• BIST 100

    17148,87%-1,10
  • DOLAR

    45,89% -0,02
  • EURO

    53,29% -0,15
  • GRAM ALTIN

    6472,27% -1,59
  • Ç. ALTIN

    10725,86% 0,00

Bir beyin hastalığı takıntılılık!

17 Şubat 2025, Pazartesi 18:57
17 Şubat 2025, Pazartesi 18:57
Bir beyin hastalığı takıntılılık!
  • Dinle
  • A+
    Buyut
  • A-
    Kucult

Obsesyonların bir beyin hastalığı olduğunu dile getiren Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Çoğunlukla ergenlik döneminde başlar. Eğer bu dönemde tedavi edilirse, çözülmesi oldukça kolaydır. Ergenlerde obsesif kompulsif bozukluk (OKB) daha hızlı düzel

Obsesif özelliklerin bir kazanıma dönüşebileceğini ifade eden Tarhan, obsesif eğilimlerin, çok küçük yaşlarda, hatta 3-4 yaşlarında bile ortaya çıkabildiğini söyledi. Tarhan, Obsesif Kişilikler konusunu değerlendirdi.

İlişkilerde zorluk yaşarlar

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, obsesif kişiliklerin, obsesif-kompulsif bozukluğu olmayan, yani bir psikiyatrik hastalık tanısı almayan, ancak obsesif özellikleri taşıyan bireyler olduğunu ve bu kişiliklerin iki ana gruba ayrıldığını belirterek, “Obsesif, yani mükemmeliyetçi, titiz kişilere obsesif kişiler denir. Yani bu kişilerde kişilik bozukluğu yoktur. Bu, sosyal uyumlarını bozmaz. Mükemmeliyetçiler, titizdirler. Kontrol duyguları yüksektir. Kolay esnek olamazlar. İlişkilerde zorluk yaşarlar. Bu kişiler evlilik hayatını çok güzel götürürler. Obsesyonlarını iyi yönetirlerse de başarılı olurlar. Başarılı obsesif kişiler sağlıklıdır.” dedi.

Bu kişiler eğer kendilerini eğitemezlerse inatçı oluyorlar

Obsesif kişiliklerin genellikle ailesel yatkınlık ve ailedeki öğrenmelerle şekillendiğini ifade eden Tarhan, “Eğer bir kişide yatkınlık varsa, bu durum daha şiddetli bir hale gelebilir ve bozukluğa dönüşebilir. Bu noktada, kişide obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu gelişmesi söz konusu olabilir. Obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu olan bireyler her şeyin kusursuz ve yerli yerinde olmasını isterler. İşlerinde sürekli iyileştirmeler yapar ve bir türlü işleri tamamlayamazlar. Bir türlü imzalayamazlar mesela bir evrağı. Bu kişilerin en temel psikolojik sorunları düzen, mükemmeliyet ve kontroldür. Hayatlarının her alanındaki her şeyin düzenli, kusursuz ve kontrol altında tutulmasını isterler. Bu kişiler eğer kendilerini eğitemezlerse çok katı olur, inatçı olurlar.” diye konuştu.

Obsesif kişilikler ilişki zorlukları yaşıyor

Obsesif kişiliklerin esnek olmadıklarını ve onun için ilişki zorlukları yaşadıklarını kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “İlişkilerde kontrolü elden bırakmak istemezler ve bu nedenle ‘Ben mükemmelim, herkes mükemmel olmalı’ düşüncesiyle hareket ederler. Başkalarına yönelik mükemmeliyetçilikleri, zaman zaman eziyet etme boyutuna ulaşabilir. Bu kişiler genellikle işkolik olarak bilinir. Özel hayatları ve sosyal yaşamları neredeyse yok gibidir; tüm zamanlarını işlerine veya odaklandıkları konulara harcarlar. Tasarruf ve harcama konularında da aşırı tutumlu davranırlar; bazıları para harcamaktan korkacak noktaya gelir. Bu özellikleri obsesif kişilik yapısını ve kişilik bozukluğu belirtilerini yansıtır.” dedi.

Steve Jobs, mükemmeliyetçiliğiyle tanınıyor

Tarhan, bir insan mükemmeliyetçi ise ve bu mükemmeliyetçilik bir hedefe ve stratejiye yönelikse, bu kişi için "başarı ayrıntıda gizlidir" kuralının geçerli olduğunu dile getiren Tarhan, “Bu kişiler hedeflerini ve stratejilerini düşünerek karar alır ve buna uygun pozisyon alırlar. Bu özellikleri sayesinde genellikle başarılı olurlar; başkalarının fark edemediği ayrıntıları görebilirler. Ancak hedef ve strateji odaklı olmayan bir obsesiflik, durumu tam tersine çevirebilir. Bir masanın düzeniyle ilgili bir saat uğraşarak asıl işlerini ihmal edebilirler. Hedef ve strateji olmayan obsesiflik, insanı felakete sürükleyebilir; bu durumda ‘şeytan ayrıntıda gizlidir’ deyimi devreye girer. Obsesiflik, kişinin zihinsel süreçleri doğru yönetilirse, bir dezavantaj olmaktan çıkar ve bir fırsata dönüşebilir. Mükemmeliyetçilik, doğru yönlendirilirse, başarı için önemli bir araç olabilir. Bu durumun en iyi örneklerinden biri, Apple'ın kurucusu Steve Jobs’tır. Jobs, mükemmeliyetçiliğiyle tanınır ve bu özelliği sayesinde son derece kaliteli işler ortaya koymuştur.” ifadesinde bulundu.

60 dakikanın 50 dakikasını bu tür düşüncelerle geçiriyorsa dikkat!

Obsesif kompulsif bozukluğun (OKB) farklı alt tipleri bulunduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Bu bozukluğun hastalık seviyesine ulaşmasında, özellikle düşünce tekrarlarının (obsesyonların) etkisi büyüktür. OKB’de obsesyonlar, tekrarlayan rahatsız edici düşünceler olarak ortaya çıkar ve kişide kaygıya (anksiyeteye) neden olur. Boş zamanlarının büyük kısmını obsesyonlarla meşgul olarak geçiren kişiler için bu durum ciddi bir problem haline gelir. Bir kişi günün 60 dakikasının 50 dakikasını bu tür düşüncelerle veya bunlara yönelik eylemlerle geçiriyorsa, bu obsesif kompulsif bozukluğun bir belirtisi olabilir. Sürekli el yıkamak, masayı düzenlemek, her şeyi simetrik hale getirmek gibi davranışlar kompülsyonlar dediğimiz tekrarlayan davranışlar arasındadır. Zihinsel eylemler de sık görülebilir; aşırı dua etmek, sürekli sayı saymak veya belirli kelimeleri tekrar etmek gibi. Kuşku obsesyonları da oldukça yaygındır. Kişi, ‘Arabayı kilitledim mi?’ diye düşünüp tekrar kontrol etmek için arabaya döner veya ‘Kapıyı açık bıraktım mı?’ diye tekrar tekrar kontrol eder.” diye konuştu.

Obsesyonların üstesinden gelmek için yüzde 100 emin olmaya çalışmak bırakılmalı

Obsesyonların üstesinden gelmek için kişilerin yüzde 100 emin olmaya çalışmayı bırakarak, içindeki hisse güvenmesi gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Bu büyük ihtimalle doğru yüzde 51 oranında doğru olduğuna inanıyorum diyerek hareket etmelidir. Eğer kişi bu yaklaşımı benimserse, tekrarlayan kontrol davranışlarını azaltabilir. Evin kapısı açık mı, değil mi diye sık sık takıntı yapan kişi, aklına ilk gelen ‘Açık bırakmadım’ hissine güvenmeli ve tekrar tekrar kontrol etmeye gitmemelidir.” dedi.

Karar veremedikleri için sürekli düşünce tekrarına giriyorlar…

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, obsesif kompulsif bozukluk haline geldiğinde, bu kişilerin beyin grafisini aldıklarını ve beynin hangi bölgesi hızlı, hangi bölgesi yavaş çalışıyor, karar verme mekanizması nasıl işliyor, bunların analiz edildiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Bu kişilerde bir düşünce veya his ortaya çıktığında, beynin ön bölgesi genelde ‘Bu uygun mu, değil mi? Geçerli mi, faydalı mı, güvenli mi?’ gibi kararları hızlı bir şekilde alır. Ancak obsesif kompulsif bozukluk yaşayan kişiler bu süreci tamamlayamaz. Karar veremedikleri için sürekli düşünce tekrarına girerler. Bu tür durumlar ağırlaştığında, hastalar genellikle hastaneye yatırılır ve güçlü tedaviler uygulanır. Beyindeki bu yolların duyarlılığı, terapiler ve ilaçlarla normale döndürülür.” ifadesinde de bulundu.

Evinden hatta odasından dışarı çıkamayanlar var

“Öyle vakalar var ki, kişi evinden hatta odasından dışarı çıkamıyor.” diyen Tarhan, "Kirleneceğim" korkusuyla banyoda bir buçuk gün duran kişiler olduğunu, durumun artık ileri derecede bir rahatsızlık haline gelerek psikoz seviyesine ulaşabildiğini söyledi.

Prof. Dr. Tarhan, “Bu hastalık aslında bir beyin hastalığıdır. Beyindeki karar mekanizmalarını ya da bu mekanizmaların altyapısını düzeltmeden, psikolojik süreçleri iyileştirmek mümkün değildir. Beyindeki altyapı, nörobiyolojik süreçleri ifade ederken, üst yapı ise psikolojik süreçlerle ilgilidir. Zihinsel süreçlerin iki temel ayağı vardır, nörobiyolojik ve nöropsikolojik. Etkili bir tedavi için bu iki ayağı birlikte ele almak gerekir. Hastalık iyileştikten sonra yeniden nüksetme riski de vardır.” diye konuştu.

 

Obsesif kompulsif bozukluk ergenlik döneminde başlıyor

Bu sürecin genellikle aşama aşama ilerlediğini ve birden ortaya çıkmadığını belirten Tarhan, şöyle devam etti:

“Çoğunlukla ergenlik döneminde başlar. Eğer bu dönemde tedavi edilirse, çözülmesi oldukça kolaydır. Ergenlerde obsesif kompulsif bozukluk (OKB) daha hızlı düzelebilir. Bunun nedeni, ergenlerin beyin plastisitesinin, yani nöroplastisitesinin daha güçlü olmasıdır. Tedavi uygulandığında olumlu sonuçlar daha hızlı elde edilir. OKB'de sorun, beyinde kaygının tetiklenmesiyle başlar. Kişinin zihnine bir düşünce gelir ve bu düşünceyi yönetemez. Bu düşünce üzerinde durdukça kaygı artar; kaygı arttıkça kişi daha fazla rahatsızlık hisseder ve bu durum bir hastalığa dönüşür. Halbuki kişi, duygularını ve düşüncelerini düzenlemeyi öğrenebilse, bu durum hastalık haline gelmez. Çünkü obsesyon sadece düşüncelerde değil, duygularda da ortaya çıkar.”

‘Duygu-düşünce füzyonu’…

Hastaların beyin, psikolojik kirlilik algısını yönetemediği için daha kolay yönetilebilir bir durum olan maddi kirliliğe yöneldiğini anlatan Prof. Dr. Tarhan, “Kişi, elini yıkayarak veya sürekli banyo yaparak rahatlamaya çalışır. Ancak fiziksel olarak temiz olmasına rağmen kendisini his olarak temiz hissetmez. Bu durum, ‘duygu-düşünce füzyonu’ olarak adlandırılır. Kişiye bir his gelir ve bu hissi bir düşünce zanneder. Duygular ve düşünceler birbirine karışır. Kişi, hissettiği şeyin bir düşünce olmadığını, sadece içinden gelen sahte bir his olduğunu fark ettiğinde, bu ayrımı yapmak kolaylaşır.” dedi.

Kriz fırsata çevrilebilir

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Obsesif kişilik yapısına sahip bireyler, obsesif kompulsif bozukluk (OKB) geliştirme açısından risk altında olabilirler. Bunun temel nedenlerinden biri, kaygılarını yönetmekte zorlanmalarıdır. Ancak bu kaygılar, doğru bir şekilde ele alındığında kişiye avantaj sağlayabilir. Eğer kişi kaygılarını fırsata dönüştürerek hedef odaklı bir mükemmeliyet anlayışı geliştirirse, obsesif özellikleri hayatında bir kazanıma dönüşebilir. Bu durumda kriz, bir fırsata çevrilmiş olur.” şeklinde konuştu.

Arka planda sıklıkla çocukluk çağı travmaları görülüyor

Obsesif bozuklukların arka planında sıklıkla çocukluk çağı travmalarına rastlandığına da işaret eden Tarhan, “Çocukluk döneminde yaşanan travmatik olaylar, tedavi sürecinde sıkça karşımıza çıkar. Çocuklukta yaşanan şok edici olaylar, kötüye kullanım, istismar, cinsel travmalar gibi durumlar bireyde çözümsüz bir travma olarak kalabilir. Eğer bu travmalar çözümlenemezse, kişi, yaşadığı sıkıntıyı hafifletmek için obsesyonlara ihtiyaç duyar. Bu nedenle çocukluk döneminin detaylı bir şekilde incelenmesi önemlidir.” dedi.

Obsesif eğilimler, çok küçük yaşlarda ortaya çıkabiliyor

Bazı durumlarda obsesif eğilimlerin, çok küçük yaşlarda, hatta üç-dört yaşlarında bile ortaya çıkabildiğini dile getiren Tarhan, “Unutamadığım bir vakada, beş-altı yaşlarında bir çocuk tedaviye gelmişti. Çocuk, konuşmanın başında aniden, ‘Saat 3:47’ dedi. Bu yaştaki bir çocuğun zamanı bu kadar ayrıntılı ifade edebilmesi, obsesif yatkınlık işareti. Bu durumu anneye söylediğimde, şaşırarak ‘Nereden anladınız?’ diye sordu. Sadece saatle ilgili bu ayrıntıya bile odaklanması, obsesif davranışların alt yapısının işaretiydi. Çocukluk döneminde anne babanın yaklaşımı da bu eğilimlerde oldukça etkili. Fazla aşırı sevgi ile aşırı disiplinin bir arada bulunduğu bir ortamda büyüyen çocuklar hem anneye sevgi besliyor hem de öfke duyabiliyor. Ancak bu öfkeyi dile getiremedikleri için içlerine atıyorlar. Bu durum, çocukların zihinsel olarak kendi içlerinde bir çatışma yaşamalarına neden oluyor. Rahatlatamıyorlar kendilerini. Anne baba bunun farkına varırsa düzeliyor.” şeklinde sözlerini tamamladı. (İLKHA)

Ömer Faruk SEYHAN

Haber Editörü

Ömer Faruk SEYHAN

info@dogununnabzi.com

HÜDA PAR Gaziantep İl Başkanlığında bayramlaşma

Yetimler Vakfı Etiyopya'da binlerce aileye kurban eti ulaştırdı

GÖKDOĞAN ve BOZDOĞAN harp başlıklı atış testini geçti

"Generaller Planı"nı bozan Kassam komutanı İzzeddin el-Beyk şehid oldu

Umut Kervanı Ağrı'da yüzlerce aileye kurban eti ulaştırdı

Güney Lübnan'da 11 şehit: Hizbullah operasyonlarında bir işgalci asker öldü

BM, siyonist rejimi çatışma bölgelerinde cinsel şiddet uygulayan taraflar listesine aldı

Uluslararası yardım kuruluşları Afganistanlı yetimleri bayram gününde de yalnız bırakmadı

Gazze'de bayram katliamı: 4'ü çocuk 10 Filistinli şehit oldu

Petrol fiyatlarında jeopolitik gerilim etkisi

Umut Kervanı’ndan Ankara’da ihtiyaç sahibi ailelere kurban eti

Bayramda kabir ziyaretleri sürüyor

Bayramda trafik denetimleri devam ediyor

Malatya'da silahlı ve bıçaklı kavga: 3 yaralı

Yetimler Vakfı, Afganistanlı çocuklara yetim aylıklarını dağıttı

ABD'nin tükenen silah stoklarını yenilemesi en az 3 yıl sürecek

ABD, Francesca Albanese'yi yeniden yaptırım listesine aldı

Gaziantep'te kurban kesimi kazaları: 80 kişi yaralandı

HÜDA PAR Manavgat ve Kumluca İlçe Başkanlıklarının 4'üncü Olağan Kongreleri gerçekleşti

HÜDA PAR Antalya İl Başkanı Durmaz’dan Kurban Bayramı mesajı

Döviz kurlarında son durum

Altın fiyatları güne düşüşle başladı

Rüşvet almakla suçlanan CHP'li belediye başkanı görevden uzaklaştırıldı

İran’dan Kuveyt'te bulunan ABD üssüne misilleme

Meteorolojiden 15 il için kuvvetli yağış uyarısı

"Donald Trump"a benzetilen manda kurban olmaktan kurtuldu

BM: Gazze'de "sarı hat" yakınında öldürmeler savaş suçu

Trump'tan Umman'a skandal tehdit: Aksi halde yok ederiz

Ben Gvir cezaevlerindeki denetimi engelliyor: Filistinli esirlerin durumu ağırlaşıyor

Körfez'de gerilim: ABD'den saldırı, İran'dan misilleme

Yükleniyor

loading
Haberi Sesli Oku

ŞEHİR HABERLERİ


HÜDA PAR Gaziantep İl Başkanlığında bayramlaşma

Yetimler Vakfı Etiyopya'da binlerce aileye kurban eti ulaştırdı

GÖKDOĞAN ve BOZDOĞAN harp başlıklı atış testini geçti

"Generaller Planı"nı bozan Kassam komutanı İzzeddin el-Beyk şehid oldu

Umut Kervanı Ağrı'da yüzlerce aileye kurban eti ulaştırdı

Güney Lübnan'da 11 şehit: Hizbullah operasyonlarında bir işgalci asker öldü

BM, siyonist rejimi çatışma bölgelerinde cinsel şiddet uygulayan taraflar listesine aldı