Keşke Biraz Daha Altın Alsaydık - 2
1
Gerçekten de insan bu dünyada bir misafir, bir yolcu gibidir. Hayatı ise uzun bir yolculuğun kısa bir menzilidir.
Bu yolculuğun mahiyeti şöyle anlatılır:
“Bilirsiniz ki: ‘İnsan bir yolcudur. Sabavetten gençliğe, gençlikten ihtiyarlığa, ihtiyarlıktan kabre, kabirden haşre, haşirden ebede kadar yolculuğu devam eder.’”
(Mesnevi-i Nuriye)
İnsan bu uzun yolculukta başıboş değildir. Attığı her adımın bir karşılığı vardır. Çünkü bu dünya aynı zamanda bir imtihan meydanıdır.
Bu hakikat şöyle ifade edilmiştir:
“Demek bu meydan-ı imtihanda olanlar başıboş değiller. Saadet sarayları ve zindanlar onları bekliyorlar.”
(Sözler, Onuncu Söz)
Öyleyse bugün attığımız her iyilik tohumu, yarın ebedî hayatımızda karşımıza çıkacak bir hazineye dönüşecektir.
İşte içinde bulunduğumuz Ramazan’ın son günleri de adeta böyle bir altın madeni gibidir.
Bu mübarek günler; rahmet kapılarının ardına kadar açıldığı, sevapların kat kat verildiği eşsiz zaman dilimleridir.
Kur’ân’ın haber verdiği gibi Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır. Bu demektir ki, bu günlerde yapılan küçük bir iyilik bile sıradan zamanlarda yapılan binlerce iyiliğin sevabına ulaşabilir.
Bediüzzaman Hazretleri Ramazan’ın bu bereketini şöyle ifade eder:
“Ramazan-ı Şerifte sevab-ı a’mâl, bire bindir. Kur’ân-ı Hakîmin, nass-ı hadisle, her bir harfinin on sevabı var; on hasene sayılır, on meyve-i cennet getirir. Ramazan-ı Şerifte her bir harfin on değil, bin ve Ayetü’l-Kürsî gibi ayetlerin herbir harfi binler ve Ramazan-ı Şerifin cumalarında daha ziyadedir. Ve Leyle-i Kadirde otuz bin hasene sayılır.”
(Mektubat)
Yani bugün yapılan bir hayır, verilen bir sadaka, kılınan bir namaz, okunan bir Kur’ân; ahiret terazisinde altın hükmünde bir değer kazanır.
Belki birkaç gün sonra Ramazan bitecek.
Günler yine geçecek.
Hayat yine devam edecek.
Fakat bu mübarek iklim geçtikten sonra insanın kalbine çoğu zaman şu sözler düşer:
“Keşke biraz daha Kur’ân okusaydım…”
“Keşke biraz daha dua etseydim…”
“Keşke biraz daha sadaka verseydim…”
“Keşke bu fırsatı daha iyi değerlendirseydim…”
Bu hakikati anlatan şu cümle ne kadar manidardır:
“Geçmiş günler elden çıktı; gelecek ise henüz gelmedi. Öyleyse insanın hakiki sermayesi bulunduğu andır.”
İşte şu an, elimizdeki en büyük hazinedir.
Çünkü henüz bitmemiş olan Ramazan günleri, önümüzde duran altın dolu bir maden gibidir.
Yarın “keşke” dememek için bugün bir iyilik daha yapmak gerekir.
Bir dua daha etmek…
Bir gönül daha almak…
Bir sadaka daha vermek…
Bir namazı daha huşû ile kılmak…
Çünkü ahiret sabahı geldiğinde herkes aynı soruyu kendine soracaktır:
“Keşke daha fazla altın alsaydım…”
O gün pişmanlık yaşamamak için, bugün elimizdeki bu mübarek vakitleri amel-i salihle doldurmak gerekir.
Unutmayalım:
Bugünün “iyikileri”, yarının “keşkelerini” susturur.



