17218,55%-0,18
43,76% 0,08
51,76% -0,18
7032,99% 2,56
11636,31% 0,68
HÜDA PAR Gaziantep Milletvekili Şahzade Demir, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında gündeme dair önemli değerlendirmelerde bulundu.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmalarını tamamlayarak raporunu yayımladığını hatırlatan Demir, parti olarak rapora destek verdiklerini ancak bazı hususlarda çekinceleri olduğunu belirtti. Demir ayrıca, CHP’li belediyelerdeki taciz iddiaları ve Sudan’daki insani krize dair de açıklamalarda bulundu.
"Kürt meselesi 40 yıllık bir şiddet sorununa indirgenemez"
Komisyon raporunda, önceki çözüm süreçlerinde yapılan hataların tekrar ettiğinin görüldüğünü belirten Demir, meselenin tanımlanmasındaki yanlışlığa dikkat çekti.
Demir, "Kürt meselesi bir şiddet sorunu olarak algılanmış ve raporda bu üslupla işlenmiştir. Bir asrı aşkın süredir devam eden Kürt meselesi, sanki 40 yıllık bir şiddet sorunuymuş gibi ele alınmıştır. Bu kesinlikle sıkıntılı bir durumdur. Kürt meselesi şiddet meselesinden öte, PKK meselesinden öte; hak, hukuk ve adalet meselesidir." ifadelerini kullandı.
"Temel haklar şarta bağlanmamalıdır"
Atılması gereken adımların örgütün silah bırakması şartına bağlanmasını "ikinci bir yanlış" olarak nitelendiren Demir, şunları kaydetti:
"Mesele bir adalet ve hak meselesi ise temel haklar hiçbir şekilde şarta bağlanmamalı ve adımlar ivedilikle atılmalıdır. PKK’ya özgü yapılacak düzenlemeler bu şarta bağlanabilir; ancak Kürt meselesine dair temel insan hak ve hürriyetlerine ilişkin adımların, örgütün tasfiyesine endekslenmesi bir eksikliktir."
"Malazgirt’ten bugüne gelen kardeşliğin temeli ve dayanağı aziz İslam dinidir"
Raporda "ortak inanç" vurgusunun yapılmasını olumlu bulduklarını ancak bunun isimlendirilmemesini eleştiren Demir, İslam vurgusunun eksikliğine dikkat çekti.
Demir, "Bu coğrafyanın mayası İslam dinidir. Halkın yüzde 90’ının Müslüman olduğu bir memlekette, raporda İslam dininin adının hiç geçmemesi büyük bir sıkıntıdır. Kürtlerin ve Türklerin tarih boyunca sergiledikleri muazzam dayanışmanın, Malazgirt’ten bugüne gelen kardeşliğin temeli ve dayanağı aziz İslam dinidir." şeklinde konuştu.
Ayrıca raporda geçmişteki güvenlikçi politikalara sahip çıkılmasını da eleştiren Demir, devletin geçmişte yaptığı yanlışların mahkûm edilmesi ve bir daha tekrarlanmayacağına dair güvence verilmesi gerektiğini vurguladı.

"CHP, taciz vakaları karşısında özeleştiri yapmalı"
Gündem değerlendirmesinde CHP yönetimindeki belediyelerde yaşanan taciz iddialarına da değinen Demir, "Muhalefet yapmak yerine şov peşinde koşan CHP’de skandalların ardı arkası kesilmiyor. Yolsuzluk iddiaları karşısında kendilerini savunacakları yerde saldırgan bir üslupla her tarafa sataşmaları siyasi nezaketten nasiplerinin olmadığını zaten ortaya koymaktadır. Öte yandan kontrolleri altındaki belediyelerde sürekli yeni taciz vakalarına dair haberler gündeme düşmektedir. Çoğu yargıya konu olmuş iğrenç taciz vakaları karşısında parti yönetiminin özeleştiri yapmak ve bu kirli olaylarda rolü olanları hızlıca tasfiye etmek yerine rakip siyasi partileri suçlama yoluna gitmesi nasıl bir siyasi çizgi takip ettiklerini göstermesi açısından ibretlik örneklerdir. Özellikle partimize karşı siyasi eleştiri yapmak yerine son derece çirkin bir dil kullanan mezkur partinin yöneticilerini, partilerinin adının sürekli taciz vakaları ile anılması karşısında özeleştiri yapmaya, partilerini ve zihin dünyalarını kirliliklerden arındırmaya davet ediyoruz. Siyasetin kişisel ve kurumsal rant elde etme yeri olarak değil, halka hizmet amacıyla kullanılması gerektiğini bir kez daha hatırlatmak istiyoruz." dedi.
“İsimleri taciz gibi yüz kızartıcı suçlarla beraber anılanlara yönelik kamu alanları kapatılmalı”
Yüz kızartıcı suçlarla anılanlara yönelik siyaset ve kamu alanlarının kapatılması için kanuni düzenleme çağrısında bulunan Demir, “Halka hizmet yeri olması gereken kurumlarda yer alanların, daha sıkı denetimlerle halkın sırtına yük olmaları önlenmelidir.” ifadelerini kullandı.
"Sudan’daki kriz için BAE dâhil destekçi ülkelere yaptırım uygulanmalı"
Son olarak Sudan’da yaşanan iç çatışmalara ve insani felakete değinen Demir, “Özellikle Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK)’nin yardım konvoylarına ve insani yardım çalışanlarına yönelik bilinçli saldırıları, krizi daha da ağırlaştırmaktadır. Sivillerin açlık ve hastalıkla baş başa bırakılması uluslararası hukukun açık ihlalidir.” dedi.
“İslam İşbirliği Teşkilatı ve Afrika Birliği öncülüğünde acilen güvenli insani koridorlar açılmalı”
Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) verilen dış desteğe dikkat çeken Demir, şu çağrıda bulundu:
“Bu bağlamda, destek sağlayan aktörlere karşı diplomatik baskı artırılmalı; özellikle Birleşik Arap Emirlikleri dahil olmak üzere ilgili ülkelere yönelik tam kapsamlı yaptırımlar ve uluslararası izolasyon mekanizmaları devreye sokulmalıdır. Silah ambargosu güçlendirilmeli, finansal kanallar denetim altına alınmalıdır. İslam İşbirliği Teşkilatı ve Afrika Birliği öncülüğünde acilen güvenli insani koridorlar açılmalı, kuşatma altındaki bölgelere engelsiz yardım ulaştırılmalıdır. Sudan halkının hayat hakkı, tüm jeopolitik hesapların üzerinde tutulmalıdır.” (İLKHA)