Tarih: 02.01.2026 18:50

HÜDA PAR Sözcüsü Emiroğlu: Öğrenci affı için yarını beklemek bile geçtir

Facebook Twitter Linked-in

HÜDA PAR Sözcüsü Yunus Emiroğlu, düzenlediği basın açıklamasında; öğrenci affı, bedelli askerlikte kışla şartının kaldırılması, zinanın yeninden suç sayılması, asistan hekimlerin nöbet süreleri ve Filistin'deki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Emiroğlu, "Bir kez daha hatırlatıyoruz: Öğrenci affı için yarını beklemek bile geçtir." dedi.

 "Üniversiteyle ilişiği kesilen yüz binlerce gencimiz ciddi mağduriyet yaşamaktadır"

Kapsamlı öğrenci affına ilişkin Meclis sürecine de değinen Emiroğlu, "17 Ocak 2025 tarihinde Meclis'e sunduğumuz kanun teklifimiz, 21 Ocak 2025 tarihinde Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu'na ulaşmış; ancak komisyonda görüşülmediği için doğrudan Genel Kurul'a gelmesi amacıyla Meclis Başkanlığına daha önce önergemizi sunmuştuk. Sağlık sorunları, ailevi ve psikolojik problemler, Covid-19 pandemisi, 6 Şubat depremleri ve benzeri nedenlerle eğitim süreleri dolan, kayıt hakkı kazandığı hâlde kayıt yaptıramayan ya da çeşitli sebeplerle üniversiteyle ilişiği kesilen yüz binlerce gencimiz ciddi mağduriyet yaşamaktadır." değerlendirmesinde bulundu.

"Gençlerimizin üniversitelerine dönebilmeleri için bu düzenleme derhal hayata geçirilmeli"

Öğrenci affının çıkarılması için çok defa çağrı yaptıklarını hatırlatan HÜDA PAR Sözcüsü Emiroğlu, "Bugüne kadar herhangi bir adım atılmamış olması gençlerimizi derinden üzmekte ve umutlarını kırmaktadır. Bir kez daha hatırlatıyoruz: Öğrenci affı için yarını beklemek bile geçtir. Gençlerimizin üniversitelerine dönebilmeleri için bu düzenleme derhal hayata geçirilmelidir." ifadelerini kullandı.

"Pek çok hayalini öğrenci affına bağlayan gençlerimizin sesine kulak verelim"

Öğrenci affının sadece idari bir düzenleme değil aynı zamanda sosyal bir sorumluluk olduğunu vurgulayan Emiroğlu, "Eğitim hakkı anayasal bir haktır ve gençlerimizin hayata tutunabilmesi için bu fırsat mutlaka sağlanmalıdır. Kapsamlı bir af bekleyen yüz binlerce öğrencimizin yüzünün gülebilmesi için kanun teklifimizin gecikmeksizin görüşülmesi ve yasalaşması gerekmektedir. Evliliğini, iş kurmayı ve geleceğe dair pek çok hayalini bu affa bağlayan gençlerimizin sesine kulak verelim. Yeni yılda TBMM çalışmaya başladığında ilk işlerimizden biri, Meclis'ten öğrenci affı kanununu çıkarmak olmalıdır." dedi.

"Bedelli askerlikte 28 günlük kışla zorunluluğu kaldırılmalı"

Bedelli askerlikte uygulanan 28 günlük kışla zorunluluğunun ciddi mağduriyetler doğurduğunu ifade eden Emiroğlu, "Özellikle evli, çalışan ve ailesinin geçimini sağlamakla yükümlü olan gençler için bu zorunluluk büyük bir külfete dönüşmektedir. Üstelik bu kadar kısa sürede verilen askerî eğitimin verimliliği de tartışmalıdır. Bedelli askerlik için alınan ücretin önemli bir kısmı, zorunlu kışla süresince bedel ödeyen askerin barınma, iaşe ve benzeri masraflarını karşılamaya gitmektedir. Bu durum, kamu açısından da rasyonel olmayan bir ekonomik tablo ortaya çıkarmaktadır. Bu nedenle diyoruz ki bedelli askerlikte 28 günlük kışla zorunluluğu kaldırılmalıdır." şeklinde konuştu.

Kışla şartı yerine 'afet yönetimi eğitimi' önerisi

Kışla zorunluluğu yerine arama-kurtarma, afet yönetimi ve acil yardım gibi sivil savunma eğitimlerinin verilmesi gerektiğini dile getiren Emiroğlu, "6 Şubat depremlerinde arama-kurtarma kapasitesinin ne kadar hayati olduğunu hep birlikte acı tecrübelerle gördük." dedi.

Profesyonel orduya geçilmesiyle zorunlu askerliğin kaldırılması gerektiğine değinen Emiroğlu, şöyle konuştu:

"Zorunlu askerlik, gençlerimizin eğitimini, kariyerini ve hayat planlarını kesintiye uğratmaktadır. Bir gencin üniversiteyi bitirip iş hayatına atılacağı en verimli dönemde aylarca üretimden koparılması, ülkemiz için de ciddi bir kayıptır."

Zina boşanma sebebi sayılmasına rağmen suç sayılmıyor

Aile yapısındaki çözülmeye de dikkat çeken Emiroğlu, boşanmaların önemli sebeplerinden birinin aldatma olduğunu hatırlattı.

HÜDA PAR Sözcüsü Yunus Emiroğlu, açıklamasının devamında, "Zina, boşanma davalarında hukuken ailenin temelinden sarsılmasına yol açan bir sebep olarak kabul edilmesine rağmen, ceza hukuku bakımından suç sayılmaması bir çelişki oluşturmaktadır. Toplumsal bir afet olan zina için Yüce Allah İsra Suresi 32. ayette şöyle buyurmaktadır:

"Zinaya yaklaşmayın; zira o hayasızlıktır ve çok kötü bir yoldur.' Ne yazık ki bu hayasız ve kötü olan yolların serbestliği, teşvik eden yayınların ve ortamların çokluğu; zinanın 'özel hayat' adı altında korunması 'sadakati cezalandıran, sorumsuzluğu ödüllendiren' bir tablo ortaya çıkartmaktadır.  Zinanın serbest olduğu, evliliklerin ise zorlaştığı bu dönemde gençlere açıkça 'Külfet ve sorumluluk gerektiren evliliğe gerek yok' mesajı vermektedir." ifadelerini kullandı.

"Zina yeniden suç olmalıdır"

Bu nedenle açık bir çağrıda bulunduklarını belirten Emiroğlu, "Zina yeniden suç olmalıdır. Bu suçu teşvik eden yayın ve çalışmalar da suç kapsamına alınmalı, evlilik müessesesinin güçlendirilmesi için gençlere geri ödemesiz destekler sağlanmalıdır." dedi.

"Asistan hekimler, 60–80 saate varan yoğun bir çalışma temposu içinde görev yapıyor"

Asistan hekimlerin ağır ve sürdürülemez çalışma şartları altında görev yaptığını belirten Emiroğlu, "Yasal düzenlemelerde haftalık çalışma süresi sınırlı tutulsa da uygulamada asistan hekimler, uzun nöbetler ve yoğun iş yükü nedeniyle bu sınırların oldukça üzerinde çalışmaktadırlar. Mevzuatta haftalık 40–48 saat olarak belirlenen çalışma süresine rağmen fiiliyatta 60–80 saate varan yoğun bir çalışma temposu içinde görev yapmaktadırlar. Bu durum, genç hekimlerde kronik yorgunluk, mesleki motivasyon kaybı ve mesleki yabancılaşmaya yol açmaktadır." şeklinde konuştu.

"Asistanların eğitim faaliyetleri yoğun iş temposu içinde ikinci plana itilmekte"

Asistan hekimlerin eğitim faaliyetlerinin de yoğun iş yükü altında ikinci plana itildiğine dikkat çeken Emiroğlu, "Yorgunlukla yapılan tıbbi müdahaleler, hata riskini artırmakta; sağlık hizmetinin niteliğini zayıflatmaktadır. Öte yandan asistanların eğitim faaliyetleri yoğun iş temposu içinde ikinci plana itilmekte; uzmanlık eğitiminin içeriği daralmaktadır." dedi.

"Asistan hekimlikte uzun nöbetler doktoru da 'hasta' ediyor"

Asistan hekimlerin çalışma şartlarının iyileştirilmesine dair önerilerde bulunan Emiroğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Sorunun çözümü nöbet sürelerinin sınırlandırılması, nöbet sonrası zorunlu izin uygulamasının etkinleştirilmesi, nöbet sürelerinin makul seviyelere çekilmesi, denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi, hekim ve yardımcı personel istihdamının artırılması ve asistanlık sisteminde eğitim öncelikli bir modelin güçlendirilmesi gerekir. Bu adımlar, sağlık sisteminin sürdürülebilirliği açısından da önem taşımaktadır. Asistan hekimlikte uzun nöbetler 'doktor'u da 'hasta' ediyor! "

"Birleşmiş Milletler kararlarının caydırıcı olmadığı açıkça ortada"

Batı Şeria'da işgalci siyonistlerin yeni işgal planlarına da değinen Emiroğlu, bu adımların Filistin devletinin kurulmasını tamamen engellemeyi hedeflediğini ifade etti.

Filistinlilere ait mülklerin sistematik biçimde gasp edildiğini belirten Emiroğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Yerleşim' politikaları yalnızca bir işgal uygulaması değil, Filistinlileri topraklarından koparmayı amaçlayan uzun vadeli bir tasfiye planıdır. Kınama mesajlarının ve yaptırım gücü olmayan Birleşmiş Milletler kararlarının caydırıcı olmadığı açıkça ortadadır."

"Batı Şeria'da yaşananlar, uluslararası düzenin adalet ve hukuk iddiasının samimiyet sınavıdır"

Filistin halkının işgale karşı direnişinin meşru bir hak olduğunu vurgulayan Emiroğlu, "Bölgeye doğrudan askerî müdahaleden kaçınan bölge devletleri, en azından Filistinlilere yönelik savunma imkânlarını kısıtlayan tutumlara ve engellemelere ortak olmamalıdır. Batı Şeria'da yaşananlar, uluslararası düzenin adalet ve hukuk iddiasının samimiyet sınavıdır. Bu gidişatın durdurulması için fiili ve etkili adımlar gerekmektedir." dedi. (İLKHA)




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —