15870,43%-0,89
44,07% 0,18
51,07% -0,21
7206,46% 0,36
11734,45% -1,11
İran İslam Cumhuriyeti, ABD ve siyonist rejimle savaşta merkezsiz ve çok katmanlı bir savunma stratejisi benimsiyor. "Füzyon (Pusula) Doktrini" olarak bilinen yaklaşım hem düzenli hem de düzensiz güçleri bir arada kullanarak düşmanın tam bir üstünlük kurmasını zorlaştırmayı amaçlıyor.
Eski Devrim Muhafızları Komutanı Muhammed Ali Cevheri’ye göre, bu doktrin, toplumun kendisini savunmada temel hat olarak kullanılmasını öngörüyor. Toplum, değişen tehditlere uyum sağlayacak ve merkezi liderlik zayıflasa bile operasyonlar devam edecek şekilde yapılandırılıyor.
Ordunun rolü, düşmanın ilk saldırısını püskürtmek ve ilerleyişini yavaşlatmak; hava savunma sistemleri ise düşmanın hava üstünlüğünü mümkün olduğunca engellemeye çalışıyor. Devrim Muhafızları ve Besic güçleri, sahadaki direnişi üstlenerek düzensiz ve asimetrik operasyonlarla düşmanı yıpratıyor. Besic, şehirler ve dağlık bölgelerde gerilla taktikleri ve ikmal hatlarına saldırılarla etkin bir yerel güç olarak görev yapıyor.
İran İslam Cumhuriyeti’nin deniz gücü, stratejik geçitlerde düşmanın hareketini kısıtlamak için mayınlar, hızlı botlar ve gemi savar füzeler kullanıyor. Devrim Muhafızları’na bağlı balistik füzeler ise derin saldırı ve caydırıcılık rolü üstleniyor. Bölgesel müttefikler, çatışmayı İran sınırlarının ötesine taşıyarak çok cepheli bir savaş stratejisi oluşturuyor.
Doktrinde, uzatılmış savaş stratejilerinden ilham alınarak, güçlü düşmanı zaman içinde yıpratma ve üstün teknolojiyi dengelemeye yönelik bir yaklaşım benimseniyor. Bu strateji, hızlı zafer umudunu bir yanılgı olarak değerlendiriyor ve uzun süreli bir mücadeleyi esas alıyor.
İran İslam Cumhuriyeti, bu strateji kapsamında her üst düzey askeri ve devlet görevine dört yedek atayarak liderlik boşluklarını önlüyor. Aynı zamanda liderler, iletişim kesintisi durumunda karar alabilecek dar bir iç çevre ile destekleniyor. Bu düzenleme, devletin en kötü senaryolarda bile işlevini sürdürebilmesini sağlıyor.
Tüm bu hazırlıklar, İran İslam Cumhuriyeti’nin ABD ve siyonist rejim karşısında teknolojik üstünlüğe rağmen savaş alanında direnç göstermesini, diplomatik ve ekonomik manevralarını sürdürmesini mümkün kılıyor. Uzun süreli çatışmaya uygun olarak tasarlanan doktrin, kısa sürede zafer beklentilerini bozarken, İran’ı olası krizlere karşı dayanıklı kılıyor. (İLKHA)