17132,20%0,11
43,72% 0,19
51,92% -0,02
7075,01% 2,56
11673,05% -0,41
Peygamber Sevdalıları Siverek temsilciliği tarafından “Şubat ayı Şehadet ayı” teması ile şehidleri anma ve anlama programı düzenlendi.
Program, Haydar Öztürk’ün Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı.
Programa Araştırmacı-Yazar İbrahim Yaz katıldı. Programın anlam ve önemine değinen Yaz, “Her ayımız oldu şubat, her günümüz oldu şehid.” dedi.
Yaz, şehidlerin "susmanın emniyet olarak adlandırıldığı dönemlerde susmayıp bir adım öne çıkanlar olduğunu, Allah’ın dinini ve mesajını insanlara ulaştırma gayreti içerisinde olduklarını" belirtti.
"Şehadet ve cihadın fazileti"
Şehidlik ve şehadetin önemine vurgu yapan Yaz, “Şehidlikle ilgili birçok hadis-i şerif ve ayet-i kerime vardır. Allah, ‘Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz; bilakis onlar diridirler fakat siz bunun farkında değilsiniz.’ diye buyurmaktadır. Yine Rasulullah (Sallahu Aleyhi Vesellem)’ın birçok hadis-i şerifi vardır. Bir hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor: ‘Ümmetime ağır gelmeseydi ben Allah yolundaki bütün seriyelere katılır, cihad ederdim; ardından şehid olmak isterdim, tekrar cihat edip tekrar şehid olmayı isterdim, tekrar cihad edip tekrar şehid olmayı isterdim, tekrar cihad edip tekrar şehid olmayı isterdim.’ Buyurmaktadır. Böylelikle Allah yolunda cihadın ve şehadetin faziletini anlatmıştır. Elbette ki Allah yolunda cihad etmenin ve orada mücadele etmenin fazileti çok çok büyüktür, hepimizin malumudur. Zaten biz bu Gazze sürecinde bunun faziletini çokça gördüğümüz için ben işin bu boyutuna pek fazla değinmek istemiyorum. 'Sizin Allah yolunda iki devenin süt arası kadar cihad etmeniz, burada yapacağınız 70 yıllık ibadetten evladır.' Bir başka rivayette '70 yıllık nafile ibadetten daha hayırlıdır.' Yani Allah yolunda iki devenin süt arası kadar yapılacak olan bir mücadele, bir gayret, bir cihat, onun uğrunda ter dökmek, gözyaşı dökmek, o noktada bedel vermek, sizin burada oturup yapacağınız 70 yıllık ibadetten daha efdaldir. Rasulullah aleyhissalatu vesselam, ‘Âlimin uykusu, abidin 70 yıllık ibadetinden daha evladır.’ buyuruyor. Âlim uyuyor, abid ibadet ediyor fakat onun uyanışı ile 70 yılı silip süpürüyor. Niye? Çünkü onun uyanışı âlemi uyandırıyor. Haşa, biz abidin ibadetini küçük görmüyoruz, yanlış anlaşılmasın. Elbette ki abid olmak, elbette ki ibadet etmek çok güzeldir. Fakat biri bireyseldir, biri geneldir. Biri ümmeti uyandırmanın derdindedir, ümmeti bilinçlendirmenin mücadelesini veriyor. Diğeri ise doğal olarak kendimi kurtarayım, dolayısıyla bunun mücadelesini veriyor. Günah mıdır? Değildir. Faziletli midir? Elbette ki faziletlidir." ifadellerini kullandı.
"Her günümüz oldu şehit"
Şehidleri anlatan Yaz, "İşte biz bir şubat ayında, değerli kardeşlerim, ümmeti uyandırmaya çalışan insanların hayatından bazı kesitler işliyoruz. Şubat ayı o anlamda önemlidir. Bundan birkaç yıl, 10 yıl, 20 yıl önce olsa şubat ayının üzerinde çok fazla dururduk ama şimdi artık devir değişti, şartlar değişti! Artık her ayımız oldu şubat, her günümüz oldu şehid. ‘Onlar, yani susmanın emniyet olarak adlandırıldığı dönemlerde susmayıp bir adım öne çıkanlardır.’ Şehid kimdir dediğimiz zaman, aziz kardeşlerim, insanların sustuğu dönemde, korktuğu dönemde ortaya çıkan insanlardır. Onlar, susmanın emniyet olarak adlandırıldığı dönemlerde susmayıp bir adım öne çıkanlardır. Onlar Allah’ın dinini ve mesajını insanlara ulaştırmanın gayreti içerisinde olanlardır. Yine onlar, Allah yolunda bilfiil cihat etmenin, mücadele etmenin stratejisindedir. Hata olarak adlandırıldığı dönemlerde bütün o stratejileri yerle yeksan ederek Allah’ın rızasını düşünerek ayağa kalkanlardır. Yine onlar, feda olmanın saflık olarak adlandırıldığı günümüzde, hiçbir şeyden gözü korkmayan; malını, canını, her şeyini Allah’ın dinine feda eden, çalışan, çabalayan, gayret gösteren insanlardır. Dolayısıyla da herkesin hesap kitap yaptığı dönemde bunlar hesap kitap yapmayanlardır." şeklinde konuştu.
"Şehadet bilinci ve günümüz"
Şehidlik ve şahitlik dışında üçüncü yolun felaket olduğunu söyleyen Yaz, "Yani bir açıdan, günümüzde insanların 'Bu da çok saftır' dedikleri dönemde gerçekten bunlar çok saf olan, halis olan, çok temiz olan, kirlenmemiş olan; düşünce dünyaları kirlenmemiş, fikirleri kirlenmemiş, söylemleri kirlenmemiş, tertemiz olan insanlardır. Öyle ya, gün olur, an olur, şartlar değişir. Ortamın çok kızıştığı dönemlerde öne atılırsın, derler ki uyanık ol. Bunu akraba da söylüyor, çevreden insanlar da söylüyor. Çok fazla böyle tehlikeli işlerle uğraşma denildiği dönemlerde bunlar tehlikenin üstüne ölümüne yürüyenlerdir. Mesele, yani her şubat ayında kalkıp da şehitlerin hayatından bazı menkıbeler anlatıp hikâyelerini anlatıp hüzünlenmek değil. Mesele, eğer biz şehitleri anlamazsak şehit de olamayız. Ya şehid olacağız ya şahid olacağız. Üçüncü yol felakettir. Yani üçüncü yol bizi helaka götürecek. Onun için ya biz şehit olacağız ya da şahitlerden olacağız. Şehadet arzusunu taşıyanların bir hedefi, bir amacı, bir gayesi vardır. O ölmüyor aslında. Onlara ölüler demeyin derken Allah Teâlâ onların mesajının ölümsüz olduğunu bildiriyor. Bir İsmail Haniye geçti, Yahya Ayaş geçti, bir Yahya Sinvar geçti, Muhammed Dayıf geçti, Ebu Ubeyde geçti ve mesela şubat ayında şehid olanlardan Metin Yüksel, Hasan el-Benna geçti. Bunlar yaşamanın hesaplarını yapmadılar, aziz kardeşlerim. Bakın, Allah bizi söylemlerimizle imtihan ediyor. Ne oldu Gazze’de? Bir su ulaştıramadık. Hani Hazreti Hüseyin? Hani Kerbela? Yanıbaşımızda kardeşlerimiz şehit edildi. Feryatları, figanları yeri göğü titretti. Şehadete sevdalı olanlar, Gazze’deki kardeşlerimiz direndiler. Bütün o yokluklara rağmen, bütün o sıkıntılara rağmen dünyanın en gelişmiş ordularına kafa tuttular. Fakat bir ümmet olarak Müslümanlar hiçbir şey yapamadı. Hani şehadet arzusu?" diye konuştu.
"Anmak değil anlamak"
Son olarak yaz, "Metin Yüksel denildiği zaman, Yahya Sinvar denildiği zaman ve nice şehitler denildiği zaman hepsi şehadet sevdasıyla yanmış ve bu mücadeleyi vermişlerdir. Şubat bu anlamda bizim için önemlidir. Şehadet yıl dönümlerinde amaç o insanları anmak değil; onları Allah anıyor, bizim anmamıza ihtiyaçları yok. Bizim onları anlamaya ihtiyacımız vardır. Biz onları anlamak zorundayız. Rabbim cümlemizi Allah Teâlâ rızası doğrultusunda çalışan, gayret gösteren, emek veren, bedel veren ve her türlü musibete karşı sabretmesini bilen, yalnızca Allah’a dayanan, ihlas ile hiç kimseden beklenti içerisinde olmadan mücadele eden kullarından eylesin. Herkes çok konuşuyor. Konuşanların çok olduğu, yaşayanların çok az olduğu bir dönemdeyiz. İnsanların özü ve sözü bir olanlara ihtiyacı var. Rabbim özü ve sözü bir olanlardan eylesin. Allah Teâlâ konuştuklarımızla amel etmeyi nasip etsin.” dedi. (İLKHA)