16345,82%-0,38
43,60% 0,16
51,57% 0,37
6942,61% 3,13
11654,37% 0,11
Mevcut bilimsel verilere göre evrenin yaklaşık yüzde 95’i karanlık madde ve karanlık enerjiden, yalnızca yüzde 5’i ise gözlemlenebilen sıradan maddeden oluşuyor. Ancak bu iki gizemli bileşenin ne olduğu henüz netlik kazanmadı.
Texas A&M Üniversitesi’nden deneysel parçacık fizikçisi Dr. Rupak Mahapatra, bu görünmeyen evreni incelemek amacıyla kriyojenik kuantum sensörlere dayalı gelişmiş yarı iletken dedektörler üzerinde çalışıyor. Dünya genelindeki deneylerde kullanılan bu cihazlar, son derece nadir parçacık etkileşimlerini tespit etmeyi hedefliyor.
Karanlık madde, galaksilerin kütlesinin büyük kısmını oluşturarak kozmik yapıları bir arada tutarken; karanlık enerji evrenin giderek hızlanan genişlemesinden sorumlu tutuluyor. Işık yaymayan, soğurmayan veya yansıtmayan bu bileşenler doğrudan gözlemlenemediği için etkileri yerçekimi üzerinden inceleniyor.
Mahapatra’nın ekibi, nadiren gerçekleşen parçacık çarpışmalarını kaydedebilecek olağanüstü hassasiyette dedektörler geliştiriyor. Araştırmacılar, karanlık maddenin sıradan maddeyle çok zayıf etkileştiğini ve bazı olayların yılda hatta on yılda bir kez gerçekleşebileceğini belirtiyor.
Ekip, küresel karanlık madde arayışının önemli projelerinden TESSERACT dedektörü çalışmalarına da katkı sağlıyor. Mahapatra ayrıca son 25 yıldır yürütülen SuperCDMS deneyinde yer alarak düşük kütleli karanlık madde adaylarının tespitine yönelik yöntemlerin geliştirilmesinde rol oynadı.
Bilim insanları, karanlık maddenin tespit edilmesinin yalnızca evrenin yapısını anlamakla kalmayıp, fiziğin temel yasalarına dair yeni bir dönemin kapısını aralayabileceğini vurguluyor. (İLKHA)