11 ayın sultanı mübarek ramazan ayının ilk cuması, dünyanın farklı coğrafyalarında milyonlarca Müslüman tarafından eda edildi.
İstanbul Fatih Camii'nde eda edilen ilk cuma namazını, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Hüseyin Hazırlar kıldırdı.

Namaz öncesinde hutbe veren Hazırlar, cami merkezli bir hayatın benimsenmesi, işlerin namaz vakitlerine göre ayarlanması tavsiyesinde bulundu.
Hazırlar, "Ramazan-ı Şerif, yüce Rabbimizin rahmet ve mağfiretinin sağanak sağanak yağdığı, bereket ve inayetinin evlerimizden sokaklara taştığı müstesna bir zaman dilimidir. Ramazan, yıpranan iç dünyamızı onaran, hayatımıza anlam katan bir mekteptir. Ramazan-ı Şerif, gönüllerimize inşirah vermek, kulluğumuzu sıratı müstakim üzere sabit kılmak içindir. Ramazan, içerisinde daha nice güzellikleri barındıran bir nimet, lütuf ve ihsandır." dedi.
"Camileri imar etmek, yalnızca inşa etmek değil omuz omuza aynı safta durabilmektir"
Ramazan-ı Şerif'in Müslümanlara birçok kazanım sunduğu gibi camilerle olan bağlarını da güçlendirmek, yeniden tesis etmek için bir iklim olduğunu aktaran Hazırlar, "Ezanları, mukabeleleri, ilim halkaları, teravihleri ve kurulan iftar sofralarıyla cami merkezli bir hayatı ihya etmek için bir vesiledir. Zira medeniyetimizde camiler, şehirlerin kalbi, medeniyetimizin beşiğidir. Camiler; iman ile ahlakı, ibadet ile bilinci, bilgi ve hikmeti, kulluk ile sorumluluğu bir arada mecz eden mukaddes mekânlardır. Peygamber Efendimiz (Sallalahu Aleyhi Vesellem)'in buyurduğu üzere; camiler, beldelerin Allah'a en sevimli olan mekânlarıdır. Yüce Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de, 'Allah'ın mescitlerini ancak Allah'a iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve sadece Allah'tan sakınan kimseler imar ederler. İşte onlar, hidayet üzere olanların ta kendileridir' diye buyuruyor. Camileri imar etmek sadece onları inşa etmek değildir. Camileri imar etmek, aynı zamanda aynı safta omuz omuza huzura birlikte durmaktır. Camilerin kubbeleri altında, minarelerin gölgesinde; birlik, beraberlik ve kardeşlik şuuruna erebilmektir." diye konuştu.

"Yaşadığımız bütün bu sıkıntıların çaresi, cami ile hayat arasındaki bağı yeniden güçlendirmekten geçer"
Hazırlar, "Aile bağlarının zayıfladığı, akraba ve komşuluk ilişkilerinin tükenme noktasına geldiği bir çağda yaşıyoruz. İnsan, günden güne kalabalıklar içinde yalnızlaşmakta, kimsesiz kalmaktadır. Sadece dünya nimetlerine meyletmenin yol açtığı huzursuzluk, kişinin hayatı dünyadan ibaret görmesine, maneviyattan uzaklaşmasına sebep olmaktadır. Yaşadığımız bütün bu sıkıntıların çaresi, cami ile hayat arasındaki bağı yeniden güçlendirmekten, İslam'ın o rahmet yüklü evrensel hakikatlerini, bizi biz yapan değerleri yeniden gündemimize taşımaktan geçer. Ramazan-ı Şerif'in huzur ve manevi havasından daha fazla istifade edebilirsek, özümüze dönebilir, kulluk şuurumuzu canlı tutabiliriz. Çocuklarımızın zihin ve gönül dünyalarından Ramazan ayına dair güzel hatıralar biriktirebilirsek, geleceğe hep birlikte güvenle bakabiliriz. Vaktin merkezine namazı, hayatın merkezine camiyi yerleştirebilirsek dünya ve ahiret saadetini elde edebiliriz." şeklinde konuştu. (İLKHA)