Menü Doğunun Nabzı Gazetesi  & Haber Portalı
Tarih: 13.03.2026 18:57
Yılmaz: Ekonomide en kötü şey belirsizliktir; öngörülebilirliği sağlayan ülkeler bu dönemden daha güçlü çıkacaktır

Yılmaz: Ekonomide en kötü şey belirsizliktir; öngörülebilirliği sağlayan ülkeler bu dönemden daha güçlü çıkacaktır

Facebook Twitter Linked-in

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Vedat Işıkhan ile birlikte Mardin’de iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi.

Artuklu ilçesinde bir otelin konferans salonunda düzenlenen programa Tuncay Akkoyun, milletvekilleri, kurum temsilcileri ve çok sayıda iş insanı katıldı. Programda Türkiye ekonomisi, bölgesel kalkınma ve yatırımlar ele alındı.

Toplantıda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, son dönemde yaşanan gerilim ve daha birçok gelişen olaylarla ilgili zor dönemden geçtiklerini belirtti.

“Ekonomide en kötü şey belirsizliktir”

Yılmaz, dünya ekonomisinin zor bir dönemden geçtiğini belirterek konuşmasına şöyle başladı: “Son dönemde yaşanan gelişmelerle zor bir dönemden geçiyoruz. Ekonomide zaten savaşlarla başlayan yüksek bir belirsizlik ortamı vardı. Son dönemlerde yaşanan jeopolitik gelişmelerle, özellikle İran ile ilgili gelişmeler kapsamında Amerika ve israilin olası hareketleri ile İran’ın bölge ülkelerine yönelik olası tepkileriyle birlikte bu belirsizlikler daha da artmış durumda. Pandemiden bugüne dünya ekonomisi hâlâ normalleşebilmiş değil. Dünyanın büyümesi hem üretim anlamında hem de ticarette tarihi ortalamalarının altında seyrediyor. Dolayısıyla zor bir dönemden, belirsizliklerin yükseldiği bir dönemden geçiyoruz. Ekonomide en kötü şey belirsizliktir. İnşallah bu belirsizliklerin hem bölgemizde hem de küresel düzeyde azaldığı bir dönemi hep birlikte görürüz.”

“İç cephemizi güçlendirmemiz lazım”

Türkiye’nin bu süreçte istikrarını koruduğunu vurgulayan Yılmaz, “Biz bu belirsizlik ortamında ülke olarak aslında şanslı bir konumdayız. Bir taraftan dört tarafımız adeta bir ateş çemberiyken istikrarımızı, barışımızı ve huzurumuzu koruyoruz. Diğer taraftan politikalarımızda öngörülebilirliği güçlendiriyoruz. Belirsizliğin yükseldiği bir dönemde tam da öngörülebilirliği sağlayan ülkeler kazançlı çıkacaktır. İstikrarlı olan, sağlam politikalar takip eden, öngörülebilirliği güçlendiren ülkeler bu dönemden daha güçlü çıkacaktır. Buna inanıyoruz. Bizim güçlü ve tecrübeli bir liderliğimiz var, eğitimli ve tecrübeli kadrolarımız var. Bu zor süreçte millet ve devlet olarak hep birlikte bu süreçleri aşacağız. Bu ortamlarda bütün farklılıklarımızı bir tarafa bırakıp iç cephemizi güçlendirmemiz lazım. Farklılıklar hepimizin başının tacıdır ama bunları bir çatışma konusu haline getirmemeliyiz. İç cephemizi birliğimizi, beraberliğimizi ve kardeşliğimizi güçlendirmemiz gerekiyor. Bölgemiz üzerinde birçok tuzaklar kuruluyor, birçok oyunlar oynanıyor. İnsanları etnik ve mezhebi temelde çatıştırmaya çalışanlar var. Bunlara karşı akıllı ve kararlı bir şekilde hareket etmek zorundayız.” ifadelerini aktardı.

Türkiye’nin uluslararası alanda barış diplomasisini öncelediğini belirten Yılmaz, “Türkiye olarak dünyada barış diplomasisini savunuyoruz. Çatışma değil, savaş değil, barış diyoruz. Afrika’dan Orta Doğu’ya, Balkanlardan Ukrayna-Rusya çatışmasına kadar birçok bölgede bütün taraflarla diyalog içinde barıştan yana bir politika izliyoruz. Türkiye Yüzyılı’nda teröre ve şiddete yer yok. Kaynaklarımızı boş yere harcamamız hiçbir şekilde kabul edilemez. Bu kaynakları milletimizin refahı için, çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceği için kullanacağız. Meclisimizde bu konuda önemli çalışmalar yapıldı ve partilerin uzlaştığı ortak raporlar ortaya çıktı. İnşallah önümüzdeki süreçte silahların gölgesinde olmayan demokratik siyaset daha da güçlenecek.” dedi.

Mardin’in ekonomik potansiyeline değinen Yılmaz, “Mardin Güneydoğu’da son derece önemli bir konumda. GAP illeri arasında sınır ilimiz olup ticari potansiyeli çok yüksek. Mezopotamya’nın bereketli topraklarının merkezinde yer aldığı için güçlü bir tarım potansiyeline sahip. Sulama projeleri ve diğer yatırımlarla birlikte tarımsal üretim her geçen gün daha ileri seviyelere ulaşıyor. Tarıma dayalı sanayi de buna paralel olarak gelişiyor. Şu anda merkezde iki, Midyat’ta ve Nusaybin’de birer tane olmak üzere dört organize sanayi bölgesinden söz ediyoruz. Mardin giderek sanayileşme konusunda önemli bir mesafe alıyor. Mardin muazzam bir tarihi ve kültürel zenginliğe sahip. Geçtiğimiz yıl yaklaşık bir milyon konaklama gerçekleşti, 3 milyonun üzerinde giriş çıkış oldu. Mardin; medreseleri, kiliseleri, taş mimarisi ve tarihi dokusuyla uluslararası ölçekte önemli bir turizm merkezidir. Son 23 yılda sadece Mardin’e bugünün fiyatlarıyla yaklaşık 386 milyar liralık kamu yatırımı yaptık. Duble yollardan havalimanlarına, sulama projelerinden sağlık ve eğitim yatırımlarına kadar birçok alanda önemli hizmetler gerçekleştirdik. Bu yeter mi? Yetmez. Elbette eksikler vardır ama bunları da zaman içinde tamamlamaya devam edeceğiz.” şeklinde ifade etti.

Yılmaz, Güneydoğu’nun ihracatındaki artışa dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: “2002 yılında tüm Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin ihracatı 700 milyon dolar bile değildi. Geçen yıl ise 12 milyar doları geçti. Tek başına Mardin yaklaşık 1 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Bu başarı altyapı yatırımlarıyla ve iş dünyamızın çabalarıyla elde edildi. Bir ülkenin kalkınması kuş gibidir; iki kanadı vardır. Biri kamu yatırımları, diğeri özel sektör yatırımlarıdır. Kamu yatırımları çok önemlidir ama özel yatırımlar olmadan kalkınma eksik kalır. Bu nedenle iş dünyamızın ortaya koyduğu fikirler ve yatırımlar bizim için son derece kıymetlidir.”

Yılmaz’ın konuşmalarının ardından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Mardin’in ekonomik potansiyeline dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“Mardin artık sadece tarihiyle değil, ekonomik potansiyeliyle de Türkiye Yüzyılı’nın parlayan yıldızlarından biridir. Şehrimiz; tarımdan turizme, sanayiden ticarete kadar geniş bir yelpazede stratejik bir konuma sahiptir. Terörsüz Türkiye idealimizle sağlanan huzur iklimi; yatırımların, yeni yolların ve yeni ufukların anahtarı olmuştur. Biz, bu huzur ortamını sizlerin yatırım azmi ve üretim gücüyle kalıcı bir refaha dönüştürmekte kararlıyız. Küresel dalgalanmalara rağmen her çeyrekte büyümeye, istihdamda ve iş gücüne katılım oranlarında daha iyiye gitmeye devam ediyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye artık sadece etrafında olup biteni takip eden değil, oyun kuran ve yön veren bir ülkedir. Cumhurbaşkanımızın dünya çapındaki diplomatik başarısı ve milletimizin sarsılmaz desteğiyle bölgemizde adaletin ve barışın teminatı olmaya devam ediyoruz. Sizler Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun sahadaki mimarlarısınız. Sizin önünüzdeki engelleri kaldırmak, yatırım ortamını iyileştirmek ve çarkların daha hızlı dönmesini sağlamak için her zaman yanınızdayız.” (İLKHA)




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —