15612,37%0,44
43,28% 0,06
50,79% 0,76
6579,12% 1,29
10613,56% 0,86
Dünya Âlimler Birliği’nin ilan ettiği Dünya Kudüs Haftası kapsamında konuşan Necmettin Erbakan Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Hüseyin Sudan, Kudüs’ün İslam inancındaki merkezi konumuna dikkat çekti. Mescid-i Aksa’nın Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in İsra ve Miraç gecesinde götürüldüğü mübarek mekân olduğunu hatırlatan Sudan, Kudüs’ün Müslümanlar için yalnızca bir şehir değil, imanla bağlantılı kutsal bir dava olduğunu belirtti.
Konunun sadece bir toprak meselesi olarak görülemeyeceğini ifade eden Sudan, Mescid-i Aksa’nın Kur’an-ı Kerim’de “etrafı mübarek kılınmış” mescit olarak geçtiğini hatırlatarak, bu kutsal mekânı muhafaza etmenin Müslümanların en temel sorumluluklarından biri olduğunu söyledi.
İslam âlimlerinin görüşlerine de değinen Sudan, bir İslam toprağı işgal edildiğinde bütün Müslümanların imkânları ölçüsünde seferber olması gerektiğinin açıkça ifade edildiğini belirtti.
Kudüs’ün Müslümanlar için sadece bir şehirden ibaret olmadığını belirten Sudan, “Dünya Âlimler Birliği’nin ilan ettiği Dünya Kudüs Haftası’ndayız. Kudüs, elbette ki Müslümanlar için sadece bir şehirden ibaret değildir. Kudüs, Müslümanlar için bir inanç meselesidir. Çünkü Kudüs, Mescid-i Aksa’yı içinde barındıran bir şehirdir. Mescid-i Aksa, Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in İsra ve Miraç gecesinde Allah tarafından götürüldüğü yerdir. Allah tarafından bir gece Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya yürütülen Peygamber Efendimiz oraya bir yolculuk gerçekleştirmiştir. Dolayısıyla bu mesele bizim açımızdan bir inanç meselesidir.” dedi.
“Mescid-i Haram ile Mescid-i Aksa birbiriyle bağlantılıdır”
İslam davasının ilk başladığı mekânın Kudüs olduğunu belirten Sudan, “Peygamber Efendimizin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) İsra ve Miraç gecesinde Mescid-i Aksa’ya gitmesinin elbette ki birçok manası vardır. Bu anlamda Müslümanlar açısından birçok mesaj içermektedir. Evvela bu mesajlardan bir tanesi şudur: Mescid-i Aksa, Mescid-i Haram’dan farksızdır. Mescid-i Haram ile Mescid-i Aksa birbiriyle bağlantılıdır. Mekke ile Kudüs birbirinden kopmaz iki şehirdir. Çünkü Mescid-i Aksa, ilk peygamberlerin yaşadığı yerdir; İslam davasının ilk filizlendiği mekândır. Bu anlamda Mescid-i Aksa, Müslümanlar için Mescid-i Haram kadar önemli bir yerdir.” şeklinde konuştu.
Bu davanın şu an ortaya çıkmadığını, geçmişten bir emanet olarak alındığını söyleyen Sudan, “Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), orada bütün peygamberlere imamlık yaparak İslam ümmetinin diğer ümmetlere karşı liderliğini ve öncülüğünü bir anlamda deklare etmiştir. Bu bayrağı, Hazreti Muhammed’in sallallahu aleyhi ve sellem ümmeti olan Muhammedî ümmet devralmıştır. Bu davayı İslam ümmeti, önceki peygamberlerden teslim almıştır. Dolayısıyla Mescid-i Aksa da Kudüs’te Müslümanlar için önemli merkezlerden bir tanesidir.” ifadelerini kullandı.
Kudüs’ün Müslümanların başkenti olacağını ifade eden Sudan, “Bu din Mekke’de başlamıştır. Ahir zamanda da Kudüs ile taçlanacaktır. Hadislerde de ifade edildiği üzere Kudüs, Müslümanların başkenti olacak; Hz. İsa’nın indiği mekân olacak; Mehdi’nin Müslümanlara liderlik yapacağı yer olacaktır. Ahir zamana kadar Müslümanların Yahudilerle olan mücadelesi ve savaşı devam edecektir. Bu savaşların merkezi de hep Kudüs olacaktır.” dedi.
“Kudüs’ü korumak farzdır”
Kudüs’ün korunması ve muhafaza edilmesinin farz olduğunu belirten Sudan, “Dolayısıyla Kudüs, Müslümanlar için sadece bir şehir olmaktan öte, kritik öneme sahip bir dava ve inanç meselesidir. Şu an Kâbe işgal edildiğinde, Mescid-i Haram işgal edildiğinde Müslümanlar nasıl mesul ve sorumlu olacaklarsa, Kâbe’yi ve Mescid-i Haram’ı işgalcilerden kurtarmak için mücadele etmeleri gerekecekse; aynı şekilde Mescid-i Aksa’yı özgürleştirmek de Müslümanların boynunun borcudur. Müslümanlar için bir vecibedir, bir farzdır. Çünkü Mescid-i Aksa, Müslümanların ilk kıblesidir ve peygamberler diyarıdır.” şeklinde konuştu.
Ayetlerle kutsal kabul edildiğini söyleyen Sudan, “Kur’an-ı Kerim’de İsra Suresi’nde açıkça ‘etrafı mübarek kılınmış’ yer olarak ifade edilen mescittir. Dolayısıyla böyle kutsal bir mekânı korumak, muhafaza etmek ve işgalcilere karşı orayı özgürleştirmeye çalışmak Müslümanların en büyük sorumluluklarından bir tanesidir. Burada sadece işgal edilmiş bir toprak parçasını kurtarmak anlamında bir mesuliyet söz konusu değildir. Mescid-i Aksa’nın bulunduğu bu kutsal beldeyi özgürleştirmek ve bunun için çabalamak, mücadele etmek gereklidir.” ifadelerini kulladı.
Bu anlamda Müslümanlar eğer mücadele etmiyorlarsa, elbette ki veballeri büyüktür ve sorumlulukları ağırdır. Çünkü İslam uleması, bir İslam toprağı işgal edildiği zaman o toprakları kurtarmak için bütün Müslümanların seferber olması gerektiğini açıkça ifade etmişlerdir. Dolayısıyla Mescid-i Aksa’yı muhafaza etmek ve özgürlüğüne kavuşturmak Müslümanlar için bir sorumluluktur. Bu sorumluluğu yerine getirmemek de elbette büyük bir vebaldir.
Son olarak şunu ifade edelim: Kur’an-ı Kerim’de ve hadislerde, İslam ümmetinin kıyamet gününe kadar İsrailoğullarıyla bir çatışma ve mücadele içerisinde olduğu ifade edilmektedir. Kur’an-ı Kerim’de Allah Teâlâ, İsrailoğullarından sıkça bahseder ve onlara karşı dikkatli olunması gerektiği konusunda uyarır. Bu düşmanlık kıyamete kadar devam edecektir.
Sudan, ayrıca konuşmasına şu şekilde devam etti: “Siyonistlerin Mescid-i Aksa’yı işgal etmeleri, İslam’a olan düşmanlıklarından kaynaklanan bir durumdur. Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Peygamberliğini kabul etmemeleri ve O'nu kıskanmaları, O'nun İsrailoğullarından olmamasından dolayı O'na tabi olmamaları bu düşmanlığın temel sebeplerindendir. Hâlbuki önceki peygamberlerin tamamı, Son Peygamber'e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iman edilmesi gerektiğini bildirmiştir.”
Kudüs’ün işgalinin dünyevi değil, dini bir mesele olarak görüldüğünü belirten Sudan, “Siyonistler, Mescid-i Aksa’yı işgal etmeyi dünyevi bir çıkar olarak değil, dini bir mesele olarak görmektedirler. Dolayısıyla bizim de meseleyi bu şekilde okumamız gerekmektedir. Onlar kendilerince dini bir sorumluluk taşıyarak bu işgali sürdürmektedirler. Bu nedenle Müslümanların düşmanlarını iyi tanımaları; yapılan hileleri, desiseleri bilmeleri ve buna karşı önlemler almaları gerekmektedir.” şeklinde konuştu.
Gençlere ve şu anki nesle Kudüs davasının her daim hatırlatılması gerektiğini vurgulayan Sudan, “Burada en önemli hususlardan biri de yeni neslin, gençlerimizin Kudüs davası üzerine yetiştirilmesidir. Gençlerimize Kudüs diye bir davamızın olduğunu, Mescid-i Aksa’yı özgürleştirme sorumluluğumuz bulunduğunu sürekli hatırlatmamız gerekmektedir. Okullarda, medreselerde, kurslarda, evlerimizde çocuklarımıza Mescid-i Aksa davasını yerleştirmeliyiz.” dedi.
Konuşmasının sonunda dua eden ve Kudüs’ü korumanın Müslümanlar için bir sorumluluk olduğunu vurgulayan Sudan, “Bu dava Müslümanların davasıdır. Bu dava hepimizin davasıdır. Kudüs’ü ve Mescid-i Aksa’yı muhafaza etmek kıyamete kadar Müslümanların sorumluluğundadır. Çünkü Allah Teâlâ, Peygamber Efendimiz'i (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) İsra gecesinde Mescid-i Aksa’ya göndererek bu sorumluluğu İslam ümmetine yüklemiştir. Rabbim bizlere Mescid-i Aksa’yı özgürleştirmek için mücadele etmeyi nasip etsin. Rabbim Mescid-i Aksa’yı işgalci siyonistlerden bir an önce kurtarsın.” ifadelerini kullandı. (İLKHA)