16102,64%-2,91
43,95% 0,06
51,58% -0,69
7625,00% 2,55
12213,23% -2,50
Asıl adı Mehmed Muhyiddin olan Üftade Hazretleri, 1490 yılında Sultan II. Bayezid döneminde Bursa’nın Araplar Mahallesi’nde dünyaya geldi. Manyaslı bir baba ile Cumalıkızıklı bir annenin çocuğu olan Üftade, küçük yaşta ipekçiliğe başlasa da gönlünü tasavvufa verdi. Henüz 11 yaşındayken tanıştığı Hızır Dede’nin etkisiyle manevî yolculuğu başladı.
Üftade Cami ve Türbe Onarım ve Yaşatma Derneği Başkanı Üzeyir Kamış, İLKHA muhabirine Üftade Hazretleri’nin Bursa için taşıdığı öneme dikkat çekti.
Kamış, Üftade Hazretleri’nin yalnızca bir tasavvuf büyüğü olmadığını belirterek, "Üftade Hazretleri Bursa’nın manevî kimliğinin temel taşlarından biridir. Asırlardır bu şehirde gönüllere hitap eden bir irfan mirası bırakmıştır." dedi.
Mehmed Muhiddin (Üftade Hazretleri), Sultan II. Bayezid zamanında, Manyaslı bir babanın ve Cumalıkızıklı bir annenin çocuğu olarak 1490 yılında Bursa’nın Araplar Mahallesi’nde dünyaya geldi. Babası ipekçi olup Üftade’yi çocukluk zamanında ipekçilerin yanına çırak olarak verir. Çocukluğunda her ne kadar ipekçilikle uğraşsa da asıl derdi, Bursa’ya gelen tasavvuf ehlini dinlemek ve onların sohbetlerinde bulunmaktır. İpekçilik mesleğine fazla devam etmez.
"Çocuk yaşta tasavvufa yöneldi"
Üftade Hazretleri 11 yaşlarında iken Hızır Dede diye bir zat gelir. Hızır Dede’nin ayakları kötürüm olduğu için Bursa’daki sıcak sulara gidip gelir. Üftade Hazretleri, Hızır Dede’yi Çekirge’deki sıcak sulara götürüp getirir. Yolda gidip gelirken birtakım hadiselerle karşılaşır. Çiçeklerin onların yönüne dönmesi Üftade Hazretleri’ni çok etkiler. Bu durumdan feyiz alır. Daha sonra Bursa Ulu Cami ve Kayhan Camii’nde birtakım dinî tasavvuf erbabıyla buluşur. Onların sohbetlerine katılır, onlardan dersler alır. Üftade, Hızır Dede’yi 18 yaşında iken kaybeder. Kaybettikten sonra Ulu Cami ve Kayhan Camii’nde müezzinlik yapar. Üftade Hazretleri’nin sesi çok güzeldir. Üftade Hazretleri ezan okuduğu zaman herkes işini bırakır, onun ezanını dinlerdi.
"Üftade" ismini aldı
Üftade Hazretleri 18 yaşında iken Ulu Cami’nin vâkfı kendisine para teklifinde bulunur. Kendisi de kabul eder, parayı alır. Üftade Hazretleri parayı aldığı gece rüyasında Hızır Dede’yi görür. Hızır Dede ona: "Sen üfta oldun, artık mertebeden düştün" der. O geceden sonra paranın bir kısmını dervişlere dağıtır. O günden sonra Üftade olarak anılır. Kendi ismi olan Mehmed Muhyiddin’i pek anmaz, bütün yazılarında Üftade ismini kullanır.
Dergâhta talebeler yetiştirdi
Gençlik yıllarında saçları sarışın ve uzundur. Maksem taraflarına çıkar, rüzgâra saçlarını verir ve tasavvufa dalar. Müezzinliği bırakır. "Ervah-ı Aliyye bu dağın eteğinde toplanıyor" diyerek oraya dergâhını kurar. Türbesinin bir kilometre yukarısında, dağ eteğinde günümüzde Üftade Tekkesi-Dergâhı olarak anılan yer bulunmaktadır. Öğrenci ve dervişleri orada yetiştirmeye başlar.
Üftade Hazretleri bekâr olup annesi ve ablasıyla beraber yaşıyordu. Daha sonra annesi de evlenir. Kendisine, "Artık evlen, tek kaldın başına." derler. Evlenmek istemez. Daha sonra bir olaya şahit olur. Bir gün Ulu Cami’den evine giderken mezarlıkta bir sarhoş önünü keser. Sarhoş der ki: "Muhyiddin, al bu parayı, benim babama Yasin-i Şerif oku" Üftade Hazretleri de sarhoşu tanıdığı için: “Sen paranı koy cebine, ben babana okurum.” der. Sarhoş kabul etmez ve "Sen parayı al, Yasin-i Şerif’i oku" der. Üftade Hazretleri bu durumdan etkilenip evlenir. Evlendikten sonra iki kız ve ikiz erkek olmak üzere dört çocuğu olur.
Dönemin Bursa kadısı Aziz Mahmud Hüdayi’nin yetişmesinde etkili oldu
Bir gün bir meseleden etkilenen Bursa kadısı Mahmud Hüdayi Hazretleri işini bırakıp atıyla beraber Üftade Hazretleri’ne gider. Üftade Hazretleri dergâhının bahçesinde, arkasını dönmeden Mahmud Hüdayi Hazretleri’ne: "O atınla geldin buraya; sen mevki ve makam sahibisin, burada yapamazsın. Burası yokluklar yeridir" der. Mahmud Hüdayi: "Hayır, bırakacağım her şeyi ve sizden ders alacağım" der. Üftade Hazretleri: "O zaman git, istifa et. Bütün malını mülkünü fakir fukaraya dağıt, öyle gel" der.
Mahmud Hüdayi Hazretleri denilen her şeyi yapıp geri gelir. Üftade Hazretleri dergâhta ona temizlik yaptırır. Mahmud Hüdayi daha sonra Bursa sokaklarında ciğer satar. İnsanlar, "Koskocaman Bursa kadısı ciğer satıyor!" diye kendisiyle dalga geçerler. Üftade Hazretleri, Mahmud Hüdayi’nin nefsini köreltmek için daha sonra tuvalet temizlettirir.
Bir gün Mahmud Hüdayi Hazretleri tuvalet temizlerken çalgı ve eğlence sesleri gelir. Bursa’ya yeni bir kadı atanmıştır; onun karşılanması yapılmaktadır. Mahmud Hüdayi Hazretleri bunu duyunca içinden: "Bak, sen temizlik yapıyorsun ama orada eğlence yapıyorlar" diye geçirir. Mahmud Hüdayi Hazretleri bunları yaşarken Üftade Hazretleri de onu izler. Mahmud Hüdayi Hazretleri bu kez sakalıyla tuvaletleri temizlemeye başlar. Üftade Hazretleri: "Hayır, o sakallar orayı temizlemek için değil" der. "Sen imtihanı geçtin, gel yanıma hizmetçim ol" der.
Üftade Hazretleri, Mahmud Hüdayi’yi bütün imtihanlardan geçirdikten sonra onu Anadolu’ya gönderir. Üftade Hazretleri’nin ölümüne yakın bir zamanda Mahmud Hüdayi Anadolu’ya gitmiştir. Mahmud Hüdayi döndüğünde Üftade Hazretleri vefat etmiştir. Bu duruma dayanamayan Mahmud Hüdayi, İstanbul’da dergâhını kurar.
"Vefatından önce yerini işaret etti"
Üftade Hazretleri ölümünden üç gün önce: "Gidin, caminin yanındaki yeri temizleyin. Perşembe günü orada hep beraber zikir yapacağız" der. Etrafındakiler, “Hocamız iyileşecek, zikir yapacağız.” diye sevinirler. Hâlbuki Üftade Hazretleri ölümünü görmüştür ve 1892 yılında, Perşembe günü, 92 yaşında vefat etmiştir. Vasiyeti üzerine caminin yanında defnedilir. Üftade Hazretleri daha çok halkın içinde Hakk’ı arayan bir zattı. Emir Sultan’dan sonra Bursa’nın manevî komutanlarından biri kabul edilir. (İLKHA)