalıştaylarda, İslâm ümmetinin ve tüm dünyanın bu büyük musibet karşısında taşıdığı dinî ve insanî sorumlulukların yolları ele alınmış, ayrıca ümmetin dirilişi ve saflarının birleştirilmesi için gerekli mekanizmalar ve yol haritaları ortaya konulmuştur." şeklinde konuştu.
Zekâtların yüzde 50'si Gazze'ye
Hacımüftüoğlu, "Konferansa katılan âlimler olarak, direnişin silahsızlandırılmasına kesinlikle karşı çıkıyoruz. Filistin halkının meşru hakkı olan direnişten vazgeçirilmesine yönelik tüm çağrıları kesin bir dille reddediyoruz. Filistin halkının siyonist işgale karşı, silahlı direniş dâhil olmak üzere, tüm meşru direniş yollarına sahip olduğunu güçlü biçimde teyit ediyoruz. Ayrıca ümmetin Allah yolunda cihadın tüm şekilleriyle seferber edilmesini gerekli görüyoruz. Gazze'ye uygulanan kara, hava ve deniz ablukasının kırılması için acil ve kararlı bir çağrıda bulunuyoruz. Sınır ülkelerinin, tüm geçiş kapılarını derhal açmaları vaciptir. Bu çerçevede, 'Özgürlük Filosu'na çok sayıda geminin katılımını bekliyoruz. Filistin davası uğruna samimiyetle ortaya konulan tüm gayretleri büyük bir takdirle karşılıyor, Gazze'de direnen kardeşlerimizin yanında yer almak için yapılan bütün halk inisiyatiflerini ve resmî girişimleri güçlü bir şekilde destekliyoruz. Konferansa katılan âlimler olarak, bir vakıf fonu kurulmasını ve iş insanlarını, ekonomik ve finansal kurumları ile imkân sahibi tüm Müslümanları bu fonu desteklemeye davet ediyoruz. Buna göre, her yıl elde edilen kârlarının en az yüzde 2'sinin Gazze'deki yardım ve kalkınma çalışmalarına tahsis edilmesi ve bu desteğin ivedilikle hayata geçirilmesini istiyoruz. Bu süreç, hukukî ve şeffaf mekanizmalar üzerinden yürütülecek, böylece Filistin toplumunun direncini güçlendiren ve onların ayakta kalmasına katkı sağlayan sürdürülebilir desteğin inşasına vesile olacaktır. İslam Âlimleri, mevcut insanî felaketin büyüklüğünü ve İslam hukukunun mazlumları gözetme, yardım etme ve onları destekleme maksatlarını dikkate alarak bir fetva yayımlamışlardır. Bu fetva mucibince, önümüzdeki yıl verilecek zekâtların en az yüzde 50'sinin Gazze'ye tahsis edilmesi gerektiği dini ve insani bir görev olarak teyit edilmiştir." dedi.
"Tüm devletler soykırımcıları yargılamak için mahkemeler kurmalı"
Gazze'de yaşanan siyonist yıkımın etkilerinin ortadan kaldırılması ve Gazze'nin yeniden huzurlu, müreffeh günlere kavuşmasını sağlamak için bütün Müslümanların, özellikle Müslüman iş insanlarının sorumluluk üstlenmelerinin yalnızca insani bir görev değil, aynı zamanda dini bir vecibe olduğunu hatırlatan Hacımüftüoğlu, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
"Bütün devletlere, özellikle de İslâm ülkelerine; işgalci siyonist varlık ve onun destekçileriyle yürütülen her türlü ilişkinin, siyasi, ekonomik ve askeri alanlar dâhil olmak üzere derhal ve tamamen kesilmesinin vacip olduğunu beyan ediyoruz. Bu çağrı, İslâm hukukunun temel ilkeleri, uluslararası hukukun esasları ve zulme karşı durma ile işgalin ve onun sürekli ihlallerinin engellenmesi yönündeki sorumlulukların bir gereğidir. Siyonist işgal devletiyle her türlü ticari iş birliği derhâl ve tamamen kesilmelidir. Siyonizme destek veren şirketlerle doğrudan veya dolaylı iş birliği yapan firmaların ürünlerini satın almak dinen haramdır. Ayrıca işgal ve zulme fayda sağlayan bütün yolların boykot edilmesi farzdır. Bu hususları, İslâm ümmetinin bütün fertlerine, yöneticilerine ve kurumlarına açıkça beyan ediyoruz. Bu hüküm, İslâm hukukunun temel ilkeleri, mazlumları destekleme ve zalimi engelleme konusundaki icma ve usul esaslardan kaynaklanmakta olup, ümmetin üzerine bağlayıcı bir sorumluluk yüklemektedir. Âlimlerin, geniş katılımlı gösterilere ve protesto yürüyüşlerine öncülük etmeleri, devletlerin ise halklarının sivil haklarına riayet etmeleri ve özellikle ifade özgürlüğü ile barışçıl gösteri hakkı üzerinde bulunan kısıtlamalar kaldırılmalıdır. Bu husus, aynı zamanda devletlerin, taraf oldukları uluslararası insan hakları sözleşmeleri kapsamındaki yükümlülüklerinin bir gereğidir. Uluslararası Adalet Divanı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi kararlarının mutlaka etkinleştirilmesi ve uluslararası yargının, Gazze'de işlenen soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suçların failleri derhal yargılanmalıdır. Bu doğrultuda, hükümetler ve insan hakları kurumları adaletin tecellisi, mağdurların haklarının teslimi ve ihlallerin tekrarının önlenmesi için bu süreçlere destek vermelidirler. Ayrıca, İslâm ülkeleri ve özgür iradeli tüm devletler kendi ülkelerinde savaş suçlularına karşı derhal ceza mahkemeleri kurmalıdırlar." diye konuştu.
"Siyonistlerin projesinde olan ülkeler işgal planlarını durdurmak için somut adım atmalı"
Dünyadaki Hristiyan dinî kurumlara, Katolik dünyasının en üst temsilcisi olan Papa'ya, Dünya Kiliseler Konseyi'ne ve Doğu ile Batı'daki kilise cemaatlerine, Gazze'de yürütülen soykırım savaşına karşı insanî ve ahlâkî bir duruş sergilemeleri çağrışımda bulunan Hacımüftüoğlu, son olarak şu ifadeleri kullandı:
"Bu çağrı, Gazze'ye yönelik saldırıların derhal sona erdirilmesi, masum sivillere karşı işlenen vahşetin engellenmesi ve zulme karşı tavır alınması gereğini vurgulamaktadır. Ayrıca bu kurumların, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere, işgalciyi destekleyen Batılı hükümetlerle doğrudan temas kurarak, onların da bu insanlık dışı savaşı durdurmaları için baskı yapmaları gerekmektedir. Gazze'ye yönelik saldırılara karşı çıkan sağduyulu Yahudi kurumlarının, hak ve adalete dayalı bir tutum sergileyerek Gazze'deki zulmün son bulması için tavır almaları gerekmektedir. İşgalciyle herhangi bir güvenlik koordinasyonunun her türü suçtur. Bu bağlamda bütün devletlerin ve mevcut Filistin Yönetimi'nin düşmanla her türlü koordinasyonu derhal durdurulmalıdırlar. İslam âlimleri olarak, işgalci siyonistlerin projesinde hedef alınan devletleri, düşmanın planlarına karşı koyma sorumluluğunu üstlenmeye ve onu caydırmak ve karşı durmak için gerçekçi ve somut adımlar atmaya çağırıyoruz. Sonuç olarak; bu konferans ümmetin hafızasında, Gazze davası etrafında safları birleştirmeye yönelik tarihî bir çağrı olarak yerini alacaktır. Filistin halkına yardım, destek ve nusret için İslami ve insanî sorumlulukların hayata geçirilmesi, işgalin sona ermesi ve toprakların özgürlüğüne kavuşması yolunda; Dünya Müslüman Âlimler Birliği ile İslâm Âlimleri Vakfı'nın yürüttüğü gayretlerin bir devamı ve yeni bir başlangıcı olarak kaydedilecektir." (İLKHA)