15349,56%0,62
43,27% 0,22
50,24% -0,02
6401,25% 0,12
10384,03% 0,36
Dünya Kudüs Haftası münasebetiyle, Mescid-i Aksa ve Kudüs bilincini diri tutmak, Gazze'de yaşanan zulme dikkat çekmek ve Müslümanların ortak sorumluluğunu hatırlatmak amacıyla Peygamber Sevdalıları Bingöl İl Temsilciliği ve İTTİHADUL ULEMA, Ulu camii önünde basın açıklaması yaptı.
Son üç yıldır “Aksa Tufanı” bahane edilerek sürdürülen soykırımın, ateşkes söylemleriyle gündemden düşürülmeye çalışıldığı ifade edilerek bunun bir aldatmaca olduğu dile getirildi. Kudüs ve Gazze’nin yalnızca bu hafta değil, sürekli gündemde tutulması gerektiği vurgulandı.
“Kudüs toprakları, insanlığın düşmanı, Allah’ın lanetlediği Siyonistlerin necis ayaklarından temizlenmeyi beklemektedir.”
Basın açıklamasını İTTİHADUL ULEMA üyesi Enes Selami okudu. Kudüs’ün İslam ümmeti için taşıdığı akidevi ve tarihi öneme vurgu yapan Selami “Saygıdeğer basın mensupları, Kıymetli sivil toplum temsilcileri, Değerli vicdan sahibi kardeşlerim hoş geldiniz. Resulullah'ın (Sallallahu Aleyhi Vesellem) yeryüzünde kurulan ikinci mescit diye övdüğü, ümmetin haremi, ilk kutsal kıblesi ve mabedi, Peygamberimiz'in (Sallallahu Aleyhi Vesellem) miraç durağı olan Beytü’l Makdis yani Kudüs toprakları, insanlığın düşmanı, Allah’ın lanetlediği siyonistlerin necis ayaklarından temizlenmeyi beklemektedir. Bu akidevi ve tarihi sorumluluktur. Bu nedenle; Bugün burada, sadece bir şehri anmak için değil; ümmetin yaralı vicdanını, insanlığın ortak sorumluluğunu ve İslam’ın bize yüklediği bu mukaddes emaneti hatırlamak için toplanmış bulunuyoruz. Hepinizin bildiği gibi Kudüs sıradan bir şehir değildir. Üç semavi din için kutsal olan bu şehir, aynı zamanda insanlığın ortak mirasıdır. Kudüs’ü konuşmak, aslında insanlığı konuşmaktır. Kudüs; Hz. İbrahim’den (Aleyhisselam) bugüne uzanan bir iman çizgisinin, Hz. Davud’un (Aleyhisselam), Hz. Süleyman’ın (Aleyhisselam), Hz. İsa’nın (Aleyhisselam) ve Hz. Muhammed Mustafa’nın (Sallallahu Aleyhi Vesellem) mirasıdır. Kudüs; Müslümanların ilk kıblesidir. Mescid-i Aksa’nın evidir. Ve biz çok iyi biliyoruz ki Bu Kıbleye dokunan el, ümmetin kalbine dokunmuş olur. Bugün kıbleye dokunulmuştur. Ümmetin kalbi kan ağlamaktadır. Bu nedenle Kudüs’ü konuşurken, içinde bulunduğu ağır tabloyu görmezden gelmemiz hiç mümkün değildir.” dedi.
“Filistin topraklarında yaşananlar kendiliğinden gelişen acımasız saldırganlıklar değildir”
Kudüs’ün bugün işgal altında olduğu ve bunun geçici bir güvenlik uygulaması değil, sistematik, planlı ve ideolojik bir yayılmacılığın sonucu olduğunu dile getiren Selami “Bugün Kudüs, işgal altındadır. Bu işgal; geçici bir güvenlik uygulaması da değil, ‘sistematik, planlı ve ideolojik‘ bir yayılmacılığın sonucudur. Filistin topraklarında yaşananlar kendiliğinden gelişen acımasız saldırganlıklar değildir. Bunlar; siyonist ideolojiyle beslenen, katil israilin yıllardır sürdürdüğü siyonist yayılmacı anlayışın ve işgalci politikaların sonucudur. Yerleşim adı altında gasp edilen topraklar, gece yarısı basılan evler, zorla göç ettirilen aileler, tutuklanan çocuklar ve kutsal mekânlara yapılan sistematik baskılar. Hiçbiri tesadüf değildir Tekrar söylüyoruz. Bunlar, siyonist israilin sürdürdüğü işgal politikalarının ve siyonist yayılmacı anlayışın doğrudan sonucudur. Bu bir işgal rejimidir. Ne acıdır ki bu işgal, uluslararası hukuka rağmen sürdürülmektedir.” ifadelerini kullandı.
“Bunlar, İsrail’in uyguladığı sistematik terörün belgeleridir”
Uluslararası hukuka rağmen işgalin sürdüğünü belirten Selami “Bugün bu işgal ve zulmü, sadece anlatılanlardan değil sosyal medyadan, ulusal ve yerel gazetelerin manşetlerinden çok net bir şekilde görüyoruz bu manşetler ve sergilenen karelerde, yıkılmış evler, enkaz başında bekleyen babalar, Çocuğunu korumaya çalışan anneler ve Korkuyu oyun çağından önce tanıyan çocuklar yer almaktadır. Bu kareler; abartı değildir. Propaganda ise hiç değildir. Bunlar, yaşanan insanlık dışı zulmün belgelendiği tarihi kayıtlardır. Bunlar, israilin uyguladığı sistematik terörün belgeleridir. Bilinmelidir ki bir çocuğun korku dolu bakışı, hiçbir “güvenlik” gerekçesiyle açıklanamaz. Bu saldırılar güvenlik kaygısıyla değil bir işgal politikası ürünüdür. Herkesin bildiği gibi yaşananlarda eşit iki taraf yoktur. Burada işgalci vardır, işgal edilen vardır. Burada güç vardır, mazlum vardır. Burada görünür olan şiddetli bir zulüm vardır. Ve bu zülüm hiçbir şekilde normalleştirilemez! Özellikle şunu ifade etmek zorundayız: Bugün Kudüs’te yaşanan acının, Gazze’de yaşananlardan bağımsız olmadığını çok iyi biliyoruz. Gazze; uzun süredir açık bir abluka altında, ‘karadan, havadan ve denizden kuşatılmış ‘ bir halkın hayatta kalma mücadelesidir. Elektriksiz kalan hastaneler, ilaç bulamayan yaralılar, temiz suya ulaşamayan çocuklar, soğuk kış şartlarıyla boğuşanlar. Bunlar bir kriz değil bilinçli olarak sürdürülen bir insanlık dışı uygulamanın sonuçlarıdır. Medyada gördüğümüz o kareler, işte bu Gazze gerçeğinden gelmektedir. Enkaz başında bekleyen anneler, kucağında cansız evladını taşıyan babalar; okula değil, sığınağa koşmak zorunda kalan çocuklar. Daha Ne diyelim.” İfadelerine yer verdi.
“Bu emanetin etrafında yaşanan her acı, sadece bir coğrafyanın değil; Ümmetin kalbinin’ acımasıdır”
Bugün Gazze’de kuşatma altında inleyen her çocuk, Kudüs’te kuşatılan Mescid-i Aksa ile aynı acının içinde olduğunu aktaran Selami “Gazze, bugün dünyanın en büyük açık hava hapishanelerinden biridir. Ve bu hapishanede cezalandırılanlar, askerler değil; siviller, kadınlar ve çocuklardır. Gazze’de yaşanan her acı, Kudüs’te her kuşatma halkası aynı zihniyetin ürünüdür. Bu nedenle Kudüs’ü savunmak, Gazze’yi görmeden mümkün değildir. Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de, (İsrâ Suresi, 1. Ayet) “Kendisine ayetlerimizden bir kısmını göstermek için kulunu Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya yürüten Allah, her türlü noksandan münezzehtir” buyurarak Kudüs’ün ve Mescid-i Aksa’nın bu ümmete emanet edildiğini açıkça bildirmiştir. Bu emanetin etrafında yaşanan her acı, sadece bir coğrafyanın değil; Ümmetin kalbinin’ acımasıdır. Resûlullah Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem) ise bizlere, (Buhârî, Müslim) “Yolculuk ancak üç mescit için yapılır: Mescid-i Haram, benim mescidim ve Mescid-i Aksa” buyurarak Mescid-i Aksa’nın ümmet nezdindeki yerini asırlar öncesinden ilan etmiştir. Bugün Gazze’de kuşatma altında inleyen her çocuk, Kudüs’te kuşatılan Mescid-i Aksa ile aynı acının içindedir. Çünkü Gazze’ye takılan her halka, Kudüs’ü yalnızlaştırma çabasının bir parçasıdır. Kudüs de Gazze de aynı imanın, aynı emanetin ve aynı direnişin adıdır.” şeklinde konuştu.
Müslüman devletlere çağrıda bulunularak, işgal ve zulme karşı daha güçlü bir duruş sergilenmesi gerektiğini vurgulayan Selami, son olarak şunları söyledi:
“siyonist yayılmacılık; sadece bir siyasi tutum değil, başkasının toprağını, kimliğini ve hafızasını silmeyi hedefleyen bir anlayıştır. Bu anlayış: Mescid-i Aksa’yı kuşatır, Kudüs’ü kimliğinden koparır, Filistinliyi kendi yurdunda yabancı ilan eder. Ve maalesef dünya, uzun süredir bu zulmü izlemekle yetinmektedir. Sessizlik, bu yayılmacılığın en büyük destekçisidir. Dünya hepsi biliyor Gazze’de Kudüs’te Yaşananlar bir “çatışma” değildir. Çünkü çatışmada taraflar eşittir. Burada ise; işgalci vardır, işgal edilen vardır. Burada; gücü elinde tutan vardır, mazlum olan vardır. Ve biz mazlumdan yanayız! Ey ümmet! Kudüs meselesi, sadece Filistinlilerin meselesi değildir. Bu, ümmetin izzeti meselesidir. Bugün Kudüs düşerse, yarın başka kutsallarımız düşer. Bugün zulme alışılırsa, yarın adaletin adı bile anılmaz. Ama şunu da unutmayalım: Ümmet olmak için; bilinçlenmek, doğru zamanda doğru yerde durabilmek ve mücadeleci bir duruş sergilemek gerekir. Zulüm payidar olmaz. Adalet mutlaka tecelli eder. Buradan açık ve net bir çağrımız vardır: israilin işgal politikaları artık görmezden gelinemez. siyonist yayılmacılık, bölgesel değil, insani bir tehdit haline gelmiştir. Uluslararası hukuk; güçlüler için değil, mazlumlar için vardır. Adalet ertelendikçe zulüm cesaret bulmaktadır. Ey Müslüman devletler artık buna bir son verdirin. Eliniz güçlü ama siz zayıf davranıyorsunuz. Bütün bunlara rağmen biz umutsuz değiliz. Çünkü hakikat bize şunu öğretmiştir: Hiçbir zulüm ebedi değildir. Hiçbir işgal sonsuz değildir. Kudüs, nice zalim gördü. Ama hep ayakta kaldı. Bugün de ayakta kalacaktır. Kudüs özgür olana kadar, Mescid-i Aksa rahat bir nefes alana kadar, Filistinli çocuklar korkuyla değil umutla uyanana kadar bu mesele bizim gündemimizde olmaya devam edecektir. Allah adildir. Zulüm payidar olmaz. Son 3 yıldır Aksa Tufanı bahane edilerek tüm şiddetiyle devam eden soykırımın “Ateşkes” aldatması ile bittiği algısı bir aldatmacadan ibarettir. Gündemden düşürülmeye çalışılan Kudüs ve Gazze bu hafta vesilesi ile tek değil sürekli tekrar tekrar gündemde tutulmalıdır. Bunun için Müslüman halkın ayağa kalkması ve onları yalnız bırakmaması gerekmektedir. Ayrıca Maddi ve manevi bir seferberlik, Mescid-İ Aksa’ya karşı sorumluluklarımızın telafisi için zaruridir. Bu vesile ile dünya Kudüs haftamızı kutluyor, ilk kıblemizde ümmetin tüm renklerinin özgürce namaz kıldığı ve evanjelik-siyon ittifakının yenildiği bir dünyanın kapılarını açmasına vesile olmasını Rabbimizden niyaz ediyoruz. Allah’a emanet olunuz.”
Program okunan dua ile sona erdi. (İLKHA)