16667,46%2,52
43,42% 0,06
52,07% 0,38
7708,96% 2,75
12794,92% 5,28
HÜDA PAR Genel Başkan Vekili ve Gaziantep Milletvekili Şahzade Demir, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında çocuk esirgeme yurtlarında bağımsız ve şeffaf denetim çağrısı yaptı; yapı sektöründeki ani yönetmelik değişikliklerinin mimar ve mühendisleri mağdur ettiğini belirtti. Demir, ayrıca Davos Zirvesi’ni eleştirerek mevcut küresel düzenin sürdürülemez olduğunu vurguladı, Tunus’ta tutuklu bulunan Raşid Gannuşi’nin serbest bırakılması çağrısında bulundu.
“Kurmancî ve Zazakî derslerinin tercih edilmesini çok önemsiyoruz”
Basın açıklamasına seçmeli ana dil dersleri hakkında Kürtçe çağrıda bulunarak başlayan Demir, “Şubat'ın ilk iki haftası seçmeli derslerin tercih edildiği dönemdir. Diğer diller diye tabir edilen Kurmancî ve Zazakî dersleri ile Peygamberimizin hayatı, temel dini bilgiler ve Kur'an-ı Kerim derslerinin tercih edilmesini çok önemsiyoruz. Anne babaların çocukları için Kurmancî ve Zazakî derslerini tercih edebilmeleri için üzerinde durmaları ve takip etmeleri lazım. Birçok ilde bunun çalışmasını yapıyoruz. Milletimizin de bu kampanyaya destek vererek çocukları için bu tercihleri yaptırmalarını temenni ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
"Çocuklar manevi ve ahlaki açıdan da devletin tam koruması altında olmalı"
Çocuk esirgeme yurtlarının devletin sorumluluğundaki en hassas kurumlar olduğunu belirten Demir, “Sevgi görmeyen, değerli olduğunu hissetmeyen çocuğun hayata güvenle tutunması mümkün değildir. Bu kurumlarda istihdam edilen personel, topluma sağlam karakterli bir nesil yetiştirme hedefini gerçekleştirmek üzere eğitilmelidirler." dedi.

"Şikâyet mekanizmaları işlevsiz, bağımsız denetim şart"
Medyaya yansıyan olumsuz hadiselerin denetim mekanizmalarının yetersizliğini ortaya koyduğunu belirten Demir, çocukların korkudan dolayı sessiz kaldığına dikkat çekti.
Mevcut sistemin, sorunları örtbas etmeye müsait olduğunu vurgulayan Demir, çözüm önerilerini şöyle sıraladı:
"Çocukların şikâyetlerini iletebildikleri kanallar hiyerarşinin içinde olduğundan, çocuklar cezalandırılma korkusu ile sessiz kalmayı tercih etmektedirler. Bu sessizlik zamanla kurumsal bir kültüre dönüşmektedir. Çocuk esirgeme yurtlarında görev yapacak personel, sıradan kamu görevlisi gibi değerlendirilmemelidir. Bağımsız denetim kurullarının oluşturulması, personelin düzenli psikolojik değerlendirmeden geçirilmesi ve denetim sonuçlarının şeffaf biçimde raporlanması bir tercih değil, zorunluluktur."
"Ani yönetmelik değişiklikleri mimar ve mühendisleri mağdur ediyor"
Şahzade Demir, yapı sektöründe proje müellifi mimar ve mühendislerin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı veya belediyeler tarafından yapılan ani yönetmelik değişiklikleri nedeniyle yaşadığı mağduriyetleri de dile getirdi. Proje hazırlama süreçlerinin büyük emek ve zaman gerektirdiğini hatırlatan Demir, "Ani karar değişiklikleri, aylarca büyük bir özenle hazırlanan çalışmaları geçersiz hale getirmekte, müteahhitlerin işlerini aksatmakta ve ek maliyetler konusunda belirsizliklere yol açmaktadır." diye konuştu.
Demir, teknik çalışmaların birbirine bağlı olduğunu ve bir değişikliğin tüm projeyi etkilediğini belirterek, "Bu değişikliklerin yürürlüğe girmesi için makul bir geçiş süresi tanınmalıdır. Bu süre, kararların resmî olarak ilan edilmesinden itibaren en az birkaç ay olmalıdır." çağrısında bulundu.

"Küresel yağmacı azınlık ilk kez özeleştiriye sığındı"
Davos 2026 zirvesine de değinen Demir, mevcut uluslararası düzenin kurucularının artık sistemin sürdürülemez olduğunu itiraf ettiklerini söyledi.
Demir, şöyle devam etti:
“Bugüne kadar bu sistemden faydalanarak diplomasiyi ve uluslararası hukuku işlevsiz hale getiren, görece zayıf devletlere şiddet ve istikrarsızlık taşıyan, tarihin en büyük servetini biriktirip dünyanın neredeyse tamamını yokluğa, yoksulluğa mahkûm eden bu yağmacı azınlık; yaklaşmakta olan küresel krizin farkında olarak ilk kez öz eleştiriye sığındı.
Davos’taki tartışmalar, mevcut düzenin artık sürdürülebilir olmadığını göstermesi açısından önemlidir. Daha da önemlisi, bu gerçeğin sistemi ayakta tutan aktörler tarafından da fark edilmiş olmasıdır. Ancak dile getirilen yeni sistem arayışları, büyük bir gelecek vizyonu taşımaktan çok, çözülmekte olan bir düzeni geçici olarak ayakta tutma çabasını yansıtmaktadır. Önümüzdeki dönemde hukuk, ekonomi ve siyaset daha fazla korumacılık, içe kapanma, daha fazla egemenlik vurgusu ve daha sert toplumsal gerilimler etrafında yeniden şekillenecek gibi görünmektedir. Dolayısıyla dünyamız, küresel ölçekte daha önce “olmaz” denilen yeni ittifaklara da gebedir.”
"Tunus’ta siyasi tasfiye süreci son bulmalı, Gannuşi serbest bırakılmalı"
Son olarak Tunus’taki gelişmelere değinen Demir, Nahda Hareketi Lideri Raşid Gannuşi’nin 1000 günü aşkın süredir tutuklu bulunmasına tepki gösterdi.
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said’in uygulamalarını "siyasi tasfiye" ve "devrim kazanımlarının yok edilmesi" olarak nitelendiren Demir, "Tunus halkı, Yasemin Devrimi ile tüm bölge halklarına umut olmuştu. Ancak bugün gelinen noktada ülke yeni bir karanlığa sürüklenmektedir. Bir diktatörün yerini başka bir diktatörün almasına izin verilmemelidir. Bu vesileyle Kays Said yönetiminin başlattığı siyasi tasfiye sürecini şiddetle kınıyoruz. Başta Raşid Gannuşi olmak üzere, tutuklanan tüm siyasi mahkûmların derhal ve şartsız serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Tunus halkını, 2011’de gösterdiği cesaret ve kararlılığı yeniden hatırlamaya; iradesine sahip çıkmaya, özgürlüklerini ve devrimle kazanılmış haklarını savunmaya çağırıyoruz." değerlendirmesinde bulundu. (İLKHA)