Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem ateşinden kurtuluş olan 11 ayın sultanı Ramazan, tüm İslam âleminde olduğu gibi Malatya’da da tüm güzelliğiyle devam ediyor. Camiler vakit ve teravih namazlarında dolarken, mukabele halkaları da bu ayın manevi atmosferine ayrı bir güzellik katıyor. Kurulan iftar sofraları ise birlik, beraberlik ve kaynaşmaya vesile oluyor.
Malatya'daki yaşlılar, eski Ramazanların nasıl geçtiği ve günümüzde Ramazanın nasıl yaşandığıyla ilgili İLKHA muhabirine konuştu.
"Eski Ramazanlar çok güzel geçerdi"

Eski Ramazanların çok güzel geçtiğini belirten vatandaşlardan Hüseyin Karaduman, "Sahura kalkar, sahurumuzu yiyip sabah işe giderdik. Akşam iftar saati yaklaşınca yemekler hazırlanırdı. Akrabalar birbirini çağırır, hep birlikte iftar yapardık. Çok güzel günlerdi. Ben hâlâ bazen fazla yemek yapar, komşulara dağıtırım. Biz ailemizden böyle gördük. Eve misafir alır, yaptığımız yemekleri komşularla paylaşırız. Ama şimdi bunu pek göremiyorum." dedi.
"Ramazan ayında oruçlu halde orakla ekin biçerdik, sonra gölgeye çekilip iftarı beklerdik"
Sağlık sorunlarına rağmen orucunu bırakmadığını ifade eden Karaduman, "Ben şeker hastasıyım, yüzde 77 engelim var ama yine de orucumu bırakmıyorum. Çocuklar 'Baba sen tutamazsın' diyor. Ben de 'Ben hiç oruç yemem' diyorum. Son nefese kadar orucumu tutacam. Eskiden Ramazan ayında oruçlu halde orakla ekin biçerdik. Sabah erken gider, saat 11.00’e kadar çalışırdık. Sonra gölgeye çekilip iftarı beklerdik. O günler çok güzeldi. Ramazan gelince millet çok mutlu olurdu. Televizyon yoktu. Saatlere bakarak iftarı beklerdik. Millet balkonlarda birbirini beklerdi. Eski Ramazanların ayrı bir keyfi ve merakı vardı." diye konuştu.
"Her Ramazanın ilk perşembe günü eve misafir çağırırım"

Yusuf Beytur ise Ramazan ayını ibadetle geçirdiğini belirterek, "Sahura kalkarım, sahurumu yerim. Yemekten sonra kazaya kalan bir günün namazını kılarım. Bin tane La ilahe illallah ve bin tane de Allahümme salli okurum. Ondan sonra teravih namazına giderim. Eve dönünce ibadetlerime devam ederim. Her Ramazanın ilk perşembe günü eve misafir çağırırım. Ramazan çok önemli bir ay. Bir daha Ramazana kavuşur muyuz, kavuşamaz mıyız bilmiyoruz. Bu nedenle Ramazanı en güzel şekilde karşılamaya çalışıyoruz. Ben 80 yaşındayım. 1966 yılından beri namazımı kılıyor, orucumu tutuyorum." ifadelerini kullandı.
"Eskiden oruç tutmak daha zordu ama yine de tutuyorduk"

Eski Ramazanların zorlu ama güzel geçtiğini belirten Gül Çetinkaya, "Havalar serin, orucumuzu güzel tutuyoruz. Eskiden yazın köylerde tutulurdu. Babalarımız, dedelerimiz ekin eker, ekin biçerdi. Eve iftara zor yetişirlerdi. Biz de onlar gelmeden ayran hazırlardık. O zamanlar sıcak havalarda oruç tutmak daha zordu ama yine de tutuyorduk. Şimdi de çok şükür sağlığımız yerinde, orucumuzu tutuyoruz. Allah cümlemize sağlık versin, nice bayramlara ulaştırsın." dedi.
"Ramazan çok güzel geçiyor ama eski Ramazanları daha çok arıyoruz"

Eski Ramazanların daha huzurlu olduğunu ifade eden Berrin Güler, "Ramazan çok güzel geçiyor ama eski Ramazanları daha çok arıyoruz. O zamanlar daha huzurluyduk, daha mutluyduk. Aileler bir aradaydı. Sahura hep birlikte kalkılır, birlikte yemek yenirdi. Şimdi gençler sahura kalkmıyor, akşamdan yiyip yatıyorlar." şeklinde konuştu.
"Oruçlu halde buğday biçer, odun çeker, çift sürerdik ama yine de mutluyduk"

Cemal Güler de eski Ramazanların manevi atmosferine dikkat çekerek şunları söyledi:
"Ramazan ayı 11 ayın sultanıdır. Bu ay milletin huzurla yaşayabileceği bir aydır. Ama eskiden Ramazanlar daha güzeldi. Aileler bir aradaydı, büyük vardı, küçük vardı, saygı ve sevgi vardı. Şimdi saygı ve hürmet kalmamış. Aileler küçülmüş, herkes ayrı evlerde yaşıyor. Eskiden bize Avrupa’da herkes kendi hesabını öder derlerdi. Şimdi biz onlardan daha kötü olduk. Örfümüzü, adetimizi ve ahlakımızı kaybetmeye başladık. Eskiden yokluk vardı ama huzur vardı. Bir baba ne derse o olurdu. Biz 7 yaşından beri oruç tutmaya başladık. Oruçlu halde buğday biçer, odun çeker, çift sürerdik ama yine de mutluyduk." dedi.
"Eskiden bir pilav, bir soğan, bir ayranla insanlar çok mutlu olurdu"

Sakine İnankul ise Ramazanın bereketine dikkat çekerek, "Şükür camiye gidiyorum, teravih namazımı kılıyor, Kur’an okuyorum. Zekâtımızı, fitremizi veriyoruz. Eskiden Ramazanlar daha zevkliydi. Şimdi her şey var, bolluk var ama insanlar mutlu değil. Eskiden bir pilav, bir soğan, bir ayranla insanlar çok mutlu olurdu. Şimdi birçok çeşit yemek yapılıyor ama insanlar yine de mutlu değil. Ramazanın bereketi ve bolluğu bambaşkadır." diye konuştu. (İLKHA)