Mehmet Sait KAYA

Tarih: 25.02.2026 20:12

Bir Sabah Azrail Kapımızdaydı

Facebook Twitter Linked-in

25.09.2025…

Gece hiçbir şey yoktu.

Evimizin içi kahkaha doluydu.

Babam… Ferit Kaya…

Bizimle oturuyor, şakalaşıyor, gülüyordu.

Ana dilimiz Kürtçe…

Bir ara dönüp dedi ki:

“Bâvâ hake xu jimere helal dikî…”

Helallik ister gibi…

Ama biz anlamadık.

Meğer vedaymış.

Azrail o gece gelmişti belki de.

Liste defteri hazırlanmıştı çoktan.

Belki bakmıştı babama…

“Sabah alacağım canını” demişti.

“Bu evde feryat kopacak ama şimdi değil…”

Ve sessizce beklemişti.

Sabah birlikte kahvaltı yaptık.

Pekmez yedi, yoğurt yedi.

Kim bilebilir ki insanın ömrü kaç kaşıktır?

Kaç lokmadır?

Kaç saat kalmıştır?

Ben odama geçtim.

Sonra bir ağıt sesi…

Habibe teyzem ve Rıdvan oradaydı.

Su istemiş.

Sonra yavaşça halıya düşmüş.

Ambulans kapıdaydı.

Mahalleli gençler yardıma koşmuştu.

Kapıyı açtığımda dünya yerinden oynamıştı.

“Baban kalp krizi geçiriyor…”

O an insanın içi boşalıyor.

Ağlıyorsun ama sesin çıkmıyor.

Koşmak istiyorsun ama ayakların gitmiyor.

Saat 12’ye doğru…

Durum kritik.

Sonra o cümle…

“Baban rahmet etti.”

Annem Makbulle’nin o sözü söylediği an…

Dünya durdu.

Ben sadece şunu hatırlıyorum:

“Bawo… Bawo… çima çû…”

Bir evladın en çaresiz cümlesi buymuş.

Son Yolculuk

Asr-ı Mezarlığı…

Gasilhane…

Son yıkanış…

Kefen…

Bir insanın dünyadaki bütün varlığı, birkaç metre beyaz bez…

Tabutu ben ve İsmail abim taşıdık.

O an omzumda sadece bir tabut yoktu.

Çocukluğum vardı.

Güvenim vardı.

Dayanağım vardı.

Son kürek atılmadan önce içimden kopan ağıt:

“Ax Bavu… te me mazın kir…

Hevce kesî nekir…

Tu firk û meyî nexistî nav me…”

Bir saat sonra toprak kapandı.

Ama içimizde açılan boşluk kapanmadı.

Hilal Mahallesi

Hacı Salih Mutlu Taziye Evi…

Kalabalık vardı ama insan kendini en yalnız orada hissediyor.

Yusuf, Aysun, Mizgin…

Gurbetten gelenler…

Herkes perişan…

Ama insan şunu anlıyor:

Baba ölünce insanın yaşı büyümüyor,

içi küçülüyor.

Bir Evladın Ardından

Babalar gölge gibidir.

Güneşte fark edilmezler,

Ama çekildiklerinde kavururlar.

Ben o gece son kez sarıldığımı bilmiyordum.

Kim bilebilir ki son sarılış olduğunu?

Şimdi geriye ne kaldı?

Bir ses tonu.

Bir kahkaha.

Bir helallik cümlesi.

Bir de içimizde hiç dinmeyecek bir “Bava…”

Allah rahmet eylesin Ferit Kaya’ya.

Rabbim mekânını cennet eylesin.

Geride kalanlara sabır versin.

Ve bize…

Babalarımızın kıymetini, onlar yanımızdayken bilmeyi nasip etsin.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —