İRAN DÜŞERSE…

Bazı ülkeler sevilmez.

Bazı rejimler eleştirilir.

Ama bazı coğrafyalar düşmemelidir.

İran, bugün ne Şii meselesidir ne mollalar meselesi…

İran, Türkiye’nin doğudan son jeopolitik kilididir.

Bu kilit kırılırsa kapı sadece İran’a değil, bize açılır.

İran düşerse, ilk düşen şey petrol kuyuları olmaz; denge düşer.

İran petrolü bir gecede İsrail’in ve ABD’nin denetimine geçer. Enerji artık silah olur. Kim vanayı tutuyorsa, haritayı o çizer.
 

Sonra ne olur?

Türkiye doğudan kuşatılır.

Kafkasya’dan Orta Doğu’ya uzanan hat, bizim için bir geçiş yolu olmaktan çıkar, bir set hâline gelir. Azerbaycan’la aramıza görünmez ama aşılmaz bir duvar örülür. “İki devlet, tek millet” söylemi harita üzerinde anlamsızlaşır.

İsrail, tarihinde ilk kez gerçek anlamda tam güvenlik kuşağına kavuşur.

Doğusunda İran yoksa, kuzeyinde Suriye zaten zayıflatılmışsa, güneyinde deniz hâkimiyeti kurulmuşsa…

Artık İsrail savunmada değil, oyun kurucudur.
 

Suriye düştüğünde bunu gördük.

Kıbrıs zayıflatıldığında hissettik.

İran düştüğünde ise tam kuşatma başlar.

Ve sonra hepimizin bildiği ama yüksek sesle söylenmeyen senaryo devreye girer:

İran’ın kuzeyi, Irak’ın kuzeyi, Suriye’nin doğusu…

Birleştirilmiş, Akdeniz’e uzanan bir yapı.

Türkiye’nin Güneydoğusu artık iç mesele değil, sürekli bir cephe olur.

 

Akdeniz’e çıkamazsınız.

Çıksanız bile nefes alamazsınız.

Çünkü deniz sadece su değildir; deniz egemenliktir.

Bu yüzden mesele “İran’ı sevmek” değil.

Mesele “İran’ı savunmak” da değil.

 

Mesele Türkiye’nin düşmemesi.

Bugün İran’a atılan her adım, yarın Ankara’ya çevrilecek bir pusulanın ayarıdır.

Bugün Tahran’ı hedef alan her senaryo, yarın Diyarbakır’ı, Van’ı, Hakkâri’yi harita dışına itmeyi hedefler.

İran düşmemeli.

Çünkü İran düşerse, sırada biz varız.

Ve tarih şunu defalarca gösterdi:

Haritada bir ülke düşerken sevinenler, bir sonraki haritada kendini bulamaz.



Mehmet Salih SEYHAN

İran Yıkılırsa Bu Ateş Bizi de Yakar

.

Tarih: 16.01.2026 12:00 Güncelleme: 16.01.2026 12:00