16709,75%-1,57
43,87% 0,07
51,77% 0,21
7322,66% 0,60
11832,60% 0,00
Kadooğlu, "Türkiye’nin hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü çatısı altında yer alan temel gıda ürünleri ihracatındaki güçlü konumu, küresel ticaret dengelerindeki değişim ve artan maliyet baskısı altında yeni bir sınavdan geçiyor. Sektörün ana ihraç ürünlerine ilişkin TradeMap verileri, özellikle Türkiye ile rekabette Mısır’ın avantaj kazanmaya başladığını ortaya koyarken, sektör temsilcileri navlun desteğinin yeniden ve hedefli biçimde devreye alınmasını talep ediyor." dedi.
İhracatçıların küresel rekabet gücünün korunması ve ihracatta sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından navlun maliyetlerinin, son dönemde giderek daha belirleyici bir unsur haline geldiğine dikkat çeken Kadooğlu, "Türkiye’nin hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü çatısı altında yer alan temel gıda ürünleri ihracatı yüksek tonajlı ürünler olup toplam maliyet içinde kritik bir yer tutan navlun giderleri, fiyat rekabetinde çok belirleyici bir unsur haline gelmiştir. Son birkaç yıldır sektörümüzde, özellikle Süveyş Kanalı’na yakınlığı ve Afrika pazarlarına erişimde ek lojistik avantajlarıyla Mısır’ın yükselişi dikkat çekiyor." ifadelerini kullandı.
"Bizim artışımız daha sınırlı seyrediyor"
Doğu Afrika bölgesinde mısırın buğday unu ihracatı son yıllarda çift haneli seviyelerde arttığını dile getiren Kadooğlu, "Mısır bazı yapısal unsurlar nedeniyle sahip olduğu maliyet avantajını, ihracatta ortalama ton fiyatı anlamında bir fiyat rekabetine dönüştürüyor. 2024 TradeMap verilerine göre Türkiye’nin 1,2 milyar dolar ihracatla dünya birinciliğini sürdürdüğü buğday unu alanında, mısırın ihracatı 454 milyon dolara ulaştı. Mısır bu ihracatın yüzde 47’sini Sudan’a yapıyor, bu pazarı sırasıyla Madagaskar ve Somali takip ediyor. Türkiye'nin hem buğday unu hem de makarna tarafında önemli bir pazara sahip olduğu Somali dahil olmak üzere, Doğu Afrika bölgesinde mısırın buğday unu ihracatı son yıllarda çift haneli seviyelerde artarken, bizim artışımız daha sınırlı seyrediyor." şeklinde konuştu.
Kadooğlu açıklamasına şöyle devam etti:
"Maalesef makarna tarafında da benzer bir tablo var. Türkiye’nin dünya ikincisi olduğu bu alanda mısır, özellikle Afrika pazarlarında agresif bir büyüme içinde. Bu gelişmeler ışığında, sektör olarak uzun yıllardır büyük bir özveriyle oluşturduğumuz pazarımızı koruyabilmek adına navlun desteğinin hedef pazar ve ürün bazlı şekilde yeniden devreye alınmasını talep ediyoruz. Navlun desteğinin sektörel bir tercih değil, eşit rekabet zemini sağlayacak dengeleyici bir zorunluluk olduğuna inanıyoruz."
"Türkiye’nin pazar erişim avantajı giderek daralıyor"
Geelecek dönemde Çin’in rekabetinin daha da sertleştirebileceğine dikkat çeken Kadooğlu, "Mısırlı rakiplerimiz daha düşük enerji maliyetleri ve daha düşük işçilik giderlerinin yanı sıra devlet destekli sübvansiyonlara ve girdi maliyetlerinde avantaj sağlayan yapısal desteklere sahipler. Bunun yanında Arap Birliği üyeliği sayesinde bölgesel ticaret kolaylıklarından, Afrika içi ticari entegrasyon mekanizmaları (AfCFTA) sayesinde vergisel ve lojistik avantajlardan yararlanıyorlar. Türkiye ise bu ticaret bloklarının dışında kalmış durumda. Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği avantajına sahip olmakla birlikte makarna, bulgur, çikolata ve şekerleme ürünlerinde Türkiye’ye yıllardır değişmeden uygulanan ve AB’ye ihracat potansiyelimizi kısıtlayan kotaların yanı sıra, AB’nin yeni nesil Serbest Ticaret Anlaşması ağının dışında kalmamız da küresel rekabet zemininde aleyhimize bir tablo oluşturuyor. Arap Birliği, Afrika kıtasal entegrasyonu ve Pasifik ticaret blokları içinde yer almadığımız için, pazar erişim avantajımız giderek daralıyor. Kamu alımları, menşe avantajı ve lojistik maliyetler bakımından, yapısal bir rekabet dezavantajı oluşuyor. Üstelik orta ve uzun vadede bu rekabete Çin de katılacak; agresif fiyat politikaları ve devlet destekli ihracat modeliyle Çin pazar dengelerini daha da bozacak." dedi.
"Talep ettiğimiz destekler, mevcut ekonomi politikalarını da destekler"
Navlun desteği yanında diğer taleplerini de paylaşan Kadooğlu, "İşçilik maliyetlerine yönelik destek mekanizmalarının geliştirilmesi, döviz kurunun enflasyonla paralel bir seyir sergilemesi, rekabetçiliğin sürdürülebilir olması için döviz dönüşüm desteğinin yüzde 3 seviyesinden en az yüzde 5’e, hatta mümkünse yüzde 6’ya çıkarılması ve lojistik maliyet hassasiyeti yüksek pazarlara yönelik hedefli bir navlun destek modeli oluşturulması acil taleplerimizden bazılarıdır. Bu desteklerin hayata geçmesinin istihdam, sanayi üretimi ve tarım-sanayi entegrasyonu açısından büyük önem taşıdığına ve kamunun verimlilik odaklı mevcut ekonomi politikalarını destekleyici olacağına inanıyoruz. Çünkü bizim sektörümüz Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere birçok bölgenin ekonomisi ve istihdamı açısından stratejik bir önem taşıyor. Sektörün ihtiyaçlarına cevap verecek çözüm önerilerimize devletimizin göstereceği yapıcı yaklaşım, geleceğe daha umutlu bakmamızı sağlayacaktır." ifadelerini kullandı. (İLKHA)