RAMAZAN RİSALESİ - 5
.
DOKUZUNCU NÜKTE
Ramazan-ı şerifin orucu, doğrudan doğruya nefsin mevhum rububiyetini kırmak ve aczini göstermekle ubudiyetini bildirmek cihetindeki hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki:
Nefis; Rabb’isini tanımak istemiyor, firavunane kendi rububiyet istiyor. Ne kadar azaplar çektirilse o damar onda kalır. Fakat açlıkla o damarı kırılır. İşte ramazan-ı şerifteki oruç, doğrudan doğruya nefsin firavunluk cephesine darbe
vurur, kırar. Aczini, zaafını, fakrını gösterir. Abd olduğunu bildirir.
Hadîsin rivayetlerinde vardır ki:
Cenab-ı Hak nefse demiş ki: “Ben neyim, sen nesin?”
Nefis demiş: “Ben benim, sen sensin!” Azap vermiş, cehenneme atmış, yine sormuş.
Yine demiş: “Ene ene, ente ente!” Hangi nevi azabı vermiş, enaniyetten vazgeçmemiş. Sonra açlık ile azap vermiş, yani aç bırakmış.
Yine sormuş: “Men ene vema ente?”
Nefis demiş:
اَنْتَ رَبِّى الرَّحٖيمُ، وَاَنَا عَبْدُكَ الْعَاجِزُ
Yani “Sen benim Rabb-i Rahîm’imsin, ben senin âciz bir abdinim.”
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَاةً تَكُونُ لَكَ رِضَاءً وَ لِحَقِّهٖ اَدَاءً بِعَدَدِ ثَوَابِ قِرَائَةِ حُرُوفِ الْقُرْاٰنِ فٖى شَهْرِ رَمَضَانَ وَ عَلٰى اٰلِهٖ وَ صَحْبِهٖ وَ سَلِّمْ
بْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلٖينَ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ اٰمٖينَ
İ’tizar: Şu risale, kırk dakikada süratle yazılmasından, ben ve müsvedde yazan kâtip, ikimiz de hasta olduğumuzdan, elbette içinde müşevveşiyet ve kusur bulunacaktır. Nazar-ı müsamaha ile bakmalarını ihvanlarımızdan bekleriz. Münasip gördüklerini tashih edebilirler.
اسْمِهٖ سُبْحَانَهُ وَ اِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ
اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ
Aziz, sıddık kardeşlerim!
Evvela: Sizin Leyle-i Beratınızı ve gelecek ramazanınızı tebrik eder ve bu gelecek Leyle-i Kadri hakkınızda ve hakkımızda bin aydan daha hayırlı olmasını ve defter-i a’malimize böyle geçmesini Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyoruz ve böylece, bayrama kadar
اَللّٰهُمَّ اجْعَلْ لَيْلَةَ قَدْرِنَا فٖى هٰذَا الرَّمَضَانِ خَيْرًا مِنْ اَلْفِ شَهْرٍ لَنَا وَ لِطَلَبَةِ رَسَائِلِ النُّورِ الصَّادِقٖينَ
duasını etmeye niyet ettik.
Hem sizin iki mu’cizeli Kur’an’ı bizlere bu mübarek aylarda göndermeniz, inşâallah o derece medar-ı bereket ve sevap ve hasenat ve fütuhat olacak ki hakkımızda bu ramazanın her bir günü bir Leyle-i Kadir hükmüne geçeceğini rahmet-i İlahiyeden ümit ederiz.
Şimdiden biz tedbir ettik ki iki Kur’an’ı, Risale-i Nur’un buradaki has talebeleri ramazan-ı şerifte, her biri her günde bir cüzünü sizin ile beraber okumak ile ramazanın her gününde bir hatme-i Kur’aniye olarak, manevî ve çok geniş bir mecliste, Isparta ve Kastamonu’yu ihata eden bir dairede halka tutan Risale-i Nur talebelerinin ve o dairenin merkezinde sizler bulunmak cihetiyle Risale-i Nur şakirdlerinin etrafınızda olarak Nakşî’de, hatme-i hacegân tarzında fakat çok büyük bir mikyasta Risale-i Nur’un bütün şakirdleri manen hazır ve o dairede bulunuyor niyetiyle, tasavvuru ile okunmak, o kudsî hatmeyi yapmak, Cenab-ı Hakk’ın rahmetinden tevfik niyaz ederiz.
Said Nursî
Hâşiye: Vilayet, kaza, nahiye ve köylerde Risale-i Nur’un yeni ve eski has talebelerinden her biri, ramazanın her gününde, Kur’an-ı Kerîm’in birer cüzünü okuyorlar. Böylece o memleketlerde, Üstadları Bediüzzaman Hazretlerinin bu çok sevaplı ve nurlu tavsiyesine ittiba ederek ramazanın her gününde bir hatme-i Kur’aniye yapmak nimet-i uzmasına nâil oluyorlar.
RN-Ramazan İktisad Şükür/22



