İhsan SEYHAN

Tarih: 13.03.2026 19:15 Güncelleme: 13.03.2026 19:15

RAMAZAN RİSALESİ - 5

.

DOKUZUNCU NÜKTE 
 Ramazan-ı şerifin orucu, doğrudan doğruya nefsin mevhum rububiyetini kırmak ve aczini göstermekle ubudiyetini bildirmek cihetindeki hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki: 
 Nefis; Rabb’isini tanımak istemiyor, firavunane kendi rububiyet istiyor. Ne kadar azaplar çektirilse o damar onda kalır. Fakat açlıkla o damarı kırılır. İşte ramazan-ı şerifteki oruç, doğrudan doğruya nefsin firavunluk cephesine darbe 
vurur, kırar. Aczini, zaafını, fakrını gösterir. Abd olduğunu bildirir. 
 Hadîsin rivayetlerinde vardır ki: 
 Cenab-ı Hak nefse demiş ki: “Ben neyim, sen nesin?” 
 Nefis demiş: “Ben benim, sen sensin!” Azap vermiş, cehenneme atmış, yine sormuş. 
 Yine demiş: “Ene ene, ente ente!” Hangi nevi azabı vermiş, enaniyetten vazgeçmemiş. Sonra açlık ile azap vermiş, yani aç bırakmış. 
 Yine sormuş: “Men ene vema ente?” 
 Nefis demiş: 
‎اَنْتَ رَبِّى الرَّحٖيمُ، وَاَنَا عَبْدُكَ الْعَاجِزُ‎ 
 Yani “Sen benim Rabb-i Rahîm’imsin, ben senin âciz bir abdinim.” 
‎اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَاةً تَكُونُ لَكَ رِضَاءً وَ لِحَقِّهٖ اَدَاءً بِعَدَدِ ثَوَابِ قِرَائَةِ حُرُوفِ الْقُرْاٰنِ فٖى شَهْرِ رَمَضَانَ وَ عَلٰى اٰلِهٖ وَ صَحْبِهٖ وَ سَلِّمْ‎  

بْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلٖينَ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ اٰمٖينَ‎ 
 İ’tizar: Şu risale, kırk dakikada süratle yazılmasından, ben ve müsvedde yazan kâtip, ikimiz de hasta olduğumuzdan, elbette içinde müşevveşiyet ve kusur bulunacaktır. Nazar-ı müsamaha ile bakmalarını ihvanlarımızdan bekleriz. Münasip gördüklerini tashih edebilirler.  

اسْمِهٖ سُبْحَانَهُ  وَ اِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ‎ 
‎اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ‎ 
 Aziz, sıddık kardeşlerim! 
 Evvela: Sizin Leyle-i Beratınızı ve gelecek ramazanınızı tebrik eder ve bu gelecek Leyle-i Kadri hakkınızda ve hakkımızda bin aydan daha hayırlı olmasını ve defter-i a’malimize böyle geçmesini Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyoruz ve böylece, bayrama kadar 
‎اَللّٰهُمَّ اجْعَلْ لَيْلَةَ قَدْرِنَا فٖى هٰذَا الرَّمَضَانِ خَيْرًا مِنْ اَلْفِ شَهْرٍ لَنَا وَ لِطَلَبَةِ رَسَائِلِ النُّورِ الصَّادِقٖينَ‎ 
duasını etmeye niyet ettik. 
 Hem sizin iki mu’cizeli Kur’an’ı bizlere bu mübarek aylarda göndermeniz, inşâallah o derece medar-ı bereket ve sevap ve hasenat ve fütuhat olacak ki hakkımızda bu ramazanın her bir günü bir Leyle-i Kadir hükmüne geçeceğini rahmet-i İlahiyeden ümit ederiz. 
Şimdiden biz tedbir ettik ki iki Kur’an’ı, Risale-i Nur’un buradaki has talebeleri ramazan-ı şerifte, her biri her günde bir cüzünü sizin ile beraber okumak ile ramazanın her gününde bir hatme-i Kur’aniye olarak, manevî ve çok geniş bir mecliste, Isparta ve Kastamonu’yu ihata eden bir dairede halka tutan Risale-i Nur talebelerinin ve o dairenin merkezinde sizler bulunmak cihetiyle Risale-i Nur şakirdlerinin etrafınızda olarak Nakşî’de, hatme-i hacegân tarzında fakat çok büyük bir mikyasta Risale-i Nur’un bütün şakirdleri manen hazır ve o dairede bulunuyor niyetiyle, tasavvuru ile okunmak, o kudsî hatmeyi yapmak, Cenab-ı Hakk’ın rahmetinden tevfik niyaz ederiz. 
Said Nursî 

 Hâşiye: Vilayet, kaza, nahiye ve köylerde Risale-i Nur’un yeni ve eski has talebelerinden her biri, ramazanın her gününde, Kur’an-ı Kerîm’in birer cüzünü okuyorlar. Böylece o memleketlerde, Üstadları Bediüzzaman Hazretlerinin bu çok sevaplı ve nurlu tavsiyesine ittiba ederek ramazanın her gününde bir hatme-i Kur’aniye yapmak nimet-i uzmasına nâil oluyorlar.  
RN-Ramazan İktisad Şükür/22