İstanbul'da faaliyet gösteren birçok sivil toplum kuruluşunun ortaklığıyla "Birlikte Güçlüyüz" temasıyla düzenlenen "Ümmet Birliği ve İslam Kardeşliği" programı, Türkiye ve dünyanın farklı ülkelerinden ilmi kuruluşların temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşti.

"Şer'i bir farz olan ümmetin birliği bugün fiili zorunluluk haline gelmiştir"
Gaziosmanpaşa Dr. Kadir Topbaş Gençlik ve Spor Merkezi'nde gerçekleşen ve Halil İbrahim Baş hocanın Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda konuşan Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Ali Muhyiddin Karadaği, "Yaklaşık beş bin kilometre yol kat ederek bu mübarek ve güzel yüzlerle buluşmak benim için bir şereftir. Şairin, 'Sevdiğini ziyaret et, araya uzaklıklar, engeller girse bile. Onu ziyaret etmekten seni mesafe alıkoymasın. Çünkü seven kişi, sevdiğini mutlaka ziyaret eder' sözünü hatırlayarak geldim. Özellikle çok önemli bir mesele olan İslam ümmetinin birliği meselesi için bir araya geldik. Bu, hakikatte şer'i bir farzdır ve bugün aynı zamanda fiilî bir zorunluluk hâline gelmiştir. Birliğin farz olduğuna dair, az önce okunan ayetleri dinledik. Bu ayetlerin tamamı birliğin gerekliliğini, ayrılığın azap ve başarısızlık getirdiğini bildirmektedir. Allah Teâlâ, 'Birbirinizle çekişmeyin… Sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider' buyuruyor. Bugün bizlerin ve birçok İslam ülkesinin yaşadığı durum da budur." dedi.

Allah Teâlâ'nın, "Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden bir gruba uyarsanız, sizi imanınızdan sonra kâfirliğe döndürürler" ayetini hatırlatarak Kur'an-ı Kerim'in ayrılığı küfür olarak gördüğünü belirten Karadaği, Peygamber Efendimiz (Sallalahu Aleyhi Vesellem)'in de veda hutbesinde ayrılığı dalalet olarak nitelendirdiğini ifade etti.
"Müslümanların kurması gereken mekanizmayı maalesef NATO kurmuştur"
Kur'an-ı Kerim'in birlik konusunda ise çok güçlü vurgular yaptığını, birliğin sağlanması ve korunması için çeşitli çözüm önerileri sunduğunu aktaran Karadaği, "İslam, önce iman ve takva boyutunu güçlendirmeye odaklanmıştır. Sonra Allah'a sımsıkı sarılmayı emretmiştir. Ardından günümüzde, sivil toplum kuruluşları denilebilecek yapıları teşvik etmiştir. 'İçinizden hayra çağıran, iyiliği emreden, kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun' diye buyurmuştur. Yine Kur'an, pratik bir çözüm de getirmiştir. Müminlerden iki grup arasında anlaşmazlık çıkması halinde onları barıştıracak üçüncü bir gücün devreye girmesini emretmiştir. Eğer biri zulmederse, Allah'ın emrine dönene kadar onunla mücadele edilmesini istemiştir. Bugün maalesef bu mekanizmayı NATO kurmuştur. Oysa böyle bir gücün Müslümanlarda olması gerekiyordu." diye konuştu.

"Sorunlarımızı alimler olarak çözmeli, ortak bir ilmî ve kültürel anayasa oluşturmalıyız"
Karadaği, "Tarihte bunun örneğini yaşadık. Hicrî üçüncü ve dördüncü yüzyıllarda ümmet ikiye bölündü: Fatımi Devleti ve Abbasi Hilafeti. Selçuklular doğuyu birleştirdi. Ardından Selahaddin Eyyubi, Fatımi Devleti'ni yıktı ve ümmeti tekrar birleştirdi. Selahaddin, komutanlarını toplayıp 'Şimdi ne yapmalıyız?' diye sordu. Aynı dönemde Nureddin Zengi'den Kudüs'ün kurtarılması çağrısı geldi. Ancak Selahaddin, 'Önce ümmeti birleştirmeliyiz, sonra kurtarırız' diyerek, 'Tevhitten kurtuluşa, içtihattan cihada' şeklindeki meşhur sözünü söylemiştir. Bu başarı tesadüf değildi. Öncesinde âlimler büyük hazırlık yapmıştı. Dört büyük problem vardı; fikri ve kültürel işgal, batıni hareketler, eğitim zayıflığı ve düşünsel gerilik… İmam Gazali, 'Tehafütü'l-Felâsife' ile felsefi saldırıyı çökertti. Fedâihu'l Bâtıniyye ile batınileri ifşa etti. Nizamülmülk, Nizamiye medreselerini kurdu. Abdulkadir Geylani bu sistemi geliştirdi. Bu okullar, Kadı Fadıl, Hakkâri ve birçok büyük âlimi yetiştirdi. Nureddin Zengi ve Selahaddin Eyyubi de bu ortamda yetişti. Bugün de biz âlimler, eğitim kurumları ve terbiye merkezleri olarak sorumluyuz. En büyük sorunlarımız; istibdat, zulüm, cehalet, geri kalmışlık ve bölünmüşlüktür. Bunları âlimler olarak biz çözmeliyiz. Bunun için ortak bir ilmî ve kültürel anayasa oluşturmalıyız." şeklinde konuştu.
"En büyük tehlike siyonist projedir"
Dünya Müslüman Âlimler Birliği olarak; 82 ülkede faaliyet gösterdiklerini ve ümmetin ortak ilkelerini belirleyen bir misak hazırladıklarını belirten Karadaği, son olarak şu ifadeleri kullandı:
"Bu çalışmalar; konferanslar, seminerler ve atölyelerle desteklenmelidir. Siyasi birlik liderlerin sorumluluğudur. Ancak altyapısını âlimler hazırlar. Bugün en büyük tehlike siyonist projedir. Nil'den Fırat'a uzanan bir devlet hayali kuruyorlar. Bunun için iki tehlikeli proje geliştirdiler. Birincisi; İbrahimi din söylemi, ikincisi ise barış konseyi… Bunlar Filistin davası için büyük tehdittir. Bu yapının başında Epstein Adası skandalıyla bağlantılı kişiler vardır. Sorumluluğumuz Allah katında ve gelecek nesiller karşısında büyüktür. Eyüp Sultan Camii'nde yaptığımız Gazze Konferansı'nda yöneticilere, 'Daha önce Gazze'yi koruyun demiştim. Bugün kendinizi ve ülkelerinizi koruyun' dedim. Âlimler müjdeleyici ve uyarıcı olmalıdır. Çünkü âlimler peygamberlerin varisleridir. Bu miras sadece ilim değil; davet, eğitim ve mücadeleyi de kapsar. Hepimiz bu sorumluluğu Allah huzurunda taşıyoruz." (İLKHA)