TOPLUMSAL CİNNETİN EŞİĞİNDEYİZ, ARTIK HİÇBİR HABERİ DUYMAK İSTEMİYORUM…
Bazen insanın içinden “Yeter artık!” diye haykırmak gelir ya…
İşte tam da öyle bir dönemin içindeyiz.
Televizyonu açıyorsun: Cinayet.
Gazeteyi açıyorsun: İntihar.
Sosyal medyaya bakıyorsun: Uyuşturucu videoları, rezaletler, çöküşler…
Bu ülkede nefes almak bile bazen ağır geliyor insana.
Gerçekten toplumsal bir cinnetin içinden mi geçiyoruz, yoksa biz farkında olmadan hayatın tüm dengesi mi bozuldu, artık bilmiyorum. Bildiğim tek şey var: Haber duymak bile yormaya başladı.
Her gün biraz daha çürüyoruz.
Aynı gökyüzünün altında, aynı topraklarda yaşayan insanlar olarak birbirimize yabancılaştık, birbirimize düşman, birbirimize tehdit hâline geldik adeta.
Suç Listesi Uzuyor, Umut Listesi Kısalıyor
Cinayetler…
İntiharlar…
Uyuşturucu…
Hırsızlık…
Rüşvet…
Dolandırıcılık…
Bahis…
Kumar…
Fuhuş…
Mafyalar…
Çeteler…
Şikeler…
Bir ülkenin karanlık sayfalarında görebileceğimiz ne varsa, hepsi birden birbirine karıştı.
İnsanın aklı almıyor artık.
Sanki toplumun sinir uçları kopmuş, vicdan denilen şey tükenmiş, utanma duygusu buhar olmuş.
Aileyi Çökerten Diziler ve Programlar
Diziler desen…
Her biri ayrı bir skandalın temsilcisi.
Evli barklı insanlar, lise çağındaki çocuklar, evlilik dışı ilişkiler, entrikalar, ahlâksızlıklar…
Diziler “aileyi anlatmıyor”, aileyi bozuyor!
Evlilik programları, reality şovlar, sosyal medyanın laçkalığı derken, toplumun en sağlam kalelerinden biri olan aile, artık rüzgârda sallanan bir çadıra dönmüş durumda.
Eskiden büyüklerin söylediği bir söz vardı:
“Ev yıkanın evi olmaz.”
Şimdi ev yıkanın prime time’da dizisi var, reytingi var, takipçisi var.
Bu Karanlıkta Kaybolan Sadece Haberler Değil
Kaybolan:
• Güven
• Merhamet
• Saygı
• Adalet duygusu
• Toplumsal huzur
• Umut…
İnsan artık komşusuna bile güvenmeye çekinir hâle geldi.
Çocuklarımız sokakta oynayamaz oldu.
Gençlerimizin hayalleri borç batağına, işsizliğe, sosyal medya sahteciliğine kurban gitti.
Biz ise tüm bunları sıradan haberler gibi tüketiyoruz.
Bir düğmeye basıp izliyoruz, kapıyoruz ve kaldığımız yerden yaşamaya devam ediyoruz.
Oysa toplum bu kadar acıyı sırtına yükleyip nereye kadar gidebilir?
Bu Çöküş Kader Değil, İhmalin Sonucudur
Hiç kimse kusura bakmasın:
Bu cinnet bir kader değil, göz göre göre yapılan ihmalin sonucudur.
Yıllarca,
“Boş ver” dedik.
“Bize dokunmayan yılan bin yaşasın” dedik.
“Bize ne” dedik.
Bugün o yılan büyüdü, her birimizin kapısına dayandı.
Ne Yapmalı?
Elbette çözüm var,
Ama önce toplum olarak uyanmak, sonra da dürüst olmak gerekiyor.
Son Sözüm: Yorulduk Artık!
Evet…
Haber okumaktan yorulduk.
Kötülük izlemekten yorulduk.
Birbirimizin acılarına alışmaktan yorulduk.
Bu ülkenin “iyi insanlar ülkesi” olduğunu hatırlamak istiyoruz.
Birbirinden korkan değil, birbirine güvenen bir toplum olmak istiyoruz.
Gece haber açtığında içimiz daralmasın, umutlarımız kararmasın istiyoruz.
Artık şunu yüksek sesle söyleme zamanı geldi:
Biz cinnet değil, adalet, huzur, merhamet istiyoruz!