9659,48%0,49
37,90% 0,05
41,06% 0,14
3766,88% 0,98
6070,97% 1,51
Filistinli gazeteciler, hayatlarını tehlikeye atarak, savaşın gerçek yüzünü dünyaya göstermeye çalışıyor.
Elektrik kesintileri, su ve yiyecek temininde zorluklar yaşanırken, gazeteciler her gün, eve döneceklerinin garantisi olmadan sahada oluyor.
Filistinli gazetecilerin yaşamı, sadece haber taşımaktan çok, hayatta kalma mücadelesine dönüşmüş durumda. Siyonist rejim, gazetecileri sadece fiziksel olarak hedef almakla kalmıyor, aynı zamanda medya altyapısını hedef alarak gerçeği örtmeye çalışıyor.
Ramazan ayının son cuması olan "Dünya Kudüs Günü" için İLKHA muhabirine konuşan Gazeteci-Yazar İpek Yiğit, Gazze’de hedef alınan basın mensuplarının zorlu koşullarına dikkat çekti.
Yiğit, Gazze'deki gazetecilerin canlarını tehlikeye atarak yaptıkları haberlerin eşsiz olduğunu belirterek, dünya medya patronlarının bu konudaki sessizliğini eleştirdi.
"Gazze'de çocuklar soykırımı dünyaya duyurmak için gazeteci oldular"
Gazze'de gazeteci olmanın, dünyanın hiçbir yerinde gazeteci olmaya benzemediğini söyleyen Yiğit, "Gazze'de, zor şartlarda gazetecilerin canı pahasına yaptıkları haberler, dünyanın hiçbir yerinde eşdeğer değildir. 9 yaşında Filistinli bir gazetecinin gözlerinden meseleye bakmak gerekiyor. Filistin'de 9 yaşındaki Lama ve 10 yaşındaki Cana Aya Gazze'deki soykırımı dünyaya duyurmak için gazeteci oldular. Gazeteciliğin ahlakının değerinin de vücut bulmuş halidir bu kız çocukları. Bunların gözlerinden bakıldığında, dünyaya bu olayları duyurmanın ne kadar değerli olduğunu, çocuklar ve aileler için aslında yaşamanın bir ön adımı olduğunu anlayabiliyoruz." diye belirtti.
Dünya medya patronları Gazze'deki katliamlara neden sessiz kalıyorlar?
Dünya medya patronlarının, uluslararası alanda Gazze'de şehit edilen gazetecilerle ilgili hiçbir adım atmadığını vurgulayan Yiğit, "Müslüman ülkelerde şehit edilen gazetecilerin sayıları çok fazladır. Buna meslektaşları, dünya medya patronları neden sessiz kalıyorlar? Dünya medya patronlarının, uluslararası alanda Gazze'de şehit edilen gazetecilerle alakalı hiçbir şey yapmamalarını, ana nedenlerinden bir tanesi uluslararası alanlarda baskılar görmelerinden kaynaklanıyor. Haberciliğin ahlakını bilmiyorlar. Haberciliği sadece sansasyon yaratmak, dünyadaki siyaseti, bürokrasiyi takip etmek olarak düşünüyorlar. Haberciliği tamamen maddi çıkar ilişkisi üzerine kurdurmuşlar. Müslüman ülkelerdeki gazetecilerin yaşadığı zorlukları anlamadıkları gibi bencil davranıyorlar. Sadece devletler açısından yaptırım olmadığını, aynı zamanda bireysel açıdan da gazeteciliğin ahlakını kaybetmişler." şeklinde konuştu.
"Müslümanlar, kendi dertlerine düştükleri için Gazze'yi bir nevi unuttular"
Gazeteciler olarak, üzerimize düşen görevin Gazze'yi gündemden düşürmemek olduğunu ifade eden Yiğit, "Gazze'de yıllardır süregelen bir acı olduğu için insanlar da artık buna alışarak duyarsızlaşmaya başladılar. Dolayısıyla biz, bu duyarsızlaşmanın önüne geçmemiz gerekiyor. Gazze'de yaşananlar, çekilen acılar, katliamlar ve şehitler; bütün bunları hiç durmadan tekrar tekrar duyurmak gerekiyor. Türkiye ve Ortadoğu'daki gündem çok yoğundur. Ortadoğu'daki ve Türkiye'deki Müslümanlar, kendi dertlerine düştükleri için Gazze'yi bir nevi unuttular. Gazze'yi unutturmamak için elimizden geleni yapmaya çalışmalıyız. Gazze'nin acısını anlatmak, 9-10 yaşındaki küçücük çocuklarımıza kaldı." ifadelerini kullandı.
"israilin Gazze’de şehit ettiği gazeteci sayısı, dünya genelindeki yıllık gazeteci ölümlerinin iki katıdır"
israilin Gazze'de bir yılda şehit ettiği gazetecilerin sayısı, dünyada her sene öldürülenlerin iki katı olduğunu dikkati çeken Yiğit, "israil, Gazze'de bir yılda 183 gazeteciyi şehit etti. israilin Gazze'de bir yılda yaptığı katliamda şehit edilen gazetecilerin sayısı, dünyada her sene öldürülenlerin iki katıdır. Dolayısıyla bizim burada yapmamız gereken, bu katliamları elimizden geldiği kadar duyurmaktır. Duyuramıyorsak da vicdanen bunu kabul etmemektir. Meslekler, hayatımızın yaşantımızın olmazsa olmazıdır. Gazze'deki katliamlarda gazetecisi, öğretmeni, doktoru ve farklı mesleklerdeki her birey de aynıdır. Önemli olan hepimizin vicdan taşıyor olmasıdır. Bizim orada yaşanan acılara duyarlı olmamızdır. Gazeteci olmak hiçbir şey değiştirmiyor. Gazze'de şehit olanların gazeteci olması da çok bir şey değiştirmiyor. Gazze'dekiler şehit, bizler de vicdan taşıyoruz. Allah (Celle Celaluhu) da insanlara, iman edenlerin en üstün olduğunu söyleyerek, bize hatırlatıyor ve söylüyor." dedi.
"Toplum olarak birlik olmazsak, kaybedenlerden oluruz"
Gazze'de sadece gazetecilerin, doktorların ve öğretmenlerin şehit olmadığın ifade eden Yiğit, sözlerini şöyle tamamladı.
"Orada şehit edilenler, kadınlar, çocuklar, eşler ve ailelerdir. Bütün bunların hepsi, duyarlı olmamız ve acıyı paylaşmamız gerektiğini gösteriyor. En önemlisi, acıyı kendi içimizde yaşamamız lazım. Bir insani vicdan bir de toplumsal vicdan var. Toplumsal vicdanımızı eğer biz çalıştıramazsak, birlik olamazsak, sesimizi yükseltemezsek, ne yazık ki biz o zaman kaybederiz." diye konuştu.(İLKHA)