16345,82%-0,38
43,59% 0,15
51,56% 0,33
6941,29% 3,11
11654,37% 0,11
İslam davası uğruna mücadele eden dava adamlarının şehadet tarihlerinin buluştuğu şubat ayının şehadet ayı kabul edilmesiyle her sene olduğu gibi bu yılda "Şehidler Gecesi" programı gerçekleştirildi.
Diyarbakır merkez Yenişehir ilçesi Selahaddin Eyyubi Camii Konferans Salonunda gerçekleştirilen program Ömer Akgül'ün Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Tilavetin ardından İslam davası uğruna canlarını feda eden şehidlere ithafen hazırlanan sinevizyon gösterimi katılımcılara izletildi.
Davet ve Gençlik Hareketi ilahi ekibinin seslendirdiği ezgilerle devam eden programda Muhammed Fatih Varol tarafından şiir dinletisi sunuldu ve şehidleri konu alan sinevizyon gösterimi gerçekleştirildi. Okunan ilahiler ve şiirler salonda duygulu anların yaşanmasına neden oldu.
Programda günün anlam ve önemine ilişkin bir konuşma yapan İbrahim Yaz Hoca; şehadetin Müminler için bir son değil yüce bir gaye olduğunu, şehidlerin en zor zamanlarda bedel ödeyerek ümmete hayat verdiğini ve her Müslümanın sözde değil, bilinç ve fedakârlıkla şehadet anlayışını kuşanması gerektiğini vurguladı.

İbrahim Yaz
Konuşmasında; her Müminin şehadet bilinciyle yaşaması, bu bilinci önce kendisine sonra çocuklarına ve çevresine aktarmasını tavsiye eden Yaz, şehadeti sadece söz ve sloganlarda değil; fedakârlık, bedel ödeme ve sahada şahitlik ederek hayatın merkezine alınması gerektiğini belirtti.
"Artık sadece şubat ayı değil; yılın her ayı, her günü adeta bir şehadet ayı, şehadet günü olmuştur."
Yaz, sözlerine, "Şubat ayı şehadet ayıdır. Dolayısıyla her şubat ayında aziz şehidlerimizi yad etmeye, onları anmaya ve anlatmaya çalışıyoruz. Yüce Allah'tan temennimiz şehidlerin yolundan gitmek ve onların mücadelesini devir alıp aynen o uğurda bedel verdiği gibi şehadetle ömrümüzü tamamlamaktır." ifadeleriyle başlayarak Bakara suresi 154'üncü ayette yer alan, "Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. Bilakis onlar diridirler lakin siz farkında değilsiniz." İlahi mesajını hatırlatıp Peygamber Efendimizin, "Ümmetime ağır gelemeyecek olsaydı hiçbir seriyyeden geri kalmaz hepsine katılırdım. Allah yolunda cihad edip şehid olmayı, sonra cihad edip tekrar şehid olmayı, sonra cihad edip tekrar şehid olmayı dilerdim." hadisi şeriflerini nakletti.
İslam coğrafyasında artık her gün ve her ay şehidlerin var olduğunu dile getiren Yaz, "İslam davasını canından malından evladından aziz bilip bu uğurda mücadele edip çağın tüm baskılarından, zamanın bütün zulümlerinden üstün tutan, üstün şahsiyetler daima olmuştur. İşte onlar bu uğurda bedeller vermişlerdir. Bir şubat ayında bizlerde şu anda onlardan bir kısmını anıyoruz. Zaten ümmet coğrafyası artık sadece şubat ayında değil yılın her ayı, her günü adeta bir şehadet ayı, bir şehadet günü olmuştur." diye belirtti.
"Şehidler, cesaretin yok olduğu veya insanların dizlerinin titrediği dönemlerde ortaya çıkarak ümmete hayat verirler"
Şehidlerin Müslümanların en zor zamanlarında kanlarıyla bedel ödeyerek ümmete hayat verdiğini ifade eden Yaz, "Zaman içerisinde özellikle susmanın emniyet sayıldığı dönemlerde yani insanların susmayı tercih ettiği, konuşursa bedel vereceği dönemlerde işte bu şehidler ön plana çıkar. Onlar eylemlerin stratejik hata olarak adlandırıldığı zamanlarda bir adım dahi olsa öne çıkar. Onlar feda olmanın saflık olduğu veya nitelendirildiği zamanlarda ortaya çıkar. Onlar korkunun hâkim olduğu cesaretin yok olduğu veya insanların dizlerinin titrediği dönemlerde bir adım öne çıkar. Onlar dünyevileşmenin zirve yaptığı, insanların ahiretini unuttuğu zamanlarda öne çıkar." dedi.

Yaz, "Onlar sloganların çok atıldığı ama o sloganların boğazdan aşağıya inmediği dönemlerde öne çıkar. Yine rehavet, atalet ve bütün bu hastalıkların insanları çepeçevre sardığı dönemde şehidler bir adım öne çıkar. Yine onlar yaşama arzusunun çok olduğu, insanların dünyaya adeta taptığı ve onun için mücadele ettiği bir dönemde öne çıkar. Karanlıkları deler, bir ışık olur, Müslümanlara bir rol model olur ve 'işte biz buradayız, bu davayı yükleniyoruz.' deyip mücadelenin bayrağını dalgalandırarak kanlarıyla ümmete hayat verirler." ifadelerine yer verdi.
"Mümin için şehadet, onun arzu ve gayedir"
Şubat ayının sıradan bir ay olmadığını vurgulayan Yaz, "İnsan hayatı doğumdan başlar ölüme kadar devam eder. Fakat Mümin için bu böyle değildir. Mümin için ölüm bir son değil, bilakis Mümin için şehadet, taçlandırılmış bir hayattır. Mümin için şehadet, onun arzusu ve gayesidir. Dolayısıyla tarihten beri İslam coğrafyasından Müslümanlara önderlik edenler şehadet özlemlerini sürekli olarak dile getirilmişlerdir. Müslümanlar için asıl mesele, şehadet yolculuğundaki asıl mesele şehadetin bilincini kavramaktır. Çünkü nice insanlar bu bilincin farkında değildir. Nice insanlar bu anlayıştan gafildirler. Ondan dolayı Allah-u Teala, Kur'an'da şehidleri ölü olarak nitelendirmiyor. 'Bilakis onlar diridirler.' Bu nedenle bir alimin dediği gibi 'Şehidlere acımayın. Siz asıl şehidlik ve şehadet anlayışından mahrum olmuş ölülere acıyın.' dediği gibi şehadetin o yüce anlayışını önümüze koymaktadırlar." şeklinde konuştu.
"Şehadeti isteyenler her şeylerinden vazgeçmesini bilenlerdir"
"Şehadete âşık olmanın ve şehadeti istemenin bir bedeli vardır" ifadeleriyle sözlerini sürdüren Yaz, "Öyle ya Allah'ın rızasını kazanmanın bir bedeli vardır. Yaşayarak, bedel vermeden, emek vermeden, gayret göstermeden, ter dökmeden, gözyaşı dökmeden, kan dökmeden canını vermeden, kanını vermeden, sevdiklerini feda etmeden, evladından, malından, mülkünden vazgeçmeden şehadete âşık olmanın bir anlamı olabilir mi? Çünkü şehadete âşık olan insanlar, şehadeti isteyenler her şeylerinden vazgeçmesini bilenlerdir. Bakınız bunun örnekleri çoktur. Şöyle yakın tarihimizde bir bakalım; Şehid İsmail Haniye hepimizin gözünün önünde… Onun ailesinin, evlatlarının şehadet haberi gelince Allah'a hamd etti, şükretti tevekkül etti ve sıradan bir olaymış gibi yine işlerine devam etti. Yine bakın Gazze bize öğretiyor şehadeti ve şehadetin ne olduğunu, nasıl olduğunu, şehadet bilincini, şehadet eylemini her gün ve saat canlı yayınlarda izliyoruz. Kadınıyla, erkeğiyle, çocuğuyla, ihtiyarıyla bu insanlar hangi şehadet bilinci ile yoğrulduklarını hepimiz görüyoruz. Evlatları, kocaları, hanımları, sevdikleri şehid olduğunda tek bir söylemleri var; Elahamdulillah! Hasbunallahi ve ni'mel vekil." dedi.

"Her Mümin şehadet bilinci ile bilinçlenmelidir"
Müslümanların topyekûn şehadet bilinci ile bilinçlenesi gerektiğini söyleyen Yaz, "Şehadeti istediğimiz zaman veya şehadete talip olduğumuzu söylediğimiz zaman; şehadet söylemleri söylemlerimizde, boğazımızda, sloganlarımızda olduğu zaman şunu da net bir şekilde düşünmemiz ve bilmemiz lazım, neleri feda etmemiz gerektiğini ve bunlar uğrunda nelerden vazgeçebileceğimizi iyice hesaplamamız lazım. Onun için her Mümin şehadet bilinci ile bilinçlenmelidir. Şehadetin o bilincini kendimize olduğu gibi çocuklarımıza, evlatlarımıza ve çevremizdeki bütün insanlara vermemiz lazım. Şehadet olmazsa toplum bozulur. Onun için her zaman dullarımızda diyoruz ki; Ya Rabbi, bizi şehidsiz bırakma. Ya Rabbi, bizi şehadetten mahrum etme. Çünkü şunu biliyor ve inanıyoruz ki şehadetsiz bir toplum yok olmaya mahkumdur." ifadelerini kullandı.
"Şehadet; sadece Allah yolunda, Allah için canını ortaya koyanlar için söylenilir"
Şehadet kavramının kimi çevreler tarafından bozulduğunun altını çizerek uyarılarda bulunan Yaz, "Şehadetin anlamını bozuyorlar, şehadetin kavramını bozuyorlar. Bir taraftan birileri 'Demokrasi şehidi' der. Bir taraftan birileri 'Devrim şehidi' der. Şehadet kavramını Kemalistlerde kullanır, diğerleri de kullanır. Herkes bu kavramı kullanmaya çalışır ama şehadet; sadece Allah yolunda, Allah için canını ortaya koyanlar için söylenilir. Bizler şehadeti isteyip yüreğimizde taşıdığımız zaman bu söylem boğazımızdan aşağıya inmelidir. Az önce de belirttim; şehidler, insanların ayaklarının titrediği ve korkunun hâkim olduğu dönemlerde ortaya çıkıyorlar." diye belirtti.
Hasan el Benna, Metin Yüksel, Mocom X gibi şehidlerin bedel vermenin en zirve olduğu dönemlerde şehadet şerbetini yudumladıklarını söyleyen Yaz, "Şehadet kavramının anlamını yitirdiği, cihad ve mücadelenin aşırılık olarak nitelendirildiği, Allah yolunda feda olma anlayışının bazı kesimlerce saflık olarak nitelendirildiği; cihad, şehadet ve mücadelenin sadece salonlarda konferans amaçlı bir kelime olarak konuşulduğu dönemlerde onlar bütünüyle meydana inmiş ve büyük bedeller vermişlerdir." dedi.

"Hakkıyla şahitlik görevimizi yerine getirirsek umulur ki Allah bizi şehadet makamına ulaştıracaktır"
Şahit olmadan şehid olunamayacağını ifade eden Yaz, ""Ya şehid olacağız ya da şahit olacağız. Bunun 3'üncü yolu felakettir, hüsrandır. Şehid ile şahit aynıdır. Şahit, tıpkı Hazreti Hüseyi'nin mesajını çağımıza kadar taşıyan Hazreti Zeynep'in çağa şahitlik tutması demektir. Korkmadan, geri adım atmadan feryad-u figan etmeden Hazreti Hüseyin'in mesajını topluma taşımaktır. Yine Şahit ne demektir? Kendi dönemlerinde yapılan zorbalıklara boyun eğmeyen İmam Ebu Hanifeler, İmam Malikler demektir. Yine şahit ne demek? Günümüzde yapılan bütün zulüm ve zorbalıklara karşı masa başında oturup konuşmak değil, bilakis sahaya inmek, meydana inmek, mazlumiyeti haykırmaktır şahitlik. Hakkıyla şahitlik görevimizi yerine getirirsek umulur ki Allah bizi şehadet makamına ulaştıracaktır." şeklinde konuştu.
Sözlerinin devamında Gazze'deki bir avuç mücahidin tüm dünyayı hizaya getirdiğini ve Gazze'de verilen şehidlerin önümüzdeki çağlara mesajlar taşıdığının altını çizen Yaz, oradaki Müslümanların eylemlerinin akıl işi değil sevda işi olduğunu belirtti.
"Tutku ve arzularına esir olanlar şehadeti, şehadet anlayışını ve mücadeleyi anlayamazlar"
Uhud Savaşı'nda bulunan bir sahabi, savaşın sonucu hakkında Peygamberimizin verdiği cennet müjdesini duyunca tereddüt etmeden yediği hurmaları bile önemsemeden savaş alanına koşup canını ortaya koyarak çarpıştığı ve sonunda şehid olduğu olayı hatırlatan Yaz, "Peki bizim ne gibi hurmalarımız var? Her birimizin, her bir Müslümanı şehadetten alıkoyan nice hurmaları var. Onun ayağını zincirleyen nice prangaları var. Dünyevileşme hastalığı, atalet, rehavet… Bütün bunların hepsini üst üste bıraktığımız zaman bizimle şahadetin arasında yüzlerce hurma var. Ya bu hurmaları teker teker atacağız ve şehadet mektebinin yolcuları olmak ya da şahitlerden olmak için mücadele edeceğiz. Ya da gaflet veya delalet içerisinde bir hayat sürüp en sonunda hüsrana uğramış olanlardan olacağız. Ondan dolayı her şeyi kar ve zarar terazisinde tartanların şehadeti anlamalarını beklemeyin. Yaşayarak, bedelsiz, çilesiz ve risksiz mücadeleyi arayanlar, yaşayarak hizmet etmek isteyenler tutku ve arzularına esir olanlar şehadeti, şehadet anlayışını ve mücadeleyi anlayamazlar. Bize düşen şehadet algımızı düzeltmek ve nasıl yaşayan şehidlerden olacağımızı ve o yolu bulmaktır." dedi.

Şehid Abdullah Azzam'ın, "Ey İslam davetçileri, ölüm tutkunuz olsun ki size hayat bağışlansın. Sakın ha amelleriniz sizi aldatmasın." sözleriyle konuşmasını sürdüren Yaz, sözlerini şu ifadelerle sonlandırdı:
"Bizler ölümü bu şekilde bir tutku olarak bilirsek ve bu yolda gidersek aziz oluruz. Tıpkı Hazreti Halid bin Velid'in Rum komutanına söylediği gibi, 'Sizin hayatı, kadını ve şarabı sevdiğiniz kadar; ölümü seven bir toplulukla üzerinize geliyoruz.' Şimdi kendimizi sorgulayalım. Halid bin Velid'in dediğinin neresindeyiz? Gerçekten onların hayatı, şarabı ve kadını sevdiği gibi bizlerde şehadeti, Allah yolunda mücadele etmeyi ve cihad etmeyi gerçekten bu kadar istiyor muyuz? Söylemlerimiz ve amellerimiz bu noktada birbiriyle örtüşüyor mu? İşte bu programların amacı, bunların tekrar muhasebe edilmesidir."
Şehadet Gecesi programı, Davet ve Gençlik Hareketi tiyatro ekibi tarafından sahnelenen tiyatro gösterisiyle sona erdi. (İLKHA)