• BIST 100

    9475,19%-0,10
  • DOLAR

    38,01% 0,26
  • EURO

    41,76% -0,64
  • GRAM ALTIN

    3770,50% -0,68
  • Ç. ALTIN

    6139,04% -0,40

Dava eri Selahaddin Ürük'ün şehadetinin üzerinden 23 yıl geçti

GÜNDEM 5.09.2024 15:16:22 0
Dava eri Selahaddin Ürük

Hizbullah cemaatinin vesilesiyle İslami davayla tanıştıktan sonra mal ve makamı terk edip faaliyetleriyle bölge halkının gönlüne dokunan Selahaddin Ürük, şehadetinin 23'üncü yıldönümünde rahmet ve minnetle yâd ediliyor.

Adana'nın Pozantı ilçesinde 5 Eylül 2001'de kaldığı eve yapılan baskın sonucu katledilerek şehadete eren Selahaddin Ürük, şehadet yıl dönümünde yâd ediliyor.  

Şehid Selahaddin, 1984 yılında İslami çalışmalara başladı. Bütün vaktini Allah yolunda, tebliğ vazifesi yürütmeye adadı.

Tarihte de nice örnekleri olduğu gibi İslam'a hizmet edenler, karanlık yapılar tarafından kumpaslara maruz kalıyordu. Şehid Salahaddin Ürük de iftiralar nedeniyle işkence, zindan ve hicretle geçen bir hayat yaşadı.

Dünyalık işleri ellerinin tersi ile iterek ömrünü İslami hizmetlere adayan Ürük, 1992 yılında gözaltına alındı ve türlü türlü işkencelerden geçtikten sonra çıkarıldığı mahkemece tutuklanıp Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevine konuldu.

Yaklaşık 10 ay sonra tahliye olan Ürük hakkında 1994 yılında tutuklama kararı çıkarıldı. Ürük, o tarihten sonra muhacir hayatı yaşamaya başladı.

"Bunun karşılığı elbette şehidlik olacaktı"

25 Nisan 2016 yılında Hakk'ın rahmetine kavuşan Merhum Ürük'ün babası Hacı Mehmet Ürük, evladını İLKHA'ya şöyle anlatmıştı:

"Oğlum daha çok küçük yaşlardan itibaren İslami ilimlere yöneldi ve 6 yaşında Kur'an-ı Kerim'i hatmetti. Çok güzel bir ahlaka sahipti. Herkes tarafından sevilen ve sayılan biriydi. Şehid, bir yere oturduğu zaman hemen etrafını gençler sarardı. Gençlere İslam'ı anlatır, nasihatlerde bulunurdu. Özellikle bu dünyanın geçiciliğine aldanılmaması, ahiret yurduna hazırlık yapılması gerektiğini söylüyordu. Sürekli, oturma zamanı değil, Allah ve Resulü için çalışmanın zamanı olduğunu dile getiriyordu. Benimle onun arası çok iyiydi, hiçbir zaman beni üzdüğünü hatırlamıyorum. Hem Hüseyin Velioğlu hem de oğlum, dünyalık makamları terk ederek sadece rıza-i ilahi için çalıştılar. Kur'an ve sünnete sarılarak insanlığa faydalı olmaya çalıştılar. Bunun karşılığı elbette şehidlik olacaktı, nihayetinde şehid oldular."

Eşinin dilinden şehit Selahaddin

Şehidin eşi Elif Ürük ise şöyle konuşuyordu:

"Onunla 1984 başlarında nişanlandık. Onunla nişanlanmamız, benim İslami yaşam tarzına ilk adımı atmam oldu diyebiliriz. Nişanlılık döneminde beni yavaş yavaş İslami hayata alıştırmaya çalışıyordu. İlk istediği şey, namaz hassasiyetiydi. Namaza başladığımda bana getirdiği hediye ile hem sevindirmiş hem de teşvik etmişti. Evliliğimizin şartları fedakârlık üzerine kuruldu.

Onun istediği ve üzerinde en çok durduğu noktalar, İslami hizmet ve misafir kabulüydü. Onun şahsında İslam’ın güzellikleriyle tanıştım. Öylesine mükemmel bir kimliğe sahipti ki, İslam’ı ondan dinleyip de kabul etmemek mümkün değildi. İslam’ı tatlı diliyle anlatarak ve yaşayarak insanlara kabul ettirme yeteneğine sahipti.

Yıllarca hicret hayatı yaşadı. Onu az görürdüm. Çocuklarını, evini, yurdunu, anne, babasını, makam ve mevkiini, maaşını kısacası her şeyini feda etti. Yıllarca anne, baba, evlat hasreti çekti. Hicret yıllarında büyük çocuklarımızı kayınvalidemizde bırakırdık. Onların yüzünü görmeye hasret kalırdı. Kelimelerin anlatmaya yetmeyeceği acılar ve hasretler yaşadı. Sürekli şöyle derdi: ‘Allah’ın davası için olmasaydı her şey bir yana asla çocuklarımı geride bırakmaz, onlardan ayrılmazdım.’

Birlikte kaldığımız zaman zarfında bana daima zorluklara hazırlanmamı söylerdi. Tekrar tekrar söylediği sözlerden biri şöyleydi: Bu zamanda evde oturmak haramdır. Bazen yoğun çalışmalarından sonra eve geldiğinde o kadar yorgun olurdu ki kendisine yemek getirilinceye kadar oturduğu yerde uyuya kalırdı. Bu esnada, ‘Bu gençlerin eğitime ihtiyacı var’ şeklinde sayıklamasına defalarca şahit oldum.

Çalışmalarını lise öğrencileri üzerinde yoğunlaştırır, onlarla düzenli ve programlı çalışmalar yapardı. Haftanın bir gününde onları evinde ağırlayarak sohbet ederdi. Bir hafta boyunca okudukları kitaplar hakkında onlardan malumat alırdı. Onlara da tebliğ çalışmaları yapmalarını öğütler ve her hafta yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi alırdı. Evinde gençleri ağırlaması ve onlara saygı göstermesi anne ve babasının dikkatini çeker ‘Oğlum! Şu çocuklardan ne istiyorsun? Yaşıtlarınla, kendin gibi mevki sahibi olanlarla gezsen daha iyi olmaz mı?’ sorusuna muhatap olur. Yıllar sonra babasına o küçük çocukları göstererek ‘Bak baba! Çocuk dediklerin bugün kocaman adamlar oldular’ diyerek çalışmasının semeresini babasına anlatmaya çalışırdı.

Mükemmel bir eş ve mükemmel bir babaydı. Şehadetinden iki gün önce hayatını baştan sona bize anlattı. ‘16 yıldır evliyiz bu zaman yeter de artar bile, artık ben şehadeti hak ettim’ dedi. Ben de ‘Bizi bırak da ümmetin senin gibilere ihtiyacı var’ dedim. O da ‘Biz bir çığır açtık geride kalanlar da o çığırda yürüsünler. Allah’tan tek dileğim, onun açtığı çığırda yürümek ve bu yola feda olmaktır.’ derdi.”

Dava arkadaşının dilinden

Ömrünü İslam'ı tebliğe adayan Selahaddin Ürük'ü tanıyanlar, onun iyi bir Müslüman, iyi bir mü'min olduğuna şahitlik ediyordu.

"Kasıtlı bir şekilde şehit edildi"

Merhum Ürük'ün dava arkadaşlarından Mehmet Bahattin Temel, onu şöyle tanımlıyordu:

"Şehid Selahaddin son gününe kadar İslam'a ve Müslümanlara hizmet etti. Dindar bir neslin yetişmesi için gecesini gündüzüne kattı. Bu uğurda ciddi manada çabalayan değerli bir Müslümandı. Ama maalesef Türkiye Cumhuriyeti kayıtlarına 'terörist' olarak geçti. Bu asla doğru olamaz. Söz konusu iddia 28 Şubat'ın, o dönemin mahkûm ettiği Müslümanlara yönelik bir ithamıdır, bu bir saldırıdır. Bunun bir an önce düzeltilmesi lazım."

Şehid Salahaddin Ürük'ün şehid edildiği anları aktaran Temel, "Selahaddin daha önce tutuklanmış, gözaltına girmiş, vahşi işkenceler görmüş ve sonra haksız yere zindana konulmuş. Bundan dolayı bir daha o vahşi işkencelere tanıklık yapmamak için bulunduğu evin arka tarafından kaçmak istemiş. Elinde bir şey yok, sadece kaçmak istemiş. Zaten evin etrafının kuşatıldığını biliyor ama bunu da son bir hamle olarak görüyor. Binadan ayrılmak isteyince 'dur' ihtarı bile yapılmadan ağır silahlarla taranmış. Onun üzerindeki derin ve büyük yaralar MG3'ten çıkan kurşunların izleriydi. Siz bu insanın ayağına sıkabilirdiniz, bir vesileyle tutabilirdiniz, bir şeyler yapabilirdiniz ama kesinlikle o dönemde bilinçli bir şekilde Müslümanların içerisinde böyle aktif çalışan kişilikli şahsiyetleri ortadan kaldırmak için bir program olduğunun inancındayız. Bilinçli olarak bu yapıldı." dedi. (İLKHA)

EGM'den gözaltındaki kadınların aranma şekline yönelik iddialara açıklama

Türkiye'nin ilk jet motoru ihracatı gerçekleşti

ABD, 208 Venezuelalı göçmeni sınır dışı etti

Ebu Ubeyde: Hayattaki esirleri son derece tehlikeli güvenlik önlemleri altında tutma kararı aldık

Kontrolden çıkan otomobil bariyerlere çarptı: 1 yaralı

Lübnan Başbakanı, saldırılarını durdurması için işgale baskı çağrısında bulundu

Azerbaycan, Gürcistan, Türkiye ve Bulgaristan yeşil enerji koridoru anlaşması imzaladı

Malatya için kuvvetli yağış uyarısı

Şanlıurfa'da trafik çilesi bitmiyor

Bakan Bayraktar, Romanyalı mevkidaşıyla bir araya geldi

Kronik uykusuzluk öğrenmeyi güçleştirip, hafıza problemlerine yol açabiliyor!

Fındık ihracından 1,7 milyar dolarlık gelir

Endonezya'da meydana gelen heyelanda 10 kişi öldü

Telefonu gece boyunca şarjda bırakmak yangın riski taşıyor!

Şevval ayında tutulan nafile orucunun önemi?

"2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi" raporu: "Yeşil ve dijital dönüşümle de küresel rekabet gücü arttırılacak"

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ABD ile görüşmelerde vergi ile ilgili yapılandırmalar ana başlıkları teşkil edebilir

İl Başkanı Bakan: Vatandaşın işini çözmeyecekseniz, o koltukta durmayın!

Bursa’da hafta sonu yağmur bekleniyor

Umut Kervanı'ndan Gazze'yi yalnız bırakmama çağrısı: Açlıkla pençeleşen kardeşlerimize yardım eli uzatalım

Eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay: Filistin’i Filistinsizleştirme projelerine şahit oluyoruz

HÜDA PAR heyetinden Bingöl’de esnaf ziyareti

36 yıldır faaliyette olan TBMM Camii Kompleksi'nde ezan okunmuyor

İBB'nin cami girişine koyduğu mobil tuvaletlerin kaldırılmamasına tepki

Cenin’e yönelik saldırılarda 74'üncü gün: 36 şehit, 21 bin mülteci

Esnaf ve vatandaşlar tepkili: israil ürünleri boykot edilmeli, yerli ürünler değil

Siyonist rejim 17 yaşındaki Filistinli çocuğu şehit etti

2. Uluslararası Kütüphane ve Teknoloji Festivali İstanbul'da başladı

İran’dan Cenevre’deki BM İnsan Hakları Konseyi kararına tepki

Gazze'de şehit sayısı 50 bin 609'a yükseldi

Yükleniyor

Haberi Sesli Oku

ŞEHİR HABERLERİ