Menü Doğunun Nabzı Gazetesi  & Haber Portalı
Nurcan Damlayıcı

Nurcan Damlayıcı

Tarih: 19.07.2026 11:55

Gitmek Değil, Tükenmek Zordur

Facebook Twitter Linked-in

Bir kere gidersem, bir daha geri dönmem. Bütün ısrarım da bundandı; kalmak için değil, son kez inanabilmek içindi.

Çünkü bazen ansızın çekip gitmek, insanın kendine verebildiği en büyük huzurdur. Ama ondan da daha büyük olanı, arkasına dönüp bakmamayı başarabilmektir.
Yemin ederim, bir kere gidersem; bin kere de yalvarsan geri dönmem. Çünkü bazı vedalar öfkeyle değil, tükenmişlikle edilir. Ve tükenen bir kalbin yolu, çoğu zaman geriye çıkmaz.

Terk etmek… Sevdiğin sokakları terk etmek. Sevdiğin insanları terk etmek. İçinde büyüttüğün bütün hisleri usulca bırakmak. Seni her gün biraz daha eksilten yerlerden sessizce uzaklaşmak. Arkana bakmadan yürümek… Çünkü bazen insan, en çok kalmaya çalışırken yorulur.

Güzelleştiremediğin bir yeri terk etmek seni kötü biri yapmaz. Her yara sarılmaz, her ev yuva olmaz, her insan da beklediğin liman değildir.
İhtimaller bitince mekânlar terk edilirmiş. Çünkü umut çekildiği anda, en tanıdık yerler bile yabancı gelir insana.
Belki de bir şeyleri eskisinden daha güzel kurabilmek için insanın önce bütün hayallerini toprağa gömmesi gerekir. Sonra, yorulmuş kalbinin içinden küçücük de olsa yeniden inanacak bir cesaret bulması...
Tam affedecekken vazgeçiveriyorsun bir anda. İşte belki de gerçekten bittiğini ilk o zaman anlıyorsun. Çünkü artık kırgınlığın değil, sessizliğin konuşuyor.
O saatten sonra hiçbir ihtimali bırakmıyorsun geride; çünkü zaten hepsi seni bırakmış oluyor. "Belki" kelimesi bile ağır geliyor insana.

Her şey bitti. Olan oldu. Biri gitti. Kaç yangın geçti içimizden, kaç kişiyi aldı bizden... Bazı acılar bağırarak değil, insanın içini yavaş yavaş susturarak yakıyor.
Ve yine de...
Belki insanı kararından döndürecek tek şey, gerçekten seven bir kalbin vakti geçmeden "Dur." diyebilmesidir.
Sadece "Gitme." demesi değil... "Yükünü birlikte taşırım." diyebilmesidir.

Çünkü bazen bir insanı geri getiren şey binlerce özür değildir; tam vazgeçtiği anda uzanan tek bir samimi eldir.
Ama o el, kalp tamamen yorulmadan uzanmalı. Sessizlik alışkanlığa dönüşmeden... Yokluk normalleşmeden... "Keşke"ler, bütün cümlelerin yerini almadan...
Çünkü bazı insanlar gitmez; aslında son kez bekler. Son kez duyulmayı, son kez anlaşılmayı, son kez gerçekten tutulmayı bekler.

Ve eğer o son an da geçerse, artık giden kişi yolu değil, kendini değiştirir. Ondan sonra geri dönmek değil, geriye ait hissedebilmek imkânsız olur.
Belki de en acı veda, ardında gözyaşı bırakmayan vedadır. Çünkü ağlayacak kadar bile hâli kalmayan bir kalp, çoktan gitmiştir.

Ama yine de... Eğer hâlâ içinde küçücük de olsa atan bir umut varsa, belki her şey bitmeden söylenecek tek bir cümle, koca bir vedanın önüne geçebilir.
Çünkü bazen yeni bir başlangıç, büyük mucizelerle değil; tam zamanında söylenmiş içten bir "Gitme." ile başlar.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —