Ülkemizde artık sanal kumar yaşı 14’e kadar düşmüş durumda. Dile kolay… Daha çocuk yaşta bir genç, elindeki telefondan birkaç tıklamayla bir oyun sitesine giriyor, ilk etapta eğleniyor zannediyor. Ama sonra o “oyun” dediği şey, hayatını yavaş yavaş çalıyor.
Kumar eskiden kahvehanelerde, gizli odalarda oynanırdı. Şimdi cebimizde, elimizde, hatta evimizin içinde. Ne kapı var, ne kilit… Sadece internet bağlantısı yeterli. Üstelik bu sitelerin çoğu reklam adı altında sosyal medyada karşımıza çıkıyor. “Kazandım”, “10 dakikada para çekimi yaptım”, “şansımı denedim, hayatım değişti” gibi aldatıcı sloganlarla binlerce genci tuzağa çekiyorlar.
Bu ülkede bir genç geleceğini kazanmak için yıllarca okuyor, sınavdan sınava koşuyor. Ama öte yandan bir başkası, “bir tıkla zengin olursun” yalanına inanıyor. İşte tam burada devletin, yetkili kurumların daha güçlü bir şekilde devreye girmesi gerekiyor. Çünkü bu artık bireysel bir mesele değil; toplumsal bir çöküşün sessiz habercisi.
Bir baba, maaşını sanal kumara kaptırıyor. Bir anne, çocuğunun telefon geçmişine baktığında “rulet”, “bahis”, “casino” kelimelerini görüyor. Bir genç, harçlığını orada kaybediyor. Hepsi aynı cümleyi kuruyor:
“Bir kere denedim, ama bırakamadım.”
Peki neden hâlâ bu kadar kolay erişilebiliyor bu sitelere?
Neden bir çocuk, yasaklı olması gereken bu platformlara saniyeler içinde girebiliyor?
Neden bu kadar açık bir tehlike karşısında hâlâ güçlü bir denetim yok?
Devletin görevi sadece cezalandırmak değil, korumak da olmalı. Özellikle gençleri…
Bu siteleri tamamen engellemek belki teknik olarak zor, ama caydırıcı yaptırımlar, güçlü denetim mekanizmaları ve toplumsal farkındalık kampanyalarıyla bu illetin önüne geçilebilir.
Bir ülke, geleceğini gençleriyle kurar.
Ama biz gençlerimizi sanal kumarın karanlığına teslim edersek, geleceğimizi kaybederiz.
Bir oyunun, bir tuşun ardında nice hayatlar sönüyor; sessizce, fark edilmeden.
Artık bu sessizliği bozmanın zamanı geldi.
Bu mesele bir kişinin değil, hepimizin meselesi.