16834,12%0,95
43,82% 0,16
51,69% 0,16
7182,08% 2,07
11729,31% 0,51
20 Şubat'ta çekilen uydu görüntüleri, USS Gerald R. Ford'un Atlantik'ten çıkarak Cebelitarık Boğazı üzerinden Akdeniz'e geçtiğini ortaya koydu. Böylece gemi, Atlantik sahasından Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'ya daha yakın bir operasyon alanına kaydırılmış oldu.
Görüntülere göre uçak gemisi, boğazı geçtikten sonra Fas kıyılarına yaklaşık 175 deniz mili mesafede Akdeniz içinde konumlandı. Cebelitarık Boğazı, Atlantik ile Akdeniz arasındaki en kritik dar geçitlerden biri olarak biliniyor ve bu hattın kullanılması genellikle açık bir "yeniden konuşlanma" mesajı olarak değerlendiriliyor.
Askeri uzmanlar, Gerald Ford'un tek başına hareket eden bir platform olmadığını vurguluyor. Gemiye, güdümlü füze destroyerleri ve çeşitli destek unsurlarından oluşan bir taarruz grubu eşlik ediyor. Bu yapı içinde uçak gemisi, diğer gemiler için bir nevi "kontrol ve koordinasyon noktası" işlevi görüyor. Hava operasyonlarının planlanması, erken uyarı, elektronik harp ve deniz unsurları arasındaki eşgüdüm büyük ölçüde gemi merkezli yürütülüyor.
Gerald Ford, ABD donanmasının en yeni nesil uçak gemisi sınıfına ait. Yaklaşık 75 hava aracını -saldırı uçakları, erken uyarı uçakları ve destek unsurları dahil- konuşlandırabiliyor. Gemide kullanılan elektromanyetik uçak fırlatma sistemi (EMALS), geleneksel buharlı sistemlere kıyasla daha yüksek sorti üretim kapasitesi sağlıyor. ABD donanma verilerine göre bu sınıfın sorti üretim oranı, Nimitz sınıfına kıyasla yaklaşık yüzde 33 daha fazla.
Son dönemde Karayipler'de hava kanadı eğitimleri gerçekleştiren gemi, ABD Güney Komutanlığı görevleri kapsamında da faaliyet yürütmüştü. Mevcut konuşlanma sürecinde ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine'in gemiyi ziyaret etmesi, bu sevkiyatın Washington açısından taşıdığı öneme işaret ediyor.
Gerald Ford'un Akdeniz'e geçişi doğrudan bir askeri operasyon anlamına gelmese de Doğu Akdeniz'e erişim süresini kısaltıyor ve ABD'ye daha geniş bir hava-deniz esnekliği sağlıyor. Bu hamle, Washington ile Tahran arasındaki gerilimin arttığı bir dönemde, askeri caydırıcılık mesajının parçası olarak değerlendiriliyor.
Dolayısıyla geçişin kendisi bile başlı başına stratejik bir mesaj niteliği taşıyor: Gelişmiş hava gücü, entegre deniz unsurları ve merkezî komuta kapasitesiyle Akdeniz'de daha görünür bir ABD askeri varlığı. (İLKHA)