15811,50%0,87
43,35% 0,25
51,27% 0,73
6944,72% 1,57
11200,50% 2,32
İşgalci israil ile bazı Arap ülkeleri arasında imzalanan normalleşme anlaşmaları yeniden tartışılırken, tarihçi Ramazan Erdem sürecin arka planına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
BAE'nin 2020 yılında İşgalci işgalci israil ile imzaladığı İbrahim Anlaşmaları'nın geçmişte atılan adımların devamı olduğunu belirten Erdem, sürecin yeni olmadığını söyledi.
İşgalci israilin Arap ülkeleriyle kurduğu diplomatik ilişkilerin 1979'daki Camp David Anlaşması'na dayandığını hatırlatan Erdem, bu sürecin aşamalı olarak ilerlediğini ifade etti.
Mısır ve Ürdün'ün işgalci rejimi ile yaptığı anlaşmaların işgalci israili devlet olarak tanımak anlamına geldiğini dile getiren Erdem, normalleşmenin bölgesel sonuçlarına dikkat çekti.
Camp David ve Ürdün anlaşmalarının Filistin meselesi gözetilerek yapıldığı iddialarına değinen Erdem, İbrahim Anlaşmaları'nın bu yönüyle ayrıştığını savundu.
İbrahim Anlaşmaları'nın Filistin'i tamamen devre dışı bırakarak işgalci israil ile koşulsuz bir normalleşme hedeflediğini belirten Erdem, bu durumun yeni bir kırılma noktası olduğunu söyledi.
Sürecin Fas ve Sudan'ın da dahil edilmesiyle genişletilmek istendiğini ifade eden Erdem, bu anlaşmaların bölgesel bir projeye dönüştürüldüğünü dile getirdi.
İşgalci israilin Gazze'de uyguladığı politikaların direnişle bağlantılı olduğunu savunan Erdem, normalleşme adımlarının bu direnişi bastırmayı amaçladığını belirtti.
İbrahim Anlaşmaları'nın işgali meşrulaştırdığını söyleyen Erdem, bu sürecin Mescid-i Aksa'nın statüsünü tehlikeye attığını ifade etti.
İşgalci israilin hedeflerinin Gazze ve Kudüs ile sınırlı olmadığını vurgulayan Erdem, anlaşmaların uzun vadede bölge ülkeleri için ciddi sonuçlar doğurabileceğini kaydetti.
"Burada açık bir kabul söz konusudur"
Erdem, "Birleşik Arap Emirlikleri'nin 2020 yılında İşgalci israil ile yaptığı normalleşme anlaşmaları İbrahim Anlaşmaları olarak adlandırılmaktadır. Ancak bu anlaşmalar sadece Birleşik Arap Emirlikleri ile sınırlı değildir. Daha önce 1979 yılında Mısır Camp David Anlaşması'nı imzalamış, 1994 yılında ise Ürdün işgalci israil ile ticaret ya da kendini muhafaza olarak adlandırılabilecek anlaşmalar gerçekleştirmiştir. Bu durum işgalci israili devlet olarak tanımak anlamına gelmektedir. Birileri işgalci israil ile masaya oturuyorsa ve özellikle sözüm ona Müslüman Arap devletlerinin yöneticileri işgalci israili normalleştiriyorsa, burada açık bir kabul söz konusudur." dedi.
"Bu anlaşma, Camp David'in bir nevi devamı olarak yapılmıştır"
Camp David ve Ürdün anlaşmalarının Filistin meselesi gözetilerek yapıldığı iddialarına da değinen Erdem, "Camp David ve Ürdün'ün yaptığı anlaşmalar, Filistinlileri göz ardı etmeden yapılmış gibi sunulmuştur. Ancak BAE'nin 2020 yılında imzaladığı İbrahim Anlaşmalarında Filistin meselesi tamamen dışlanmıştır. Burada amaç, Filistin'i hiç dahil etmeden işgalci israil ile tam bir normalleşme sağlamaktır. Bu anlaşma, Camp David'in bir nevi devamı olarak yapılmıştır." ifadelerini kullandı.
İbrahim Anlaşmaları'nın genişletilmek istendiğini dile getiren Erdem, "Sonraki süreçte Fas ve Sudan'ın da dahil edildiğini gördük. Bu anlaşmaların ne kadar genişletilmek istendiği, Trump'ın ziyaretleri sırasında paylaşılan ve Ahmet Şara'nın da yer aldığı görsellerle açıkça ortaya konulmuştur." şeklinde konuştu.
"HAMAS, Kudüs'ü ve Mescid-i Aksa'yı koruduğu için hedef alınmaktadır"
İşgalci israilin Gazze'de uyguladığı politikaları değerlendiren Erdem, "İşgalci israil bugün soykırım uygulamaktadır. Bunun sebebi ise orada bir direnişin var olmasıdır. HAMAS, Kudüs'ü ve Mescid-i Aksa'yı koruduğu için hedef alınmaktadır." dedi.
"Buraların sahibi İşgalci israildir dedirtmek istiyorlar"
İbrahim Anlaşmaları'nın Camp David'den daha ağır sonuçlar doğurduğunu savunan Erdem, "Bu anlaşmalar işgali muteber kabul etmektedir. İşgalci israili bu toprakların hâkimi olarak kabul ettirme amacı taşımaktadır. Direnişin verdiği mücadeleyi terörize olarak göstermek için bu anlaşmalar gündeme getirilmektedir. Arapları yanlarına alarak 'buraların sahibi işgalci israildir' dedirtmek istiyorlar. Bu durum Mescid-i Aksa'nın işgaline kapı aralamaktadır." ifadelerini kullandı.
"Büyük israil devletini kurmayı hedeflemektedirler"
İşgalci israilin hedeflerinin Gazze ve Kudüs ile sınırlı olmadığını belirten Erdem, "İşgalci israilin Arz-ı Mev'ud olarak adlandırılan bir inancı vardır. Büyük israil devletini kurmayı hedeflemektedirler. Haritalarında Fırat ve Dicle arasını kapsayan Davut yıldızı bulunmaktadır. Bu toprakların kendilerine vadedildiğine inanıyorlar. Bu alanın içerisinde Ürdün, Mısır'ın Sina Yarımadası, Arabistan'ın kuzeyi, Suriye, Türkiye'nin bir kısmı, Irak ve hatta İran'ın bir bölümü yer almaktadır. Buraların tamamı işgalcinin hedefidir." dedi.
"İbrahim Anlaşmaları ile işgal önce kabul ettirilmektedir"
Anlaşmaların uzun vadeli sonuçlar doğuracağını vurgulayan Erdem, "Bugün nüfusları bu hedefleri gerçekleştirmeye yetmiyor olabilir. Ancak İbrahim Anlaşmaları ile işgal önce kabul ettirilmektedir. Bu kabul, ilerleyen süreçte işgalci israilin devlet olarak kendisine vaat edildiğine inandığı toprakları isteme gücünü kazanmasına yol açacaktır." şeklinde konuştu.
"Kendi torunları dahi onları lanetle anacaktır"
Erdem, işgalci israil ile yapılan anlaşmaların gelecek nesiller açısından ağır sonuçlar doğuracağını belirterek, "Bugün fayda sağlayacağı düşüncesiyle imzalanan bu anlaşmalar, gelecekte torunlar tarafından lanetle anılacaktır. Bu anlaşmayı imzalayan devletler, işgalin ve gerçekleştirilen soykırımın ortağıdır. Eğer bu süreç bugün durdurulmazsa, kendi torunları dahi onları lanetle anacaktır." değerlendirmesinde bulundu. (İLKHA)