• BIST 100

    15594,65%0,33
  • DOLAR

    43,29% 0,04
  • EURO

    50,75% 0,04
  • GRAM ALTIN

    6778,74% 2,44
  • Ç. ALTIN

    10690,39% 0,00

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: Şu anda kültür aktarımını artık aile yapmıyor; yeni medya yapıyor!

03 Aralık 2025, Çarşamba 19:43
03 Aralık 2025, Çarşamba 19:43
Prof. Dr. Nevzat Tarhan: Şu anda kültür aktarımını artık aile yapmıyor; yeni medya yapıyor!
  • Dinle
  • A+
    Buyut
  • A-
    Kucult

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Şu anda kültür aktarımını artık aile yapmıyor; yeni medya yapıyor. Dijital dönüşüm yapıyor. Bu bizi dünyada yeni bir medeniyet inşasına doğru götürüyor. Küresel olarak hepimiz bu sürecin içindeyiz.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, AI Labs ve Üsküdar Üniversitesi İnsan Odaklı İletişim Uygulama ve Araştırma Merkezi (İLİMER) tarafından düzenlenen 2. Yeni Medya ve Aile Çalıştayı, Üsküdar Üniversitesi Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.

Günümüzün en kritik konularından biri olan yeni medya teknolojilerinin aile üzerindeki dönüşümünü ele alan “2. Yeni Medya ve Aile Çalıştayı” yoğun katılımla başladı. Çalıştay, dijitalleşmenin iletişim biçimlerimizi ve en temel kurumumuz olan ailenin dinamiklerini nasıl etkilediğini bilimsel bir bakış açısıyla tartışmaya açtı.

Çalıştayın açılış konuşmalarını Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Esra Atalay, Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu ve Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan yaptı.

Prof. Dr. Tarhan: “Şu anda Türkiye’deki aile kurumu engelli”

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dünyada ve Türkiye’de aile kurumunun karşı karşıya olduğu risklere dikkat çekerek, dijital dönüşümün aileyi kültür aktarımında ikinci plana ittiğini vurguladı.

Tarhan, “Şu anda kültür aktarımını artık aile yapmıyor; yeni medya yapıyor. Dijital dönüşüm yapıyor. Bu bizi dünyada yeni bir medeniyet inşasına doğru götürüyor. Küresel olarak hepimiz bu sürecin içindeyiz.” dedi. Sofraya bir tabak da telefonlar için koyan aileler olduğuna dikkat çeken Tarhan, aile içinde haftada belirli zamanların “dijital detoks” olarak ayrılmasının önemine vurgu yaptı.

Konuşmasında 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nü hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, bugünün aile yapısına ilişkin düşüncelerle örtüştüğünü belirterek şöyle devam etti:

“3 Aralık Dünya Engelliler Günü… Nasıl kişiler engelli olabiliyorsa, kurumlar da engelli oluyor. Şu anda Türkiye’deki aile kurumu engelli. Dünyada da aile kurumu engelli hâle geldi.”

“Bir toplumun en güçlü yeri evin içi olmalı”

Ailenin bir toplum için taşıdığı temel öneme vurgu yapan Prof. Dr. Tarhan, aile yapısının zayıflamasının uzun vadede ülkelere ağır bedeller getireceğini söyledi ve “Bir toplumun en güçlü yeri neresi olmalı? Evin içi olmalı. Çünkü insan yetiştiren, kültür aktaran aile kurumudur.” diye devam etti.

Yeni bir medeniyet inşasına gidiyoruz

Dijital çağda kültürün artık aileden ziyade medya tarafından aktarıldığını ifade eden Tarhan, “Şu anda kültür aktarımını artık aile yapmıyor; yeni medya yapıyor. Dijital dönüşüm yapıyor. Bu bizi dünyada yeni bir medeniyet inşasına doğru götürüyor. Küresel olarak hepimiz bu sürecin içindeyiz.” diye konuştu.

Batı ülkelerinde tek ebeveynli ailelerin ve evlilik dışı doğumların artışına değinen Prof. Dr. Tarhan, Türkiye’nin de bu eğilimden etkilendiğini hatırlatarak uluslararası verileri şöyle paylaştı:

“Tek ebeveynli aileler Türkiye’de de artıyor. Evlilik dışı doğum oranı Türkiye’de yüzde 2,9. Ama Kuzey Avrupa ülkelerinde bu oran çok yüksek: Fransa’da yüzde 59, İsveç ve Norveç’te yüzde 56, İzlanda’da yüzde 69, Almanya’da yüzde 44. Bunlar evlilik dışı doğum oranları; yani aile ve evlilik karşıtı küresel bir eğilim var.”

Bu eğilimin özellikle çocuk ve ergen ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinin sahada açıkça görüldüğünü belirten Prof. Dr. Tarhan, “Biz bunun sonuçlarını psikiyatrist olarak görüyoruz. Çocuk ruh sağlığı bozuklukları artıyor. Şiddet olaylarında, suç oranlarında, bağımlılıkta, intiharlarda artış var.”

“İntihar vakaları 2000 ile 2025 arasında yüzde 734 artmış”

Prof. Dr. Tarhan, küresel ölçekte intihar vakalarındaki dramatik artışa dikkat çekerek, “İntihar vakaları 2000 ile 2025 arasında yüzde 734 artmış. Yüzde 734! Bu çok büyük bir rakam. Bu artış nedeniyle Birleşmiş Milletler intiharı önleme projesi hazırladı.” ifadesinde de bulundu.

Aile kurumunu güçlendirmeye yönelik çalışmaların devam etmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Ailedeki dönüşüm özellikle dijital çağın getirdiği değişimle ortaya çıkıyor. Birincisi, iletişim biçimi değişti. Eskiden yüz yüze iletişim hâkimdi; şimdi camdan cama iletişim var. Candan cana değil, ekrandan ekrana… Bu iletişim biçimimizi de zaman yönetimimizi de değiştirdi.” şeklinde konuştu.

Dijital dünyanın hız baskısının hem yetişkinlerde hem gençlerde sabır, dikkat ve düşünme sürekliliğini zayıflattığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Ekranın hızına uyma çabası gençlerde sabrı azalttı, dikkati böldü. ‘Az konuş, hızlı konuş, bir dakikayı geçme’ baskısı var. Büyük bir hakikati kısa anlatmak zorlaştı ama zamanın şartları bunu dayatıyor.” dedi.

Prof. Dr. Tarhan, dijital çağın ilişki dinamiklerini nitelik açısından erozyona uğrattığını belirterek, “İlişki sayısı arttı ama nitelik düştü. Derin ve anlamlı ilişkiler zayıfladı, dostluklar yüzeyselleşti. Bu da ilişki kalitesini ciddi şekilde düşürüyor.” diye konuştu.

Kıyaslama kültürü büyüdü; herkes kendini dijitalde gördükleriyle karşılaştırıyor

Dijital dönüşümün kişisel kimlik ve değerler üzerinde de güçlü etkiler oluşturduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Kimlikler ve değerler küresel olarak değişti. Gösteriş kültürü, beğeni kültürü öne çıktı. Değerlilik ölçüsü gibi sunulan şey, alınan beğeni sayısı oldu. Kıyaslama kültürü büyüdü; herkes kendini dijitalde gördükleriyle karşılaştırıyor. Çoğu sahte mutluluk, sahte eğlence, sahte gülüş… Ama insanlar bunları gerçek sanıyor.” şeklinde konuşmasını sürdürdü.

Dijital sadakatsizlik ve ailede mahremiyet aşınması

Aile içi ilişkilerde dijitalleşmenin oluşturduğu yeni kırılganlıklara da dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Dijital sadakatsizlik çok arttı. Bir yönüyle dijitalleşme bazı gerçekleri görünür kıldı; eskiden ‘yalancının mumu yatsıya kadar yanardı’, şimdi internete kadar yanıyor. Ama dijital sadakatsizlik aileyi ciddi şekilde etkiliyor. Ayrıca evin açık kapısı tabletler oldu. Anne baba ‘Çocuğum gözümün önünde’ sanıyor ama çocuğun dijital dünyaya sınırsız erişimi büyük risk oluşturuyor.” dedi.

Duygusal beyin alanlarının gelişimi zayıflıyor

Dijital çağın çocuk beyni üzerindeki etkilerini aktaran Prof. Dr. Tarhan, “Duygusal tonu olmayan dijital iletişim, sosyal ve fiziksel temasın yerini alınca sosyal becerilerle ilgili beyin alanları gelişmiyor. Duygusal beceriler zayıf kalıyor. Bunun klinik karşılığı otizmdir. Şu anda ‘öğrenilmiş otizm’ diye tanımlanan bir durum ortaya çıktı.” diye konuştu.

Prof. Dr. Tarhan, ekran kullanımında uluslararası sınırlamalara atıf yaparak, “Kuzey Avrupa’da 0–3 yaş arası ekran kesinlikle yasaklandı. Avustralya’da 16 yaşına kadar kısıtlama getirildi. Bizde de çocuk psikiyatrisinde ‘Haftada 21 saati geçmesin, günde 3 saat’ gibi uygulamalar var. Ekran maruziyeti nedeniyle kliniğe yatırılan çocuklarda artış görüyoruz.” ifadesinde bulundu.

Dijital çağın bireyleri haz peşinde koşmaya yönelttiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Dopamin odaklı yaşam felsefesi bu çağın en önemli özelliklerinden biri. Haz odaklılık artınca beyindeki dopamin yükseliyor, serotonin düşüyor. Serotonin anlam mutluluğuyla ilgili. Yani haz artıyor ama anlam azalıyor.” şeklinde konuştu.

Bireyselleşme ve bencilleşme çizgisi

Modern kültürün bireyselleşmeyi bencilleştirdiğine işaret eden Prof. Dr. Tarhan, “Bireyselleşme doğru ama bencilleşmeye dönüşmesi yanlış. ‘Bana haz veren iyidir, haz vermeyen kötüdür’ anlayışı ailede paylaşımı ve empatiyi azaltıyor. İnsan sadece kendi çıkarıyla yaşayan bir varlık değil. Ailenin, ülkenin, insanlığın çıkarıyla kendi çıkarı arasında denge kurmalı. Özgürlük-sorumluluk dengesi anlamın temelidir. Modern ülkelerde ‘Aile kutsal değil, birey kutsaldır’ anlayışı yaygınlaşıyor; bu da aile bağlarını zayıflatıyor.” diye konuştu.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, çağın en büyük risklerinden birinin dış onaya bağlı öz saygı olduğunu belirterek, “Bugün öz saygı, kişinin iç değerleriyle değil, aldığı beğeni ve onayla ölçülüyor. Dış nedene bağlı öz saygı çok kolay yıkılır. Bu durum depresyonun en önemli sebeplerinden biri.” ifadesinde bulundu.

“Yapay zekâyı yasaklamayı yasaklayalım”

Teknoloji ve dijitalleşmenin hayatın artık geri dönüşsüz bir parçası olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Endüstri devrimini kaçırdık ama yapay zekâ devrimini kaçırmamalıyız. Senatoda ‘Yapay zekâyı yasaklamayı yasaklayalım’ diye konuştuk. Çünkü doğru kullanılırsa muazzam faydalar üretir. Bizim yapmamız gereken, iyicil kullanımı araştırmak ve geliştirmek.” ifadelerini kullandı.

Sofraya bir tabak da telefonlar için…

Prof. Dr. Tarhan, dijitalleşmenin aile içi ilişkilere zarar veren yönlerine dikkat çekerek, çözüm önerilerini de anlattı.

Yemek esnasında telefonların tamamen kaldırılmasını öneren Prof. Dr. Tarhan, bazı ailelerde “telefonların toplandığı tabak” uygulamasının bile ortaya çıktığını aktardı. Yaşa göre ekran kuralının zorunlu hale getirilmesi gerektiğini, bu konuda devletin de düzenleme çalışmalarını hızlandırdığını söyleyen Prof. Dr. Tarhan, aile içinde haftada belirli zamanların “dijital detoks” olarak ayrılmasının önemine vurgu yaptı.

Prof. Dr. Tarhan, “Aile günü, anne günü, baba günü gibi uygulamalarla çocuklar dijitalden kısa süreli de olsa ayrılabilir. Böylece dijitalleşmenin toksik etkileri azaltılır, olumlu etkilerinden de yararlanmaya devam edilir.” şeklinde konuştu.

Karamsarlığa gerek olmadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, teknolojinin insanı zayıflatan değil, doğru kullanıldığında güçlendiren bir araç olduğunun altını çizdi. (İLKHA)

Haber Editörü

Ömer Faruk SEYHAN

info@dogununnabzi.com

Van’da 22 kilo uyuşturucu ele geçirildi

Elazığ'daki uyuşturucu operasyonunda 4 şüpheli yakalandı

Bakan Fidan, Barış Kurulu Şartı’nın imza töreni için İsviçre’ye gidecek

Konya’da gece ve sabah saatlerinde gizli buzlanmaya dikkat

Mersin'de drift yapan sürücüye ceza

Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Er: Malatya'nın geleceğini inşa ediyoruz

Finansal İstikrar Komitesi makroekonomik görünümü değerlendirdi

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından Mersin’deki kuruluşla ilgili açıklama

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Ezidi heyetini kabul etti

14 il için “Sarı” kodlu uyarı

Malatya'da konteyner kentte yangın

Diyarbakır'da psikolojik sorunları olan kayıp kadın aranıyor

Yeşilyurt Belediyesi sömestr spor şenliği başlattı

Psikolog Çalışkan: Kaygı nedir, nasıl yönetilir?

Cizre'de toprak kaymasında 3 ev kullanılamaz hale geldi

Adıyaman'da aranan şahıslara operasyon: 41 gözaltı

Bursa’da hayvan hastalıkları ve hareketleri kontrol toplantısı yapıldı

Siirt'te ileri cerrahi operasyon başarıyla uygulandı

Duran: Dijital mecralar zararlı içeriklere erişimi kolaylaştırıyor

Şırnak–Siirt yolunda TPAO aracı şarampole devrildi: 4 yaralı

Pakistan yapımı jet ve İHA’lara küresel ilgi artıyor

Siyonist işgalciler Ramallah'ın batısında bir evi yıktı

Adana'da 2026 yılı 1. İl Koordinasyon Kurulu toplantısı düzenlendi

Bursa’da "Huzur" denetimi

Siirt’te buzlanma nedeniyle araç evin duvarında asılı kaldı

Gaziantep’te sahte para operasyonu: 2 tutuklama

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gazze Barış Kurulu'na Hakan Fidan katılacak

UNRWA’dan işgal rejimine yanıt: Doğu Kudüs’teki yerleşke iddiası hukuksuz

Batman Genç Askon’da Bayrak Değişimi

Siyonist Yahudilerden Aksa'ya baskın: Talmudik ayinler yapıldı

Yükleniyor

Haberi Sesli Oku

ŞEHİR HABERLERİ


Van’da 22 kilo uyuşturucu ele geçirildi

Elazığ'daki uyuşturucu operasyonunda 4 şüpheli yakalandı

Bakan Fidan, Barış Kurulu Şartı’nın imza töreni için İsviçre’ye gidecek

Konya’da gece ve sabah saatlerinde gizli buzlanmaya dikkat

Mersin'de drift yapan sürücüye ceza

Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Er: Malatya'nın geleceğini inşa ediyoruz

Finansal İstikrar Komitesi makroekonomik görünümü değerlendirdi