9659,48%0,49
37,97% 0,11
41,09% 0,07
3764,67% 0,91
6070,97% 1,51
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) AK Parti Grup Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar millete edilen hürmetsizliklerin, demokrasiye yapılan saldırıların, millî iradeye yönelik ihanetlerin hesabının hukuk önünde ve meşru zeminde tek tek sorulduğunu kaydetti.
"Bundan sonra da Türkiye ekonomisine, milletin refah ve huzuruna yönelik her türlü sabotajın hesabı yargı önünde sorulacaktır" ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İhanete bulaşanlar, milletin kardeşliğine pusu kuranlar eninde sonunda adalete hesap vereceklerdir. Bakın bunun adı kör düşmanlık veya rövanşizm değil, millî iradenin refleksi, devlet olmanın gereği ebed müddet ilkesinin şartıdır" diye konuştu.
“Görevini yapanları değil, yolsuzluğa bulaşanları savunuyorlar”
"İstanbul'un CHP'li belediyelerindeki yolsuzlukları dizi yapmaya kalksanız Brezilya dizilerinden daha fazla malzemeyle karşılaşırsınız" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Üstelik bunlar henüz heybede duran büyük turplar ortaya dökülmeden CHP'nin bizzat içinden gelen belge ve bilgiler ışığında güvenlik güçlerinin ve yargının elde ettiği suçlar. Heybedeki büyük turplar ortaya saçıldığında bunların bırakın milleti, kendi yakınlarının suratlarına bakacak yüzleri dahi kalmayacak. Ortada bunca yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet, alavere dalavere, sahtekarlık varken hakkı hukuku, adaleti dilinden düşürmeyen CHP yönetimi iddiaları aydınlatmak yerine ucuz siyasete yönelmeyi tercih etti. Yargının iddialarının hiçbirine cevap veremeyen CHP yönetimi, insanları sokağa döküp ülkede kaos çıkarmaya çalışarak skandalı örtbas etme çabasına girişti. Dikkat buyurunuz; çalana değil, yakalayana kızıyorlar. Görevini yapanları değil, yolsuzluğa bulaşanları savunuyorlar. Belediye başkanlarının kurduğu haraç ve rüşvet düzeninin bedelini sokaklara döktükleri seçmenlerine ödetmeye kalkıyorduk. İşbirliği yaptıkları marjinal örgütlerin yol açtıkları rezaletleri sahiplenerek girdikleri tehlikeli yolu iyice içinden çıkılmaz hâle getiriyorlar. Daha da ötesi, bütün bunların faturasını bize, şahsımıza, hükûmetimize ve partimize keserek gerçekleri ters yüz etmeye çalışıyorlar."
"Yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasına esas olan bilgi ve belgeleri getirenler, CHP'lilerin bizzat kendileri" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yolsuzluk ve rüşvet parasının taksimatında anlaşmazlık çıkınca, birilerinin giderek, yargıya olan biteni anlattığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Karşımızdaki tablo şudur, yolsuzluğu yapan, rüşveti alan, paraşütle diploma sahibi olup yüzbinlerce gencin hakkını yiyenler CHP'li. Bu paraların bir kısmını siyasi ajandaları için kullanan, bir kısmını da kurdukları suç örgütü üzerinden şirketlerine aktaranlar da CHP'li. Soruşturma başlayınca hem emniyette hem savcılıkta itirafçılık sırasına girenler CHP'li. Soruşturma derinleştikçe savcılığa yeni belge ve bilgi yağdıranlar CHP'li. Suç örgütünün medyada ve sosyal medyada kullandığı tetikçilerden, trol ordularından yılan, yorulan, bıkanlar CHP'li" diye konuştu.
"Partiniz içindeki ihbarcılık yarışına niçin bizi karıştırıyorsunuz"
CHP'nin kurultayını "Kurultayda şaibe var" diyerek mahkemeye şikâyette bulunanların CHP'li olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dönen dolapları, alınan rüşvetleri, yapılan hırsızlıkları ekran ekran dolaşıp anlatanlar CHP'li, ama suçlu AK Parti. Allah aşkına biz böyle bir iç hesaplaşmanın neresinde olabiliriz? Sizin paylaşım kavganız nedeniyle başlayan yargı sürecini niye bize mal ediyorsunuz? Partiniz içindeki ihbarcılık yarışına niçin bizi karıştırıyorsunuz? Son olayda tıpkı filmlerde olduğu gibi soyguncular birbirine girmiş, suç ortakları birbirini satmış, gidip polise ve yargıya ihbar etmiştir. Şu an bunun artçı sarsıntılarına şahit oluyoruz." ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, herkes gibi kendilerinin de güvenlik güçlerinin ve yargının görevini yapmasını, yürütülen soruşturmanın neticelenmesini, mahkemeler tarafından suçlu bulunanların cezalandırılmasını beklediklerini dile getirdi.
Yürütmenin başı olarak her kurumun işini en iyi şekilde yapmasını gözettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, cumhurun reisi olarak, vatandaşın hakkının, hukukunun, evladının boğazından kısarak verdiği kaynakların "üç beş haydut" tarafından gasp edilmemesi için her tür adımın atılmasını sağladıklarını vurguladı.
"Ağzı bozuk müptezellerle sokakları terörize etmekten artık vazgeçin"
Bunları yaparken, Anayasa'nın verdiği yetkilerin, görev ve sorumlulukların dışına asla çıkmadıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "CHP Genel Başkanı olmak üzere CHP yönetimine şunu hatırlatıyorum, seviyeyi ne kadar düşürürseniz düşürün boşuna. Macun bir defa tüpten çıkmıştır. CHP'deki iç savaş sebebiyle de olsa yolsuzluk çarkınız deşifre olmuştur. Pisliklerin üzerini örtemezsiniz. Dolayısıyla sağa sola çamur atmayı bırakın. Partiniz içerisindeki bilek güreşinde bizden destek alma hinliğini terk edin. Ağzı bozuk müptezellerle sokakları terörize etmekten artık vazgeçin. Bodoslama daldığınız çukura bizi ve milletimizi çekmeye çalışmayın. Şayet kendinize zerre kadar saygınız varsa biraz dürüst olun, şeffaf olun. Sadece koltuklarınızı borçlu olduğunuz para babalarına değil, millete karşı sorumluluklarınızın olduğunu unutmayın."
"Yargı böyle bir kepazeliğin üstünün kapatılmasına asla izin vermeyecektir"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rus yazar Aleksandr Soljenitsin'e atfedilen "Yalan söylediklerini biliyoruz, yalan söylediklerini biliyorlar, yalan söylediklerini bildiğimizi biliyorlar, yalan söylediklerini bildiğimizi bildiklerini biliyoruz ama hâlâ utanmadan arlanmadan yalan söylüyorlar" ifadelerinin, yaşananları en iyi şekilde anlattığını aktardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hem belediyelere çöreklenmiş suç örgütünün mensupları hem de CHP yönetimi bile bile millete yalan söylüyor. Gerçekleri bile bile milletin karşısında rol yapıyor, tiyatro oynuyorlar. Yapılan hırsızlıkları bile bile insanları kandırmaya çalışıyorlar. Ne diyor Ziya Paşa? 'En ummadığın keşfeder esrar-ı derunun, sen herkesi kör, alemi sersem mi sanırsın? Bir gün gelecek sen de perişan olacaksın, ey gonca bu cemiyeti her-dem mi sanırsın?' Birileri herkesi sersem yerine koyarak ortadaki devasa bir yolsuzluk ve rüşvet çarkının üzerini kapatmaya çalışıyor ama nafile. Ne bu millet ne bu devlet ne de bu yargı böyle bir kepazeliğin üstünün kapatılmasına asla izin vermeyecektir." dedi.
"CHP'liler hadi bizim söylediklerimizi siyasi saiklerle dikkate almıyorlar diyelim, tam da adeta yaşanan son hadiseleri anlatan CHP'nin merhum genel başkanlarından Deniz Baykal'ın 2005 yılındaki olağanüstü kongre konuşmasındaki tespitlerine herhalde bir itirazları olmaz" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Baykal'ın sözlerini hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Ne diyor merhum Baykal? 'Siyasette dürüstlük' diyor. 'Önce ahlak', 'helal haram korkusu' diyor. 'Kanuna karşı çıkacaksın, ahlaka karşı çıkacaksın, hakka karşı çıkacaksın, yetimin hakkına karşı çıkacaksın, her babayiğidin harcı mı bu?' diyor. 'CHP'de bir daha İSKİ benzeri skandallar olmayacak' diyor. 'Yolsuzluklara karşı mücadelenin savcısı da olurum, polisi de olurum' diyor. 'Gürültü ile gerçekleri bastıramazsınız' diyor. 'Bu kadar çamura bulaşmış bir belediye başkanını taşımak mümkün değildir' diyor. 'Sen o paranla kimi ayarlarsın bilmiyorum ama CHP'yi ayarlayamazsın' diyor. 'Yüksek disiplin kurulu üyemize içi para dolu rüşvet çantası gönderdiler' diyor. Velhasıl diyor da diyor. Kime diyor? Bir kısmı hâlen partide siyaset yapan CHP'lilere diyor. Tüm bunları kime söylüyor? CHP'lilere söylüyor. Peki CHP'li yöneticiler ortaya dökülen onca rezaletten sonra Sayın Baykal'ın bu sözlerini bugün hiç mi üzerlerine almıyorlar? 20 yıl sonra aynı sahnelere şahit olmaktan hiç mi utanmıyorlar? Yazık, inanın çok yazık."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ana muhalefet partisinin içine düştüğü içler acısı hâlin kendilerini üzdüğünü ve öfkelendirdiğini söyledi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel'i eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kalkıyor, tüm medya gruplarını tek tek, isim vererek şikâyet ediyor. Bizi dünyaya şikâyet ediyor. Benim Hazine ve Maliye Bakanı'mı aynı şekilde şikâyet ediyor. Sen kimsin? Her şeyden önce senin gramın ne? Sen nasıl olur da Hazine ve Maliye Bakanımı şikâyet etmeye kalkarsın" ifadelerini kullandı.
Şehzadebaşı Camii'nde yaşananları anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, marjinal grupların Şehzadebaşı Camii'nin yanındaki kabristanı yerle bir ettiğini kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Ey Özgür Özel, herhalde senin de bir gün kabrini bu şekilde hazırlayacaklar ve senin de kabrini birileri gelip ya kazar ya yıkar. Bu nasıl iştir? Bu kabristanları yıkmanın kime ne faydası var? Bunu hangi hakla nasıl yapıyorsunuz? Hepsi tarih, hepsi eser olarak muhteşem eserler. Bu eserleri ne yazık ki bu ahlaksızlar, bu edep yoksunu namussuzlar orada gelip yıkıyorlar. Bunlara eyvallah etmek mümkün değil. Orada tarih yatıyor."
Tarihî eserleri yıkmaya yeltenmenin yenilir yutulur bir iş olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yargıyla bu işin üzerine gittiklerini, yüzü maskeli olan teröristleri tespit edip onların da üzerine gideceklerini söyledi.
"Meydana gelen yolsuzluk nefret siyasetinin bir sonucudur”
Ana muhalefet partisinin, marjinal sol örgütlerin, millete hakaret eden ağzı bozuk tiplerin, belediyeleri soyup soğana çeviren haramilerin oyuncağı hâline gelmesinin kendilerini rahatsız ettiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "CHP'nin Genel Başkanı'nın, polise taş atan, molotof atan, baltayla saldıran, ecdat yadigarı camilerimize hürmetsizlik eden soysuzlara kol kanat germesi milletimiz gibi bizi de rencide ediyor. Şimdi çıkmışlar, pazartesi akşamı İstanbul'da yaşanan alçaklıkla ilgili nedamet cümleleri kuruyorlar, laf cambazlıklarıyla, kelime oyunlarıyla, sosyal medyadan ahlakçılık yaparak güya küfürbazlarla aralarına mesafe koymaya çalışıyorlar."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP'yi eleştirerek konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu siyaset tüccarlarına bugün şunu söylemek mecburiyetindeyim, iyi de daha düne kadar millete küfür eden kişileri protokolde başköşeye oturtan siz değil miydiniz? 14-28 Mayıs seçimleri öncesinde ağzı bozuk tipleri kahramanlaştıran siz değil miydiniz? Filistin'e destek mitingine katılan insanlarımıza saldıran vandalları savunan siz değil miydiniz? Gezi olaylarında çapulculara 'çiçek çocuklar' diyerek sahip çıkan siz değil miydiniz? B soyguncusu eşkıyaları yıllarca gençlere rol model olarak sunan siz değil miydiniz? Mehmet Selim Kiraz savcımızın katillerini övenlere kucak açan siz değil miydiniz? 85 milyonun karşısına çıkıp yargı mensuplarımızı hem de evlatlarıyla, ailesiyle tehdit eden siz değil miydiniz? Cumhur İttifakı ortağımıza ve onun saygıdeğer Genel Başkanı'na dil uzatan siz değil miydiniz? Milletin inancıyla, değerleriyle, kültürüyle kavgalı marjinal tipleri partinizde karar mercilerine getiren siz değil miydiniz? 'AK Parti'ye oy veren herkesin imha edilmesini' söyleyebilecek kadar sefalet çukuruna batmış alçaklara akıl hocalığı yaptıran siz değil miydiniz? Kusura bakmayın, pazartesi akşamı yaşanan namussuzluğu zehirli dilinizle siz hazırladınız."
Millete hakaret edenlere sırf "AK Parti karşıtı" denilerek prim verildiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasete nefret söylemlerini CHP'nin soktuğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin fertlerinin yıllarca birbirine düşürüldüğüne dikkati çekerek, şunları kaydetti: "Bugün güya rahatsız olduğunuz kötülüğü siz sıradan hâle getirdiniz. CHP yönetimi olarak siyaset yapıyoruz bahanesiyle bu kötülüğü yıllarca siz meşrulaştırdınız, siz yaygınlaştırdınız. Şunu açık ve net söylemek durumundayım, pazartesi akşamı meydana gelen yolsuzluk, soysuzluk, CHP yönetiminin ısrarla ve inatla sürdürdüğü nefret siyasetinin bir sonucudur. Bundan kaçamazlar, bundan kendilerini ayrı tutamazlar. Yaşanan bu alçaklığın en büyük sebebi CHP yönetiminin tükenmişliğidir, ta kendisidir. Sayın Özel maalesef özgürleşememiştir, koltuğunu borçlu olduğu vesayet odaklarının emrinden çıkamamıştır. Özellikle son bir haftada sarf ettiği sözleriyle, tavırlarıyla şu an bulunduğu makama yetersiz geldiğini, oturduğu koltuğu dolduramadığını çok açık, net ortaya koymuştur. Bugün söylediğini yarın inkâr eden, belediye başkanlarından sürekli ayar yiyen, aciz, iradesiz, çaresiz bir karakterle karşı karşıyayız. Biz son bir ümitle, her gün iyiye gitmesini, kendisini biraz toparlamasını, kendisine biraz çekidüzen vermesini bekledikçe Sayın Özel, freni boşalmış kamyon gibi yokuş aşağı sürükleniyor."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yumuşama ve normalleşme süreciyle toksik muhalefet anlayışından siyaset kurumunu arındırmaya çalıştıklarını; CHP'yi, hapsolduğu ideolojik yankı odalarından kurtarmak istediklerini ancak muvaffak olamadıklarını söyledi.
"CHP seçmeni bir senede Bay Kemal'i mumla arar hâle geldi. CHP gibi 100 yıllık bir partinin genel başkanının kendini nasıl itibarsız hâle getirdiğini milletimizle birlikte biz de ibretle takip ediyoruz." ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "İşte sizler de görüyorsunuz; İsrail 471 gün boyunca Filistinlilerin üzerine bomba yağdırırken siyonist destekçisi şirketler için boykot kelimesini telaffuz dahi etmediler. Soykırımcılara şirin gözükmek adına olmadık taklalar attılar. Hatta insanlarımızın hassasiyetleriyle utanmadan alay ettiler. Şimdi çıkmışlar, ülkenin yerli, millî markalarını boykottan bahsediyorlar; medya dünyasına saldırıyorlar. Hoş onu da her zamanki gibi yine ellerine, yüzlerine bulaştırıyorlar. Sayın Özel, CHP Genel Başkanı gibi değil, hırsları ve korkuları aklını esir almış bir siyasi müflis gibi davranmaktadır. Sayın Özel'in ne tuttuğu yol yoldur ne de ağzından çıkan sözü kulağı duymaktadır. Çıksın, cesareti varsa şu akıl ve vicdan tutulmasını millete izah etsin."
“Rüşvet ve yolsuzluk çarkının içinde kimlerin olduğu şüphesiz ortaya çıkacaktır”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'yi, uluslararası basına şikâyet etmenin, bir CHP geleneği olup olmadığını sorarak, "Ülkenizi yabancılara kötülemekten hiç mi utanmıyorsunuz? Allah aşkına, 'Türk ekonomisine zarar vereceğim' diyen bir ana muhalefet partisi lideri olur mu? Böyle bir siyasetçiden bıraktım ülkesini, milletine, kendi partisine hayır gelir mi? Böyle şuursuz cümleler kurabilen birinin akılla, mantıkla hareket ettiğine kim inanır?" ifadelerini kullandı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik yolsuzluk ve terör soruşturmalarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Şunu da herkesin bilmesini istiyorum; bu rüşvet ve yolsuzluk çarkının içinde kimlerin olduğu zamanla şüphesiz ortaya çıkacaktır. Başı İstanbul'da olan ahtapotun kollarının nerelere uzandığı elbette yakında görülecektir. İtiraflar geldikçe, yeni deliller bulundukça, soruşturmalar derinleştikçe biz de bazı şeyleri daha net anlayacağız. İnanıyorum ki o zaman mevcut yönetim tarafından CHP'nin nasıl tepe tepe kullanıldığını daha iyi kavrayacağız. Parayı verenin CHP'yi ve mevcut yönetimi nasıl parmağında oynattığını inşallah daha net görebileceğiz."
Yaşananların, CHP'de ve CHP'nin ülkesini ve milletini seven kadrolarında bir uyanışa, muhasebeye, öz eleştiriye sebep olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnşallah bu süreç CHP'yi bir tefekküre, bir iç sorgulamaya yöneltir ve ardından Cumhuriyet'imize yakışır bir dönüşüme vesile olur. Aksi takdirde kifayetsizlerin boyunduruğu altındaki CHP, Atatürk maskesi ile hırsızlık, çağdaşlık maskesi ile ahlaksızlık, modernlik maskesi ile değersizlik, siyaset maskesiyle millete düşmanlık, sivil toplum maskesiyle provokatörlük, gazetecilik maskesiyle borazanlık yapanların kalesi olduğu müddetçe hiçbir zaman bu ülkenin ve milletin partisi konumuna gelemez." değerlendirmesinde bulundu.
"Terörsüz türkiye hedefine bir an önce ulaşmaya bakacağız"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi iç kavgasını Türkiye'nin demokrasi sorunu gibi gösterme kurnazlığının, CHP'ye sokakta gürültü çıkartmak için yeterli olabileceğini ancak gerçek bir siyasi teşekkül vasfını asla vermeyeceğini vurguladı.
Millete olan saygının bir gerçeği olarak CHP'yi aklıselime, sağduyuya, basiret ve ferasetle davranmaya davet ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu vahim tablo karşısında biz galeyana gelmeyecek, kışkırtmalara kulak asmayacağız. 85 milyonun kardeşliğine halel gelmesine kesinlikle izin vermeyeceğiz. Sabrı kuşanacağız, feraseti rehber edineceğiz. Vakarı, tevazuyu, bizlere yakışan dik ve haysiyetli duruşu göğsümüzde bir şeref beratı olarak her zaman gururla taşıyacağız." dedi.
"Muhalefetin bizi hapsetmek istediği sahte ve sığ gündemlerin peşine asla ama asla takılmayacağız. CHP içindeki Bizans oyunlarının, kayıkçı kavgalarının tarafı olmayacağız" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hep söylediğim gibi biz işimize bakacağız, milletimize layıkıyla hizmet etmeye bakacağız, Türkiye Yüzyılı'nı kardeşlik içinde inşa etmeye bakacağız, Terörsüz Türkiye hedefine bir an önce ulaşmaya bakacağız. Şunu lütfen unutmayınız, Hak şerleri hayreyler. İnşallah buradan da ülkenin ve milletin hayrına bir netice çıkacaktır. Türkiye, Allah'ın izniyle bu oyunu, bu kirli tezgâhı da mutlaka bozacaktır. Hiçbir kardeşim tereddüt etmesin, sahnelenen rezillikler karşısında hiç kimse öfkeye kapılmasın, hiçbir yol arkadaşım karamsar olmasın, umutsuz olmasın. Yarın elbet bizimdir, elbet bizimdir, istikbal bizimdir, milletimiz bizimledir. Milletimizin hayır duası bizimledir."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nın ardından Meclis'ten çıkarken bir gazetecinin "Yakın zamanda ABD ziyaretiniz olabilir mi?" sorusuna, "İnşallah" cevabını verdi. (İLKHA)